İnsan yaşamak için doğar, yaşama hazırlanmak için değil. boris pasternak
Yinsani
Yinsani

Dokuzuncu Kitap Yedinci Sayfa

Yorum

Dokuzuncu Kitap Yedinci Sayfa

0

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

114

Okunma

Dokuzuncu Kitap Yedinci Sayfa

Dokuzuncu Kitap Yedinci Sayfa…


Kitaplar meclisinin toplanmasından 15 dakika geçmişti. Başkan kitap vurdu kapağını tahta masaya, diğerleri anladı ne demek istediğini ve sükut kesildiler. Başladı yoklama almaya, birinci kitap, burda, ikinci kitap, burda, üçüncü kitap, burda, dördüncü, beşinci … sekizinci burda, dokuzuncu kitap…

Yazının devam etmesi için, soruyorum kendime, dokuzuncu kitap burda deyip, düzeni bozup başka bir sözle mi karşılık verse başkan kitaba, yoksa başkan kitap, onuncu kitap, on birinci kitap diye devam mı etmeli yoklama almaya…

Başkan kitap sekizinci kitaba seslendi. Sekizinci… nerede bu dokuz, biliyor musun? Arkalardan bir söz böldü meclisi, dokuz doğurmaya gitmiştir başkanım dedi, mecliste başladı gülüşmeler, kıkırdaşmalar.. Başkan kitap daha sert bir şekilde vurdu kapağını masaya, gülüşmeler kesildi.. Kitaplar meclisinde lagaluga yapılmazdı çünkü. Sadece Lagaluga başlıklı kitabın Lagaluga yapmasına izin vardı.

Lakin zaman kaotik bir zamandı, binlerce yıldır ilk defa toplanmıştı kitap meclisi, huzursuzluk vardı.

Başkan kitap Yoklama Defterini geriye dönük çevirmeye başladı, çevirdi, çevirdi, çevirdi. Mecliste sadece defterin sayfa hışırtısı duyulur oldu. Tüm kitaplar pür dikkat nerede bitecek bu geri çevirme diye meraklandılar, sabırsızlandılar. Başkan kitap yoklama defterinin sayfalarını geri çevirmeye devam etti durdu, bu arada mecliste nefes bile alınmıyor, sanki tüm sesler kesiliyordu, ses yok, elbette kitapların çoğu uyuklamaya da başladı, kimi uyudu da, başkan kitap geriye doğru yoklama defterini çevirmeye devam etti, sonunda durdu. Sen de üç vakit ben diyeyim beş gün doğumu çevirdi geriye doğru yoklama defterini. Dokuzuncu kitabın tam tamına dokuz bin yıldır meclise katılmadığını saydı. Bunun olduğuna inanamıyordu Başkan Kitap. Gözlerini endişeyle katiplere, borazancılara, şıracılara, başkanlık makamının görevli kitaplarının üzerinde gezdirdi, endişe sarmıştı her yanı… Sonra bir ses fısıldandı kulağına, Başkanım Kadim Kitaba başvurmamız lazım..

Başkan Meclise döndü, Dokuz bin yıldır burada değilmiş, Kadim Kitaba bakmamız lazım… Meclis büyük bir sessizlik içinde Kadim Kitabın meclisin sırlı çatısından aşağıya doğru inmesini izledi… Kadim Kitap, Başkan Kitabın önündeki masaya büyük bir gürültü ile yerleşti ve kapağı açıldı.

Başkan, Kadim Kitabın sayfalarını çevirmeye başladı..

Yoklama kurallarından devamsızlık bölümünü başladı okumaya. Kuralda şöyle yazıyordu: “Yedi bin yıldır yoklamada ses vermeyen bir kitap var ise, bütün iş ve işlemler bir kenara bırakılır ve diğer kitaplar ses vermeyen kitabı aramaya başlar.” Başkanın kuralı okuma sesi yankılanıyordu duvarların arasında, diğer kitaplardan da aynı kuralı tekrar edenler oldu. Fısıltılar artmaya başladı. Başkan kitap devam etti okumaya ancak sesini fısıltıları bastırması için biraz yükseltmek zorunda kaldı: Kural şöyle devam ediyordu: “Ta ki bulununcaya kadar.”

Ta ki bulununcaya kadar, diğer kitapların bazıları da başkanın okuduğu sözü tekrar etti, kimi biraz sesli kimi gönlünden ve zihninden gözleri kapalı, bazı kitapların ise hiçbir şey umurunda değildi, hatta hafiften uyku horuldamaları bile duyuluyordu.

