23
Yorum
34
Beğeni
5,0
Puan
483
Okunma

___Rüzgarların Dingin Sesleri___
Refik Ali’nin gittiği şehir ona çok paralar, kariyerler kazandırmıştı.
Ama huzur!
Aradığı huzuru ne yaptıysa bulamadı.
İnsanlar birbirini dinlemeyi bilmiyordu. . . Dostluklar çabuk kuruluyor, çabucak da dağılıyordu.
Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Kimsenin akşam olunca; gökyüzündeki yıldızlara bakmak aklına bile gelmiyordu.
Sabah olunca da, kimse kimsenin yüzüne bakmadan bir pürtelaşın içinde kayboluyordu.
-Ya bende birgün onlar gibi olursam! Diye düşünürken: Yaşlı bir adamın dibi delinen poşetindeki patateslerini telaşla yokuştan toplama gayretini fark etti. Telaşla bastonunu bir kenara atmış, patatesleri toplamaya çalışıyordu.
-Dur Amca, düşeceksin.
Demeye kalmadan: Yaşlı adam düştü. . .
Ama düştüğü yer bizim öykümüzün kahramanının kucağıydı neyseki!
-Sen otur bekle bu kaldırımda, ben şimdi hepsini toplarım onların. Hiç merak etme.
-Sağ ol Evlat.
Adam teşekkür etti, bastonunu ve torbasını aldı gitti.
. . . .
Aslında o kadar basit bir olaydı ki bu, birkaç dakika sonra unutulması gerekirdi.
Ama unutamadı. Çünkü adamın gözlerindeki minnet, aldığı bütün övgülerden daha gerçekti.
Ve ilk defa o gece yıllardır hiç eline almadığı dedesinin hediyesi olan keseyi bulup baktı. Ağzındaki ip hala duruyordu.
Yavaşça açtı. . .
İçinde yine hiçbir şey görünmüyordu.
Fakat bu kez boş olmadığını hisseti!
. . . .
Bir anda çocukluğu aklına geldi.
Değirmen önünde oturan dedesi. . .
Rüzgarın sesi . . .
İbibikler öttü kulaklarında sanki ve o söz: ’’ Bazen Dünyayı Değiştiren Şeyler Gözle Görülmez.’’
Ertesi gün Kasabaya gitti. Tepedeki Yeldeğirmeni hala oradaydı, biraz daha yaşlanmıştı sadece. Taşlarının arasındaki yabani otlar iyice büyümüş, çatlaklarına yağmur suları girmişti.
Rüzgar ise hep aynı rüzgardı. Sanki yıllardır onu bekliyormuş gibi esti.
Taş duvara yaslandı. Kesesini avucuna aldı. O an fark etti ki dedesinin kendisine bahsettiği ne ALTIN’dı, ne de HAZİNE.
İnsanların birbirlerine verdikleri küçücük İYİLİKLERDİ. . .
Bir SELAM,
Bir DUA,
Bir HATIR SORMAK,
Bir YARAYI SESSİZCE SARMAK,
Bir LOKMAYI BÖLÜŞMEK,
Bir HATAYI AFFETMEK,
Hepsi ayrı ayrı bakıldığında önemsiz hatta küçücük görünüyordu.
Ama Dünya tam da onların üstünde duruyordu.
Bir Zerre-i Miskal MERHAMET
Bir Zerre-i Miskal VEFA
Bir Zerre-i Miskal SEVGİ
Rüzgar yeniden esti. . .
O küçük kesenin ne kadar ağır olduğunu o zaman anladı.
Ne yana baksa dedesinin kendisine gülümseyen yüzünü görür gibi oldu. . .
8 / 07 / 2026
Davi //
5.0
100% (16)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.