5
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
191
Okunma

Cumhuriyetin sağladığı her imkandan yararlanıp, sonrada dönüp Cumhuriyetin kurucularına dil uzatmak bu ülkenin son yıllarda sıkça karşılaştığı bir çelişkidir. Daha da ilginci, bunu yapanların çoğu ne söylediklerinin tarihsel anlamını bilir ne de kullandıkları dilin hangi amaca hizmet ettiğini fark eder.
Bugün bu ülkede seçme ve seçilme hakkından yararlana biliyorsanız, millet iradesini temsil ettiğini iddia eden bir Mecliste görev alabiliyorsanız, düşüncelerinizi özgürce ifade edebiliyorsanız; bunların hiçbiri gökten inmedi. Bunlar, işgal altındaki bir ülkeden bağımsız bir devlet çıkaran insanların mücadelesinin sonucudur. O yüzden Cumhuriyetin nimetlerinden sonuna kadar yararlanırken Cumhuriyetin kurucularına hakaret etmeyi marifet sanmak ne cesarettir ne de fikir özgürlüğüdür, bu ancak tarih bilmezliktir.
Asıl dikkat çekici olan ise kullanılan dilin niteliğidir. İnsanları inançlarıyla, yaşam tarzlarıyla, siyasi tercihleriyle kategorilere ayırıp ahlak dağıtmaya çalışanlar önce kendi siyasi tarihlerine bakmalıdır. Çünkü bu ülkenin yakın geçmişi, liyakatin yerine sadakatin konulduğu, cemaatlerin devlet içinde güç kazandığı, hukukun yerine ilişkilerin geçtiği dönemleri de gördü. Bunların sorumluluğu ne Cumhuriyettedir ne de Cumhuriyetin kurucularındadır.
Ahlakın sağı solu olmaz. Dürüstlük bir ideolojinin tekelinde değildir olamaz. da Kul hakkı da siyasi kimliğe göre değişmez. Namuslu insanlar her görüşte vardır, çıkar peşinde koşanlar da her görüşte vardır. Bir tarafı bütünüyle erdemli, diğer tarafı bütünüyle ahlaksız ilan etmeye çalışanlar aslında toplumu değil, kendi önyargılarını anlatırlar.
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları elbette eleştirilebilir, çünkü Cumhuriyet eleştiriden korkmaz. Fakat hakaret başka şeydir. Hakaret, fikrin bittiği yerde başlar. Tarih karşısında söyleyecek sözü kalmayanların başvurduğu en kolay yöntem budur.
Bu yüzden mesele yalnızca bir kişiye ya da bir siyasi görüşe yöneltilen sözler değildir. Mesele, bu ülkenin ortak hafızasına, bağımsızlık mücadelesine ve Cumhuriyetin temel değerlerine karşı gösterilen hoyratlıktır. Bugün o kürsülerde konuşabilen herkes, o kürsülerin hangi bedeller ödenerek kurulduğunu hatırlamak zorundadır.
Bazıları bunu bilerek yapıyor, bazıları ise kullandıkları dilin hangi hesaplara hizmet ettiğinin farkında bile değil. Fakat sonuç değişmiyor. Tarihe nankörlük edenler, günü kurtarabilirler, ancak milletlerin hafızasında saygın bir yer edinemezler.
Çünkü Cumhuriyet, kendisine hakaret edenlerin bile konuşma hakkını koruyacak kadar büyük bir mirastır. Asıl soru şudur, Bu mirasın büyüklüğüne layık olabilen kaç kişi vardır?
"Tarih, Cumhuriyeti kuranları yazdı. Cumhuriyetin sağladığı imkanlarla ona hakaret edenleri ise hatırlamaya bile gerek duymayacaktır."
*
Mehmet Demir
8625
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.