1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
118
Okunma
Allahın yaratmış olduğu doğaya "akıl gözüyle" bakıp, "fikir süzgecinden" geçirdipimizde; bitkilerde ve hayvanlarda güç üstünlüğü ve gücün hakimiyetini görebiliriz. Yabani bitkiler kültüre alınmış bitkilere, etcil vahşi hayvanlar ise otcul hayvanlara karşı güç üstünlüğü hakimiyeti kurmuşlardır. Hatta büyük balıklar küçük balıkları yaşam yemi olarak kullanmaktadırlar.
Bu Allahın onsekizbin alem için doğaya koyduğu "ilahi yaşam kanunudur. İşte bu ilahi kanun içinde yaşayan ne bitkiler, ne de hayvanlar hiçbir zaman nesillerini asla bitirmezler. Hatta yaşam zinciri içinde birbirlerinin tamamlayıcısıdır.
Arslanların bufalo sürüsü içinden zayıf, yaşlı, hastalıklı olanları seçerek avlanması "sürüye veterinerlikten" başka birşey değildir.
Bir aslanın hamile ceylana dokunmadığı sürünün nesil devamını sağlama ve koruma içgüdüsüdür.
Biribirlerine gölge eden bitkiler bile yabancı döllenme ile karşılıklı yaşatma/yaşama fıtrat içgüdüsü ile donanımlı dır. Ben bir ziraat mühendisi olarak bu " yaşam ve dönüşüm zincirine" hep hayran olmuşumdur.
Biz insanoğlu doğaya yanlış müdahale etmezsek bu ilahi kanun doğayı ve içindeki birbirine düşman sandığımız "yaşam dostlarını" sonsuza kadar dengede tutacaktır.
Bir başka pencereden bakacak olursak doğadaki tüm canlılar birbirine ve insana hizmete görevlendirilmiştir.
Şu aklı ve fikri olmayan ve içgüdü ile hareket eden canlılara bir bakın ne kadar kusursuz hareket içnde doğup, yaşayıp ölüyorlar, öldüklerinde bile diğer canlılara yem, yaşam hizmeti veriyorlar.
Gelelim biz insanoğluna:
Akıl ve fikirle donatılmış en güçlü tek canlı şüphesiz insan oğludur. Yaratılmış tüm onsekizbin alem de insanoğluna hizmettedir.
Peki biz doğayı ne kadar koruyabiliyoruz?
Kendi neslimizi ne kadar yaşatabiliyoruz?
Bir başka pencereden soracak olursam; biz bize ne kadar dostuz, ya da ne kadar düşmanız?
Uluslararası toplumsal savaşlar, ırklararası savaşlar, inançlararası savaşlar, medeniyetlerarası savaşlar, iç savaşlar, sülale savaşları, aile içi savaşlar ve ferdi kavgalar... Niye ki? Bu savaşların galibi yok ki...
Bütün bu savaşlardan daha vahim bir savaş var ki, bence tüm savaşların en vahşisi "CİNSİYET SAVAŞLARI " Peki bunun galibi var mı? Elbette yok.
Lakin tek malup olan daima KADIN...
Sırf kas gücü üstünlüğü elinde diye, aklı ve fikri öteleyerek karşı cinsine düşman olan insanoğlu malesef güç kahramanı değil, bindiği dalı kesen güç aptalıdır.
Kendini doğuran, kah anası, kah kızı, kah kızkardeşi hatta kocasının neslinin devamını doğuran bir kadına neden şiddet uygular ki "erkek müsvettesi"
Neden kadını koruyucu sahte kahraman olur ki?
Hani bir tabir vardır ya; ""Gölge etme başka ihsan istemem"" diye...Aslında erkekler kendi nefsine, egosuna, erkeklik hakimiyetine ve "sahip olma" duygusuna hakim olsa kadını korumasına bence hiç ihtiyaç yoktur.
Peki sizce var mı?
Malesef ,ne yazık ki dünya kuruldu kurulalı erkekler yaşam yasası koyuculuğunu tanrının elinden alıp kendi tekellerinde tutmuşlardır. İşte ilk suçun başlangıcı taaa.. burada...
Bu nedenledir ki keser gibi hep kendine yontmuştur.
Bizim toplumumuz insan yetiştirmede kız çocuklarını ayıp, günah ve "sus terbiyeciliği ile yetiştirirken; erkek çocuklarına sınırsız bir özgürlük alanı açmışlardır. Bu çok acı verici insafsızlıktır, medeniyetsizliktir.
Kadını kendi koruması altına alan erkek milletine sormak lazım; Kim verdi sana bu yetkiyi? " Kadını kimden koruyorsun? diye...
Sorunun cevabı net; "erkekten koruyor", yetkiyi de kas gücünden aldı...
Bırak böyle korumayı...sen kendini terbiye et yeter...
Erillik, mertlik, medeniyetlik ve "insanlık kavramı" içine; çocuğunun gözü önünde anneyi,( eşi) hunharca katletmek nasıl sığıyor?
Aslında bu konu, gerici ve yobaz toplumların "kanayan ortak yarası", hatta cehaletten dolayı farkında bile olmadıkları, malesef övündükleri bir yara.. (Neymiş? Kızını dövmeyen dizini dövermiş... Hadi ordan embesil... Saçı uzun aklı kısaymış!!! Sen saçını uzatınca aklın kısalıyor mu aklını kıla takmış a/kıllı...
Neyse!!!
Kısa keseyim...
Burada bir makale ile bir yorumla çözülecek kadar basit değil. Lakin okyanusa düşen bir damlanın da düştüğü yere katkısı vardır diye düşünüyorum.
Aileden başlayıp ilkokuldan üniversitede bile devam ederek sosyal yaşam içindeki sorunların EĞİTİM İLE çözülmesi gerekir ki, bunu da kanun koyuncu devlet adamları tarafından müfredata eklenmesi gerekir.
BİN DELİL OLUR
Üflese neylere kadın nefesi
İnlese neylerin, göğüs kafesi,
Çınlatsa semâyı kadının sesi,
Hakkı göstermeye bin delil olur
Okutsaydık eğer, ona ezanı,
Olurdu insanın, ezber bozanı,
Ayağı altında, cennet mizânı,
Enel hak parçası, bir celîl olur.
İncitme kadını, incinsen bile,
Ar ve edebini, düşürme dile,
Aşk-ı muhabbette, etmezsen hile,
Güvendiği yere, bir halil olur.
Kadını yaşatan, ilgi alaka,
İnsanı doğuran huri melake,
Eylersen dişiye, sözlü falaka,
O zarif ruhunda bin melül olur.
Seversen kadını, Figani’ce sev,
Figani’den bile, daha yüce sev,
Uğruna canını, veresice sev,
Kim demiş kadınlar, bir zelil olur?
Kul Figani Erdem Gümüş
Amasya
05.06.2026
Ben eserimde konuyu ahlak, ilahi tasavvuf,insan sevgisi, cinsiyet üstünlüğü ayrım ve farkı gözetmeksizin kendimce işlemeye çalıştım.
Sürç-i lisan affola
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.