Şiir öyle bir orkestradır ki, bütün doğanın ve insanların sesini yansıtır. vıctor hugo
Mavi Saye
Mavi Saye

Ahlat Ağacının Altında

Yorum

Ahlat Ağacının Altında

( 11 kişi )

7

Yorum

20

Beğeni

5,0

Puan

615

Okunma

Okuduğunuz yazı 25.6.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Ahlat Ağacının Altında

Güneş, Anadolu’nun o kimsesiz, çorak sırtlarından çekilirken geride bakır rengi, ağır bir duman bırakıyordu. Bozkırın ortasında uzanan toprak yol, nereye gittiği bilinmeyen kalın bir halat gibi kıvrıla kıvrıla kayboluyordu tozun içinde. Ne bir kuş sesi vardı havada ne de rüzgârın yaprakları kımıldatan o tanıdık fısıltısı. Sadece adımların çıkardığı o kuru, ritmik ses: Küt, küt, küt...
Salih, sırtındaki eski heybenin ağırlığını artık omuzlarında değil, doğrudan doğruya ruhunda hissediyordu. Kasabadan ayrılalı kaç saat, kaç fersah olmuştu, bilmiyordu. Bildiği tek şey, içinin de en az bastığı toprak kadar kurak, en az bu yol kadar tenha olduğuydu. İnsan, gitmekle kendinden kaçabileceğini sanıyordu fakat her adımda yalnızlığın o devasa gölgesi biraz daha büyüyerek önüne düşüyordu.
Tam yolun ikiye ayrıldığı, çelimsiz bir ahlat ağacının gölgesini yola düşürdüğü yerde durdu. Alnından süzülen teri elinin tersiyle sildi. İşte tam o sırada, ağacın köküne çökmüş, eski bir mintan giymiş yaşlı bir adam gördü. Adamın yüzü, toprağın yarıkları gibi derin çizgilerle doluydu. Gözleri ise, her şeyi görmüş ama artık hiçbir şeye şaşırmayan o bilge ihtiyarların dinginliğine sahipti. Önündeki küçük çıkını açmış, bir parça kuru ekmekle birkaç zeytini öylece seyrediyordu.
Salih’in yaklaştığını görünce başını kaldırdı ihtiyar. Gözlerinde ne bir yabancılama ne de bir merak vardı. Sadece anlayan, insanın ciğerini okuyan bir bakıştı bu.
"Selamünaleyküm oğul," dedi, sesi rüzgârda savrulan kuru yapraklar gibi hışırtılıydı.
"Aleykümselam dede," dedi Salih, heybesini yere bırakırken. "Yolculuk nereye?"
İhtiyar, eliyle belirsiz bir ufku işaret etti. "Yolun götürdüğü yere oğul. Yol nereye giderse, biz de oraya..." Sonra gözlerini Salih’in bitkin yüzüne dikti. "Ama bakıyorum, heyben hafif, yükün ağır. Tek başına bu yollar çekilmez. Eskiler boşuna dememiş; bazı yollar yoldaşsız yürünmez diye. “Otur hele, ekmeği bölüşelim, yolu küçültelim.”
Salih, ahlat ağacının gölgesine, ihtiyarın az uzağına çöktü. İçinde uzun zamandır susturduğu o acı kahkaha uyanacak gibi oldu ama sadece yutkundu. İhtiyarın uzattığı kuru ekmekten bir parça kopardı. Çiğnerken boğazına bir yumru oturdu.
"Yoldaş mı?" diye mırıldandı Salih, gözlerini uzaklardaki mor dağlara dikerek. "Yoldaş dediklerin, yolun düzlüğünde seninle yürürler dede. Ne zaman ki yol sarpa sarar, ne zaman ki ayaklarına taş batar, arkana döndüğünde sadece kendi gölgeni bulursun. İnsan dedikleri çiğ süt emmiş. Sana doğrulup yürümeyi öğretirler ama ilk uçurumda sırtından iten de yine onlardır."
İhtiyar çıt çıkarmadan dinledi. Ne kaşlarını çattı ne de itiraz etti. Zeytinin çekirdeğini parmaklarının arasında evirip çevirirken derin bir iç çekti. Bozkırın akşam serinliği yavaş yavaş tenlerini yalamaya başlamıştı.
"Doğru dersin," dedi ihtiyar, sesi bu sefer daha da yumuşamıştı. "İnsan kırılır. İnsan yanılır. Ama unuttuğun bir şey var oğul: Yoldaş dediğin, illa seninle aynı dilde konuşan, seninle aynı hızda yürüyen etten kemikten bir mahluk mudur sanırsın? Bazı yollar vardır ki, insanı insan kılan o gizli yoldaşlar olmadan yürünmez."
Salih başını kaldırıp ihtiyara baktı. "Ne demek istersin?"
İhtiyar, eliyle göğsünü, kalbinin üzerini pat pat vurdu.
"Buradaki sızıyı diyorum. İçindeki o dinmeyen hasreti, cebindeki yarım kalmış bir mektubu, ya da bir gün her şeyin daha güzel olacağına dair o çocuksu inancı diyorum... İnsan zanneder ki tek başına yürüyor. Halbuki insanı o yolda yürüten, kalbinde taşıdığı o gizli yoldaşlarıdır. Ümidini kaybeden adamın ayağı bir adım bile ileri gitmez. Öfken yoldaşındır senin, seni ayakta tutar. Özlemin yoldaşındır, seni menzile koşturur. Eğer içindeki o yoldaşları da öldürüp yola çıktıysan, işte o zaman bu bozkır seni yutar oğul. Yol bitmez, sen bitersin."

Salih donakaldı. İhtiyarın sözleri, göğsünde sakladığı, kasabadan ayrılırken heybesinin en dibine gömdüğü o eski, sararmış mektuba dokunmuştu sanki. Haklıydı ihtiyar. Kendini en yalnız hissettiği anlarda bile onu yürüten şey, arkasında bıraktığı o haksızlığa duyduğu öfke ve bir gün adaletin yerini bulacağına dair o cılız, gizli ümide olan sadakatiydi. O olmasa, çoktan bir uçurum kenarında bırakırdı kendini.
Güneş tamamen battı. Bozkırın üzerine lacivert, yıldızlı bir gece örtüldü.
Salih ayağa kalktı. Üzerindeki tozu silkeledi. Heybesini bu sefer daha bir kararlılıkla omzuna vurdu. İçindeki o ağır yük, şimdi sanki onu yere bastıran bir ağırlık değil, dik tutan bir omurga olmuştu.
İhtiyara döndü, elini öpmek için uzandı ama ağacın altında kimse yoktu. Sadece rüzgârın savurduğu birkaç kuru yaprak ve toprakta kalmış iki adım izi... Salih gülümsedi. Belki de ihtiyar hiç olmamıştı; belki de yolu, ona kendi içindeki yoldaşları hatırlatmak için bu yaşlı adamın suretine bürünmüştü.
Arkasını döndü ve karanlığın içinde uzayan o sonsuz yola doğru yürümeye devam etti. Bu sefer yalnız olmadığını bilerek...

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (11)

5.0

100% (11)

Ahlat ağacının altında Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ahlat ağacının altında yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ahlat Ağacının Altında yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
ayşe1
ayşe1, @ayse1
26.6.2026 17:55:11
5 puan verdi
Ruhun, vicdan ve umut ışığıyla aydınlanarak ezici bir azaptan kurtuluşunun, özde yaşam enerjisine dönüşümle yeni bir atılımı başlatmasının güçlü bir edebi aktarımı ve analiziydi değerli yazınız.
Kutlarım.
Saygılarımla.
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR, @mehmetdemir1
26.6.2026 15:10:05
5 puan verdi
tebrik ediyorum günün yazısı ve yazarını ve selam...
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
26.6.2026 12:33:13
5 puan verdi
beğeniyle okudum çalışmanızı yürekten kutluyorum saygılar
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy, @gulum-camlisoy
26.6.2026 10:52:39
5 puan verdi
gün güzelliğine selam olsun

sevgimle
emre vehbi alkan
emre vehbi alkan, @emrevehbialkan
25.6.2026 20:53:49
5 puan verdi
Severek okudum. Tebrikler...
Etkili Yorum
Onur Altınok
Onur Altınok , @onuraltinok
25.6.2026 12:33:00
5 puan verdi
"Tek kelimeyle
muazzam bir edebi lezzet!
kelimeleri adeta
bir ressam gibi kullanmışsınız;
bozkırın kokusu, o adımların
kuru sesi kulağımda yankılandı
resmen karakter analizinden
tutun, o içsel felsefi derinliğe
kadar her satırı usta işi
'Yol bitmez, sen bitersin' cümlesini alıp
duvarıma asasım var. İnsanın
yalnızlığını, kırgınlıklarını ve içindeki
o gizli ümidin gücünü bu kadar edebi,
bu kadar asil ve kusursuz
anlatabilmek büyük bir yetenek işi
kaleminiz hiç susmasın,
bizlere bu edebi şöleni yaşattığınız
için sonsuz teşekkürler."

saygılarımla.."
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL