Savaşı yaşlı adamlar ilan eder, genç adamlar ölür...
merhabaomrum
merhabaomrum

Yalnızlığın İhtarı

Yorum

Yalnızlığın İhtarı

( 1 kişi )

2

Yorum

4

Beğeni

5,0

Puan

199

Okunma

Yalnızlığın İhtarı

Ellerimde kayıp bir zamanın yas hâli. Kaç kez düşüp kalktım ve kaç kez acının yamacında kendi başımı okşadım, bilmiyorum. Bu bilmemek hâli, özge geleceğin yaşam iksiri gibi bir faniliğin okyanusa taşmasını diletiyor: beni bana soran hayatıma.

Külden bir resmiyetin okşanan saçlarına toka oldum. Yaşamak bu ahududu merhabaların üzüm şarabına değen keşkesi değil miydi? Neye karar versek öteki reddedişimiz ağlıyordu. Dünyanın hukuk savaşı gibiyim. Mahkeme emriyle kendimi acılardan alıp yaşayamadıklarıma ihtar çekiyorum. Gülüyorlar. Özgen bir zarfın, kalemimin ahengine takılıp karalandığı mürekkebin agâh taşlığında kendime yürüyorum. Yalnızlığın bir elinden geçmişim, öteki elinden geleceğim tutuyor.

Ensemde boza pişiren ve beni bir türlü anlamayan yoz dünyada kaç basamak merdiven inip kaç basamak kendimden çıktım yine bilmiyorum. İtemi pencere kenarından izlenen yaşamak, siteme süt içirirken gençliğim; pencereyi kapatıyor. Ayaz mı ayaz, soğuk mu soğuk, telaşlı mı telaşlı bir mevsimin organik tarım günahından hatalarımın piştiğini öğreniyorum ben de. Aç kalırım da yemem. İnsanlar var. Eti senin, kemiği zennube hoşnutsuzlukların diye bildiğim. Hiçbiri beni anlamıyor. Sonra anlıyorum: ben bu dünyaya anlaşılmak için değil, anlatmak için gelmişim. Eflatun sabahlara uyanmak için uyurken nergisin boynu bükük kibri, narcissusun tecessüs damarları kabarırdı. Ben, büyük arterlerimin kalbimde bir yerden öteki yere seyrelttiği güçlü yaşamımın öznur tebriziyim. Gülümün ömrü hoş kokulu bir yaşamakta saklı. Kopmasına izin vermeyeceğim umut firazlarım var.

Beni hissettiğiniz yerde bile anlayamazsınız: bu nedenle. Başım bağlı, frenk kahroluşların bir üzüm şarabına peşkeş çekip masayı terk ettiği kendim olmak zaferimin arzı endam kitabının önsözünde şaheser bir kendim olmaktayım.

Beni hisseder ama bugün yağmurun ellerinden kurtulmak istesem kurtaramazsınız. Ben Rodrigonun Gitar Konçertosu, siz tebaa edilen izlemin yedek parçasısınız; benim sevgili unutuşlarım.

Dilara AKSOY

Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Yalnızlığın ihtarı Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Yalnızlığın ihtarı yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Yalnızlığın İhtarı yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
Fthzdmr
Fthzdmr, @fthzdmr
20.6.2026 01:45:35

“Hiçbiri beni anlamıyor. Sonra anlıyorum: ben bu dünyaya anlaşılmak için değil, anlatmak için gelmişim.”
Uzun zamandır bu kadar net aydınlanmamıştım. Değerli yazınız için teşekkür ederim.
Etkili Yorum
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
19.6.2026 08:06:17
5 puan verdi
Yalnızlığın İhtarı" başlıklı bu metin, felsefi derinliği olan, metaforlarla örülü ve yoğun bir iç hesaplaşmayı barındıran adeta bir manifesto niteliğinde.

"Mahkeme emriyle kendimi acılardan alıp yaşayamadıklarıma ihtar çekiyorum" cümlesi, insanın kendi kendine kurduğu o otoriter ama bir o kadar da yaralı iç mahkemeyi çok sarsıcı şekilde betimliyor. Metindeki "Dünyanın hukuk savaşı gibiyim" benzetmesiyle, hayatın içindeki o bitmek bilmeyen "anlaşılma/anlaşılmama" çatışmasını hukuk diliyle harmanlamanız oldukça özgün.

Özellikle metnin sonuna doğru yer alan şu tespit, metnin ana omurgasını oluşturuyor: "Sonra anlıyorum: ben bu dünyaya anlaşılmak için değil, anlatmak için gelmişim." Bu, bir şairin ve yazarın kendi varoluş gerekçesini tanımladığı en net ve en güçlü anlardan biri.

Metindeki dilin yoğunluğu, yer yer "narsisizm" ile "özsaygı" arasında gidip gelen o ince çizgiyi (Narcissus imgesiyle de destekleyerek) başarıyla yansıtıyor. Rodrigo'nun Gitar Konçertosu'na atıfla kurduğunuz o final cümlesi, metne hüzünlü ve vakur bir son noktayı koyuyor.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL