0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
241
Okunma
ÇOCUĞUMUZA AŞKIM ANNECİĞİM BABACIĞIM DEMEK...
Bir kardeşimiz sordu:
"Hocam, bazen çocuklarımıza ’anneciğim’, ’babacığım’, ’aşkım’, ’güzelim’ diye hitap ediyoruz. Bu doğru mudur?"
Şöyle cevap verdim:
Her şeyden önce şunu bilmeliyiz ki; kelimeler, kalbin aynasıdır. Sevgiyle söylenen bir söz, çoğu zaman sadece bir hitap değil; şefkatin, merhametin, güvenin ve aidiyetin ifadesidir.
"Anneciğim", "babacığım", "aşkım", "yavrucuğum", "canım" gibi ifadeler, bizim kültürümüzde çoğu zaman sevginin sıcaklığını ve aile bağlarının samimiyetini yansıtır. Bu yönüyle çocuğun kendisini değerli, sevilen ve kabul edilen bir birey olarak hissetmesine katkı sağlayabilir.
Bununla birlikte, her güzel şey gibi hitapların da bir zamanı, zemini ve ölçüsü vardır. Çocuğun yaşı, gelişim dönemi, psikolojik olgunluğu ve aile içindeki iletişim biçimi dikkate alınmalıdır.
Bu kelimeler tek başına yanlış değildir. Fakat sürekli ve ölçüsüz kullanıldığında, özellikle çocuğun kimlik ve kişilik gelişiminin belirginleştiği dönemlerde, rol algılarının bulanıklaşmasına sebep olabilecek bir zemin oluşturabilir. Anne annedir, baba babadır; çocuk da çocuktur. Sevgi, bu rolleri ortadan kaldırmaz; aksine onları daha sağlam hâle getirir.
Çocuğa sevgi vermekle, ona taşıyamayacağı duygusal sorumluluklar yüklemek aynı şey değildir. Bir çocuğun en büyük ihtiyacı, anne veya babasının yerine geçmek değil; anne ve babasının güven veren sevgisiyle büyümektir.
Bizim medeniyetimizde aile; sevgi, saygı, merhamet, edep, ahlak ve sorumluluk üzerine inşa edilir. Sevginin dili ne kadar güzel olursa olsun, onu taşıyan hâl ve davranışlar daha da önemlidir. Çünkü çocuklar, söylenen sözden çok yaşanan hayatı örnek alırlar.
Bugün belki de en büyük ihtiyacımız, sevgi kelimelerini azaltmak değil; onların içini ahlakla, hikmetle ve güzel örneklikle doldurmaktır. Çünkü sevginin yaşanmadığı bir evde en güzel hitaplar bile zamanla anlamını kaybeder. Fakat sevgi, şefkat ve merhametin hâkim olduğu bir ailede, en sade kelimeler bile gönüllerde ömür boyu silinmeyecek izler bırakır.
Çocuklarımızı yalnızca sevgiyle değil; aynı zamanda hikmetle, edeple, adaletle ve sorumluluk bilinciyle yetiştirmeliyiz. Sevgi, disiplinle; merhamet, adaletle; şefkat ise doğru rehberlikle birleştiğinde gerçek eğitim ortaya çıkar.
Unutmayalım ki aile, sadece aynı çatı altında yaşamak değildir. Aile; birbirinin kalbini incitmeden konuşabilmek, birbirinin yükünü hafifletebilmek, güven verebilmek ve çocuklara güzel bir örnek olabilmektir.
Önemli olan hangi kelimeyi kullandığımızdan önce, o kelimeyi hangi niyetle, hangi üslupla ve hangi hayatın içinde söylediğimizdir. Sevgiyle söylenen bir söz, güzel bir ahlakla destekleniyorsa bereket olur; fakat sevginin yaşanmadığı yerde en güzel hitaplar bile zamanla sadece bir ses olarak kalır.
Rabbim, evlerimizi sevginin, şefkatin, merhametin, edebin ve hikmetin yuvası eylesin. Anne ve babalara emanet edilen evlatları güzel ahlakla yetiştirmeyi nasip etsin. Çünkü güçlü toplumlar, önce güçlü ailelerde; güçlü aileler ise sevgiyle yoğrulmuş sağlam karakterlerde yetişir.
Eğitimci-Yazar
Ramazan ÇETİN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.