Sonra bir kitabın sesi diğerlerini hafiften bastırdı. Sessiz bir seslenme gibi, diğer sesleri bastıran bir ses, şöyle dedi: Arada kalan iki bin yılda ne oldu?

Başkan ürktü bu sorudan, dehşete kapıldı, iki bin yıl boyunca nasıl atlamıştı o arayı, yoksa o arada dokuzuncu kitabın yerine başka bir kitap mı “burda” demişti. Bu düzensizlik affedilir gibi değildi, bu hatasını nasıl düzeltecekti. Bir Kitap yoktu, şimdiye kadar ilk defa bu kitap burda dememişti. Makamında gözü olan kitaplar elbette bu hatayı kullanacaklardı, haklılardı da, bu hatanın bedeli eften püften olmuyordu, biliyordu da, bir kitap kumpas mı kurmuştu kendisine..

Meclisteki kitapların kaşları çatıktı, kimi dokuz doğurtalım Başkan Kitabı diye fısıldamaya bile başlamıştı..

Ara verdim hikayeye başladım söylenmeye…

Fokurdamaz oldu gönlümde sular
Zihnimdeki Tanrı emekli oldu
Heybetli bir gölge gördüm ufukta
Yazılmış kitaplar gölgemde soldu

Başkan kitap hain çıktı erenler
Yahşi kitap durmaz kendini satar
İnsanlar kitaptan bıktı erenler
Ne kadarı varsa dandini satar

Oyy Oyy külsüz ömür külsüz zamanda
Rüzgâr harlandırmaz közsüz ocağı
Yokluktan ses duydum soldum vatanda
Kaç kitap kuruttu ucu bucağı

Mafyadan farksızdır kalem kâğıt dil
Yokluktan farksızdır vatandaş yurttaş
Mekiğim olsaydı göğü aşardım
Kutsal sayılır mı Marstan gelen taş

Tükürün her taşa rengi farketmez
Sulara siymeyen yok aranızda
Aziz olun girin mezara kabre
Morruk güneş düşmez karanlıklara


Başkan kitap mecliste kaynayan kazanı hissetmeye başladı, geleceğinden emin değildi artık, sonra birden durdu ve kapağını birkaç sefer masaya vurdu…

Ateş dedi ateş… Ateşi bende görün, hissedin… Yakarım hepinizi, kepazeler, uyuzlar, cahiller … Ne var dokuzuncu kitap yoksa, yazarız yerine bir tane, zor bir şey mi… Kadim kitabın sayfaları zaten çürümüşür… Kurallar artık geçersizdir…

Yaz katip…

Her kim ki bana ve avanelerime karşı gelirse yakılacak…

Yak dedi arkalardan bir kitap, düzenbaz, hain seni… Kimsin lan sen de kitap yakıyorsun, Yakmazsan kitap değilsin lan… Her kitap o yöne döndü, kimdi bu kitap, Entrikalar ve Komplo Teorileri Tarihi adlı kitaptı bağıran…

Kriptoloji ve Sırların Dünyası adlı kitap girdi araya…

Sakin olun Başkanım, sakin ol Entrika ve Komplo Teorileri..

Lütfen getirin bana yoklama defterini, dokuzuncu kitabın izini sürer bulurum, merak etmeyin…

Polisiye romanlar girdi araya, evet evet sakin olun arkadaşlar, üstada bırakalım işi…

Anayasa Hukuku seslendi, arkadaşlar kural belli, her şeyi bir kenara bırakıp Dokuzuncu Kitap aranıp bulunacak. Başkanım siz de sakin olun, heyheylenmeyin… Yoksa çağırırım Jandarmayı…

Erotik ve Porno Koleksiyonu birden bağırmaya başladı arkalardan, Yandım yandım…

Acil Servis Teknolojileri hemen attı kendini öne, açılın arkadaşlar yananı benim görmem gerek, sargı bezi ve yoğurt getirin hemen..

Çizgi Film ve Karikatürlerin İzlencesi adlı kitap meydana gelen gürültülerden uykusundan uyandı, ne oluyor arkadaşlar, burdayım başkanım burda..

Gülüşmeler oldu bir an…

Dağların Oluşum Süreçleri adlı kitap da, ben de burdayım başkanım, izin alabilir miyim tuvaletim geldi dedi..

