7
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
176
Okunma

İnsanlık tarihi yalnızca yükselişlerin değil, ibret verici çöküşlerin de tarihidir. Geçmişte büyük güçlere sahip olan nice kavimler bugün yalnızca hatıralarda yaşamaktadır. Geride bıraktıkları harabeler ve anlatılanlar ise gelecek nesillere önemli dersler vermektedir.
Kur’an’da adı geçen helak olmuş kavimlere bakıldığında dikkat çekici bir ortak nokta görülür. Bu kavimlerin yalnızca inkar ettikleri için değil, aynı zamanda zulmü hayatlarının bir parçası haline getirdikleri için yok oluşa sürüklendikleri anlaşılır.
Güçlerine güvenenler sürekli zayıfları ezmiş, servet sahipleri ise hakka sırt çevirmiş, yönetenler ise adaleti terk etmiş, insanlar ise gerçeği bile bile örtmeyi tercih etmiştir. Ölçü ve tartıda hile yapanlar, emanete ihanet edenler ve kibri doğruların önüne koyanlar sonunda kendi sonlarını hazırlamıştır.
İslam’ın gelişiyle birlikte insanlığa yalnızca yeni bir inanç sistemi değil, aynı zamanda yeni bir adalet anlayışı sunulmuştur. İnsanların soyuna, malına veya makamına göre değil, hakkaniyet ölçüsüne göre değerlendirilmesi gerektiği öğretilmiştir. Güçlüye karşı zayıfın, zengine karşı fakirin hakkının korunması emredilmiştir.
Ancak tarih göstermektedir ki insanlar din değiştirse bile adalet anlayışını değiştirmedikçe gerçek dönüşüm gerçekleşmez. Çünkü zulüm, hangi çağda yaşanırsa yaşansın aynı sonucu doğurur. Adalet ise hangi toplumda yaşarsa yaşasın o topluma güç verir.
Helak olan o kavimlerin hikayeleri geçmişte kalmış masallar değildir. Onlar her dönemde insanlığa yöneltilmiş bir uyarıdır. Çünkü toplumları yıkan şey çoğu zaman düşmanlarının gücü değil, kendi içlerinde büyüttükleri adaletsizliktir.
"Unutmayın ki, o kavimleri yok eden şey gökten gelen azap değildi yalnızca, o azabı hak edecek kadar adaletten uzaklaşmış olmalarıydı."
*
Mehmet Demir
30522
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.