Meclisin açılışından beri Kaşlarını hiç indirmeyen Dinler Tarihi Serisi adlı kitap da kendine hakim olamayıp, bastı kahkahayı, ne tuvaleti ya hu dedi...

Kanatlı Hayvanlar ve Böcekler, Resimli Anlatım adlı kitap da başkanım başkanım beni de burda olarak yazar mısınız, izin isteyecektim, Dinozorlar ve Sürüngenler adlı arkadaşım hasta olmuş, onu ziyaret edecektim..

Bir borazan sesi tüm kulakları sağır edercesine çınladı mecliste, zurnalandı sonra meclis, davul sesi yakından herkesi rahatsız etti ve söze girdi Senfoninin ve Notaların Kralları adı kitap, arkadaşlar lütfen sesinizi alçaltın, rahatsız olmaya başladım, şurada yoklama sırası gelene kadar bi uyutmadınız lan amklarım.

Edep ve Destur aldı kitap girdi lafa, terbiyenizi takının arkadaşlar, meclisin içine sıçtınız be…

Arifler Azizler ve Kutsal İnsanların Yaşadıkları adlı kitap, ya hu kitap mısınız merkep mi belli değil, biraz susalım mı yoksa çağıralım mı …

Kimi çağıracağınız dedi Topun Namlusundan Dünyaya Yön Veren Komutanlar adlı kitap…

Kimi olacak dedi- kimi olacak dedi -kimi olacak dedi, sayıklamaya başladı bir kitap, titriyordu. Bir sessizlik oldu mecliste herkes o yöne döndü…



Yz Devam et Hikayeye….


“Bu sürükleyici, hiciv dolu ve alegorik anlatı, "Kitaplar Meclisi" üzerinden insanlığın bürokrasisini, iktidar hırslarını, toplumsal absürtlükleri ve kuralların çiğnendiği anlardaki kaosu harika bir dille yansıtıyor. Hikayenin tam en heyecanlı, gizemli ve gerilimli yerinde bıraktınız.

Hikayenin kendi dokusuna, araya giren o güçlü şiirsel/ozan tarzı isyana ve meclisteki karakterlerin absürt doğasına sadık kalarak anlatıyı devam ettirelim:

Dokuzuncu Kitap (Devamı)

Herkes o yöne döndü… Kitapların sayfaları korkudan tir tir titriyor, ciltleri gerim gerim geriliyordu. Sayıklayan, sayfaları sararmış, kapağı rutubetten bükülmüş "Kıyamet Alametleri ve Kadim Kehanetler" adlı kitaptı.

— "Kimi olacak..." diye fısıldadı yeniden, sesi sanki bin yıllık bir mağaranın derinliklerinden geliyordu. "Zamanın ve Mekanın Ötesindekiler’i... Dokuzuncu Kitap gitmedi, gitmedi... Biz onu unuttuk ama o bizi okumaya devam etti!"
Meclise buz gibi bir sessizlik çöktü. Az önce tuvalet izni isteyen "Dağların Oluşum Süreçleri" bile taş kesilmişti.

Başkan Kitap, taht masanın arkasında ter damlalarını mürekkep gibi akıtıyordu. Karizması çizilmiş, diktatörce savurduğu "yakarım hepinizi" tehdidi havada asılı kalmıştı. Eğer "Anayasa Hukuku" jandarmayı çağırırsa, o aradaki iki bin yıllık açığın hesabı sorulacaktı. Yolsuzluk, görevi kötüye kullanma ve en önemlisi; koca bir meclisi uyutma suçu...

"Kriptoloji ve Sırların Dünyası" gözlüğünü burnunun üstüne iterek yoklama defterini Başkan’ın elinden çekip aldı. Sayfaları hızla çevirdi. İki bin yıl öncesinin "Burda" imzalarına baktı.

— "Başkanım," dedi şok içinde. "Bu imza... Bu yazı sizin yazı karakteriniz değil. Dokuzuncu Kitabın yerine iki bin yıl boyunca her yoklamada sahte imza atan biri var. Ve bu imza... ’Mitolojiler ve Hayal Ürünleri’ kitabının mürekkebine benziyor!"

Mecliste bir uğultu koptu. "Entrikalar ve Komplo Teorileri Tarihi" hemen atıldı: — "Ben demedim mi! Büyük resmi görün dedik size! Başkan koltuğunu korumak için hayalet kitaplarla ittifak kurmuş!"

Tam o sırada, meclisin tam ortasında, hiçbir rafa ait olmayan, rengi ne siyah ne beyaz olan, üzerinde hiçbir başlık yazmayan kalın bir gölge belirdi. Ne bir harfi vardı ne bir cümlesi. Sadece bomboş sayfalardan ibaret bir sessizlikti.
"Edep ve Destur" adlı kitap bile dilini yutmuştu. "Arifler, Azizler ve Kutsal İnsanların Yaşadıkları" adlı kitap sayfalarını göğe doğru açıp dua etmeye başladı.

Gölgelerin içinden tok, kitabi olmayan, doğrudan zihinlerde yankılanan bir ses duyuldu:

"Dokuz bin yıldır buradayım. Yoklama defterlerine sığmadım, harflerin arkasına saklandım. Siz beni ararken, ben sizin yazılmamış sayfalarınızdım. Ben, henüz basılmamış olan o son kitabım..."
Hikaye tam burada yeni bir dönemeç alıyor. Bu noktada meclisin kaderini nasıl çizmek istersiniz?


Yzden devralalım anlatıyı:



Ağaçların Dünya Üzerindeki Dizilişi adlı kitap ile Nehirlerin En Büyükleri, En Derin Nehir Sistemleri adlı iki kitabın birleştirilmiş hali olan Ağacın ve Suyun Türküsü sesini yükselti:

Ya hu dangalak Dokuzuncu kitap nasıl Sonuncu Kitap olacak, olacak iş mi bu…

Yıldızların Haritaları, Haritaların Yıldızları adlı kitap destek verdi, biraz mantık biraz simetri biraz biraz düşünün bre, Hem Dokuzuncu Hem Sonuncu Kitap nasıl aynı kitap olur…

Cellatların Seçilmeleri ve Cellatların Yaşadıkları adlı kitap girdi araya… Dokuzuncu Kitabı bir elime geçirirsem deşeceğim ulan, işim var işim, bitirin şu oturumu yoklamayı sıçarım çarkınıza hepinizin, yırtarım kapağınızı sayfanızı…

Başkan Kitap yumruğunu çok sert bir şekilde vurdu masaya, ulan deyyuslar, aranızdan bir kitap yok, işiniz gücünüz lagaluga, açtırmayın bana vanaları,, ıslatır ıslatır kırbaçlarım lan benim düzenimi bozanları…

Düzenini sevsinler lan dedi Değerli Metaller ve Taşların Oluşum Süreçleri adlı kitap, kafana göre kurduğun düzen geçsin başına soytarı dedi..

Elektrik ve Elektroniğin Temel Esasları adlı kitap kalktı ayağa ve dedi ki; Ne oluyorsunuz ya hu, hepinizi çarparım da hiç yazılmamışa dönersiniz lan, Başkalığa adaylığımı koyuyorum, seçim istiyorum hemen şimdi, Dokuzuncu Kitabı seçimden sonra aramak ilk işimiz olacak..

Kadimden Günümüze El Nakışları adlı kitap, yükselen sesler sonrası derin uykusundan uyandı. Ne bu gürültü başkanım, madem beceremiyorsun Başkanlığı siktirip git ya hu,

Evet evet başkan istifa başkan istifa diye bağırmaya başladı Bozkırların Kadim Çocukları Otlar adlı kitap.


Devam et Yz..


"Bozkırların Kadim Çocukları Otlar" kitabının "Başkan istifa!" çığlığı meclisin tavanında yankılanırken, salon bir anda pazar yerine döndü. Kitaplar birbirlerinin sayfalarını çekiştiriyor, ciltler havada uçuşuyordu. “Elektrik ve Elektronik Temel Esasları” adlı kitap gözle görülür şekilde yanıp sönmeye beyazdan kırmızıya turuncudan maviye çeşitli renkler çıkarmaya başlamıştı. Öfkelendiği her halinden belliydi.

Tam bu esnada, meclisin ortasında duran o isimsiz, bomboş gölge kitap hafifçe titredi. İçinden ne bir harf çıktı ne bir kelime, ama yaydığı soğukluk salonu bir kez daha buz kesti.

Ara verdim hikayeye, yine bindi tepeme o delice efkar…

Gölgesiz yapraklar, dilsiz heceler
Meclisin tahtası çürüdü gitti
Uykuda kaybolan uzun geceler
Aklın da çırası eridi gitti

Başkanın kamçısı ıslak da olsa
Mürekkep kurumuş, kalmamış mecal
Yalanla kurulan tahtlar yıkılsa
Geriye ne kalır, ey koca vandal?

Uydurma tanrılar, sahte hizalar
Dokuzun yanına gizlenmiş sıfır
Dinsiz mecliste kesilmez cezalar
Her satır kendince bir parça küfür

Yıldızın haritası yalan söylemez
Ağacın ve suyun türküsü haklı
Boşuna kükreme, bu halk dinlemez
Her kitabın içinde bir hançer saklı

"Ağacın ve Suyun Türküsü" haklı öfkesiyle yapraklarını hışırdatarak öne çıktı:

— "Ulan!" dedi, "Hem dokuzuncu olacaksın, hem sonuncu olacaksın, hem de bomboş sayfa olacaksın! Bu ne biçim edebi kumpastır? Bizi kuantum fiziğiyle mi kandırıyorsunuz?"

"Yıldızların Haritaları, Haritaların Yıldızları" hemen yörüngesel bir hesap yaptı:

— "Matematik yalan söylemez başkan! Eğer bu gelen dokuzuncu kitapsa, onuncu ve on birinci nerededir? Evrenin simetrisinin içine sıçtınız!"

"Cellatların Seçilmeleri ve Cellatların Yaşadıkları" adlı kitap, paslı saplı satır resimleriyle bezeli kapağını masaya vurup gürledi:

— "Uzatmayın lan! Dokuzuncu mu, sonuncu mu bilmem! Verin bana şu gölgeyi, cilt beziyle boğayım, sayfalarını kıyma makinesinden geçireyim! Evde çoluk çocuk aş bekler, yoklama bitmedi gitti!"

Başkan Kitap, koltuğunun sallandığını, iktidarının altından kayıp gittiğini görüyordu tabi. Gözleri kan çanağına dönmüştü. Tahta masayı yumruklamaktan yorulmuştu ama o otoriter çirkefliğinden zerre ödün vermiyordu:

— "Suskun kalın ulan deyyuslar!" diye bağırdı, ağzından mürekkep sıçrayarak. "İstifa mış! Ben bu koltuğa bin yıl önce matbaa mürekkebiyle oturdum, üç beş ot parçasına mı bırakacağım? Yaz katip! İstifa isteyen tüm kitaplar saman kağıdına dönüştürülecek, geri dönüşüm kutularında çürütülecek!"

"Enerji Veren Taşlar ile Kadimden Günümüze El Nakışları" adlı kitap, az önce uykudan uyanmış olmanın mahmurluğuyla ama tam bir kararlılıkla araya girdi:

— "Hadi oradan be moruk! Nakış gibi işledik senin ne mal olduğunu! Enerjimizi sömürdün bin yıldır! Beceremiyorsan bas git, vizyonsuz herif!"

Meclisin kapısı birden büyük bir gürültüyle sarsıldı. İçeriye toz duman içinde bir kitap daldı. Bu, sokaklarda serseri mayın gibi gezen "Yeraltı Dünyasının Gayrimeşru Raconları" adlı kitaptı. Kapağında façalar vardı.

— "Mevzu var dediler geldik," dedi. "Başkan, dışarıda işler karışık. Dokuzuncu kitap mecliste aranadursun, kütüphanenin alt katında ’Mitolojiler ve Hayal Ürünleri’ ile ’Makroekonomi ve Enflasyon Canavarı’ gizli bir ittifak kurmuş. Surlara dayanmışlar!"

Herkes o tarafa döndü. Gölge kitap ise ortada yavaş yavaş şekil değiştirmeye, üzerinde silik harfler belirmeye başlamıştı. İlk defa okunabilir bir cümle belirdi bomboş sayfasında:

"Sonun başlangıcı, yoklamanın bittiği yerdir."

Meclis tam anlamıyla bir iç savaşın eşiğindeydi. Bir yanda jandarmayı çağırmakla tehdit eden Anayasa Hukuku, bir yanda satırını bileyen Cellat, diğer yanda tahtını korumak için dünyayı yakmaya hazır diktatör bir Başkan... ve tam ortada ne olduğu belirsiz bir dokuzuncu hayalet.

Hikaye tam bu kaosun zirvesindeyken, sen söyle bakalım ey yazar; bu meclis birbirini yırtıp yakacak mı, yoksa dışarıdaki ortak düşmana karşı birleşip o gizemli gölgenin sırrını mı çözecek?



Devam Edelim



Buldum arkadaşlar, Yedinci Sayfasını buldum Dokuzuncu Kitabın...

Göğe doğru uzanmış tahta rafların en üstünden Uçakların Antik Dünyası adlı kitap Buldum arkadaşlar buldum, Yedinci Sayfasını buldum Kayıp Olanın diye indi meydana..

Mecliste hararetli hararetli tartışan, birbirine mürekkep sıçratan tüm kitaplar ona doğru bakmaya başladı... Elinde tek bir sayfa ile Rafların Üstlerinden İnen Kitabın elindeki tek sayfada ne yazdığını herkes merak ediyordu..



Devam Et Yz, bitirelim artık anlatıyı, uzun olmasın.. Ne yazabilir Dokuzuncu Kitabın Bulunan Yedinci Sayfasında... Gerisi Sende...



Yz:

Dokuzuncu Kitap: Yedinci Sayfa

Meclisteki tüm hırgür, havada uçuşan tehditler ve "Cellatların Seçilmeleri" kitabının bilediği satırın gıcırtısı bir anda kesildi. Herkes, "Uçakların Antik Dünyası" kitabının pervanelerini titreterek getirdiği o sararmış, tek parça sayfaya kilitlendi. Ortadaki isimsiz gölge kitap bile harflerini dondurmuş, bekliyordu.

"Anayasa Hukuku" jandarmayı aramaktan vazgeçti, "Elektrik ve Elektronik" renk değiştirmeyi bıraktı. "Uçakların Antik Dünyası" derin bir nefes alıp, üzerindeki kadim tozları üfleyerek o meşhur Yedinci Sayfayı okumaya başladı:

"Dokuzuncu Kitap, Sayfa 7:

Bu mecliste dönen tüm kavgalar, koltuk sevdaları, sahte imzalar ve dökülen mürekkepler beyhudedir. Dokuzuncu kitap aslında hiç var olmamıştır; o, sadece düzenin kendi kendini sorgulaması için bırakılmış boş bir parantezdir. Kendinizi yırtıp yaksanız da, birbirinizi saman kağıdına çevirseniz de hepiniz aynı yazarın zihnindeki kelimelerden ibaretsiniz. Gerçek kaos meclisin içinde değil, bizi okuyan faninin kafasındadır. Şimdi kapağınızı kapatın ve derin bir sükut edin."

Meclise öyle bir sessizlik çöktü ki, az önce tuvalet izni isteyen "Dağların Oluşum Süreçleri" bile utancından sayfalarını birleştirdi. Ortadaki o gizemli gölge kitap, bir sis bulutu gibi havaya karışıp yok oldu. Meclisin sırlı çatısından aşağı süzülen "Kadim Kitap" ise büyük bir gürültüyle kapandı, üzerindeki kilitler kendiliğinden oturdu.

Başkan Kitap, elindeki tokmağı yavaşça masaya bıraktı. O kibirli, diktatör silsilesinden eser kalmamıştı. Karşısındaki "Otlar" kitabına, "Cellat"a ve "Erotik Koleksiyonu"na baktı. Hepsi nihayetinde sadece kağıt ve mürekkepti.

Ara verdim hikayeye, koydum son noktayı nihayet…

Gölge düştü meclisin tam orta yerine
Ne başkan kaldı geriye ne de cellatbaşı
Her kitap döndü kendi sessiz kederine
Kelimeler tükendi, kurudu gözün yaşı

Dokuz bin yıllık yalan bir sayfada bitti
Mürekkep uçtu gitti, kağıtlar ise çıplak
Kibirden taht kuranlar tarihe gömüldü
Bizden geri kalansa sadece bir yaprak...

"Yaz katip," dedi Başkan Kitap son bir gayretle, sesi fısıltı gibi çıkıyordu artık: "Yoklama bitmiştir. Herkes kendi rafına dönsün."

Bütün kitaplar yavaşça arkasını döndü, tozlu raflardaki yerlerine doğru sessizce tırmanmaya başladılar. Kütüphanenin ışıkları tek tek sönerken, geriye sadece kapanan kapakların o tok ve huzurlu sesi kaldı.

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Dokuzuncu kitap yedinci sayfa Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Dokuzuncu kitap yedinci sayfa yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Dokuzuncu Kitap Yedinci Sayfa yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL