0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
123
Okunma
"Şeffaflık Paradoxu" hukuk da bilinen bir konudur. Yargılamanın şeffaflık üzerine kurulumunu şüpheye düşüren hususlara denir. Bir yargılama objektif tarafsızlık, somut maddi delillere dayanma, makul gerekçe, kanuna uygunluk, silahların eşitliği, masumiyet karinesi, mutlak adalet, alenilik, makul sürede yargılanma, savunma hakkı, Doğal Hakim İlkesi, Şüpheden Sanık Yararlanır gibi ilkeler üzerine kurulu olmalıdır. Türkiye de son 20 senedir yapılan yargılamalarda bu ilkeler nasıl yıkılmıştır. Maddeler halinde inceleyelim.
Yargılama Objektif Tarafsızlık ilkesi yargı mensuplarının sansasyonel davranışları ile bozulmuştur. Savcı Zekeriya Öz gibi Akın Gürlek Gibi kamuoyuna süper savcı ve hakimler, süper yetkiler, büyük operasyonlar olarak yansıtılan davalarda ortaya çıkan kusurlar, genel olarak yargının tarafsızlık ilkesinin bozulduğunu düşündürmüştür. Savcı Zekeriya ÖZ tarafından yürütülen, Zaman Gazetesi, Samanyolu Televizyonu, Taraf Gazetesi gibi yayın kuruluşlarının katılımı ile çok üst düzey devlet memurları hakkında oluşturulan davalarda ilk önce toplumun çok büyük ve şok edici şekilde dikkatleri çekilmiştir. Ay IŞIĞI, Yakamoz, Ergenekon gibi fantastik isimlerle operasyonlara romantik bir boyut kazandırılmış ve günlerce aylarca gazete manşetlerinde kalması sağlanmıştır. Bu yargılamalardan ortaya çıkan yetersiz deliller, suç üstü olmaması, beraat ve bozma kararları yargı üzerinden çok büyük güven kırıklıkları meydana getirmiştir. Dönemin genel kurmay başkanları Darbecilikten ve terör örgütü mensubu olmaktan yargılanmış, 4 yıl ceza evlerinde yatırılmış daha sonrasında tekrar göreve iade edilmiştir. Bu yargılamalarda bazı gazeteciler rollerinin önüne geçerek daha alınmadan önce yarın olacakları bildirir ve işaret gösterir hale gelmişlerdir. Rasim OZAN KÜTAHAYALI, Toygun ATİLLA, Tolga ŞARDAN, Cem KÜÇÜK, Ferhat ÜNLÜ, Emre USLU, Kamil ELİBOL, Halil DEMİR, Safiye GÖNEN, Enes CAN, Emre BARANSU Faruk AKSU, Şamil TAYYAR, Nagehan ALÇI.
Yargıda usulsüzlükler kendilerini Camia olarak ifade eden STV, Zaman Gazetesi, Taraf ve Fethullah GÜLEN cemaatinin tamamını güvensiz ve beşinci kol faaliyetleri yürüten bir kitle durumuna düşürmüş, kamuoyunda ve devlet nazarında güvenilirliğini yitirmelerine neden olmuştur. Bu yargılamalarda çok sayıda cemaat mensubu yargıç, hakim ve kolluk görevlisi ortaya çıkmış taraflı hareket ettikleri, yargısal ortamı bozucu şekilde etki ettikleri ortaya çıkmıştır.
Bu sürecin devamında aynı durum Belediyeler Hakkında peş peşe yapılan yargılamalarda da görülmektedir. İstihbarat sistemi olmasına rağmen çok uzun süre yol verilen belediyelerdeki rüşvet ve yolsuzluklar ayyuka çıktıktan, artık taşıp döküldükten sonra hepsinin birden ortaya çıkması, sansasyonel haberlerle ve aynı yargı habercileri üzerinden yargının önüne geçerek anlatım, manşetleştirme, süper hakim ve savcılık dosyalarda kesin suç unusurlarınn yeterli delillendirilmemesi, istihbarat çalışmaları sırasında elde edilen bilgi ve bulguların adli delil niteliğindeymiş gibi basın aracılığı ile sunulmaya çalışılması ve bu sansasyonel etkiye siyasal tepkiler ile birlikte sağlıksız bir yargı çalışması net olarak ortaya çıkmıştır. Bu gün Adalet Bakanı olarak göreve getirilen Hakim Akın GÜRLEK’in süper Savcı Zekeriya ÖZ ile davranışları arasında hiç bir fark bulunmamaktadır. Operasyona maruz kalan çevreler tarafından Hakimin Doğallığı ilkesinin bozulduğunu ortaya koymak için kendisinin şaibeli mal varlığı, karısının SPK da görevli olması, FETÖ ile bağlantıları ortaya çıkarılmıştır. Bu tür sansasyonel davalarda görev alan süperlerin siyasete geçip dokunulmazlık zırhına büründürülmesi işi dolayısıyla ortaya çıkmış problemlerin çözümsüz ve tartışmalı olarak kalmasını doğurmakta ve yıllarca toplumun çeşitli kesimlerinde ve millet vekilleri arasında tartışmalı mevzular arasın katmıştır.
Yargılamaların en önemli ilkelerinden biri olan Mahkemelerin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı, ilkesi diğerlerinin hiç bir şekilde itiraz edemeyecek şekilde suç unsurlarının delillendirilerek kanunda belirtilen hükmün kamu vicdanına uygun olarak verilmiş olmasına bağlıdır. Son 20 yıldır yargılamalarda Mahkemelerin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı da bozulmuş güven sarsılmış durumdadır. Öğretmenlere ve uzlaştırmacılara devredilmek zorunda kalınan çözümsüz ve büyük çoğunluğu FETÖ yü ilgilendiren 10 milyon dosya bulunmaktadır. FETÖ yargılamaları ile Mahkeme üyelerinin Cemaatlerle ve Terör Örgütü olarak tanımlanan yapılarla bağlantıları ortaya çıkmıştır. Her ne kadar atama ve sirkülasyon taktiği ile FETÖ bağı ortadan kaldırılmaya çalışılsa da bu bağın kaldırılması ve gizlenebilmesi mümkün değildir. Çünkü bir Hakim ve Savcı göreve geldiğinde yaşlı ve tecrübeli ise geçmiş görev yerlerinde FETÖ den ve Darbeden atılanlarla birlikte görev yaptığı ve aldığı kararlar arşivden çıkmaktadır. Eğer yeni atanan genç Hakim ve Savcı ise okuduğu okul, staj yeri, anne ve babasının FETÖ ve terör Örgütleri ile bağlantılı olması, Dersane ve Kurslar, Arkadaşlıkları, digital eğitim sistemleri ve Cemaatin Bu hakim ve Savcı bizim okulumuzda okudu, kendisine sorular verildi, Türkçe olimpiyatlarına katıldı şeklinde planlı ifşaatları neticesinde şüpheli duruma girmektedir. Bu atama ve sirkülasyon dosya da yeni hatalar yapılmasına ve yargılama süresinin uzatılmasına yol açmaktadır.
"Yargıcın hiçbir kişi veya kurumdan talimat almaması (bağımsızlık) ve taraflara eşit mesafede durarak ön yargısız karar vermesi" tarafsızlık olarak tanımlanmaktadır. Son 20 yılda yapılan yargılamalarda ve Yargıdan ihraç edilenler neticesinde yargının taraf olduğu duygusu topluma geçirilmiştir. Mehmet UÇUM, Hüseyin AYDIN gibi Cumhurbaşkanlığı danışmanlık ve avukatlık mekanizmalarının yargıya müdahalesi siyasi partilerle giriştikleri polemikler, Televizyonlarda yaptıkları abartılı, güçlü ve ezici şov nitelikli programlar bu kişilerin yargıya müdahale ettikleri duygusunu topluma vermiştir. Soyal Medyalarda ve Üniversiteler de etkin bu süperler. AKP nin gençlik kollarında, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesinde, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde gösterdikleri süper faaliyetlerle insan üstü yetenekleri ile Cumhurbaşkanlığı makamını ve yargıyı ve AKP yi şaibeli yargıya müdahale eden pozisyonuna düşürmüştür. Hüseyin AYDIN’ın Özgür ÖZEL ve Kemal KILIÇDAROĞLU hakkında X platformu üzerinden yayınladığı Tazminat kararları bunun ispatı niteliğindedir.
Adil Yargılanma Hakkı, "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de korunan bu ilke; makul sürede yargılanma, savunma hakkı ve aleni yargılama gibi birçok alt kuralı kapsar." Son 20 yılda milliyetçi muhafazakar ve taraflı açıklamalarla Avrupa Birliği ve Standartlarına uyulmadığı, bir kriter olarak görülmediği, daha iyisi ve yenisi getirilmediği çıta yükseltilmediği halde hukuki deklarasyonlarına değersizlik atfedildiğinden dolayı, Erem ŞENTÜRK, Fatih TEZCAN, Abdurrahman UZUN gibi padişahçı, yerli, millici, muhafazakar, ümmetçi kararları veren, açıklayan, kamuoyu oluşturan, Kuran, Sünnet, Ümmet, Osmanlı’ya dayandırarak yargısız infaz yapan, toplumu ayrıştıran, Filistin, gizli yahudi faaliyetleri, dünya liderliği gibi objektif kriterlerden yoksun kanunlarda, mevzuatta, etikde, düşünce ve eleştiri usulünde, yayıncılıkta yeri olmayan fikirler irad eden kişiler türemiştir. Örneğin bu kişiler bazı seçmen kitlesini Terör Örgütü olarak ilan etmekte, yayınlarında açıktan açığa kafa koparmak, ben böyle adama dalarım hiç affetmem gibi ifadelerle iktidar kabadayılığı, saçma sapan ümmetçilik, neo osmanlıcılık gibi davranışlar sergilemektedirler. Bu davranışlar Abdülhamit Filmindeki Sarayın Muhafızları rolündeki toplumun içindeki nişan yıldızlı Fedai, gözü kara operasyon çeken yada padişaha çekilen operasyonları boşa düşüren Halil karakterinin davranışlarıdır. Bu yaklaşım Abdül Hamit filmindeki Tahsin PAŞA rolüni oynayan AKP li yeni millet vekili Bahadır YENİŞEHİRLİOĞLU’nun çiğ ve şov nitelikli davranışlarında net olarak görülmektedir.
Silahların Eşitliği, "İddia makamı (savcı) ile savunma makamının (avukat/sanık) mahkeme önünde aynı haklara ve imkanlara sahip olmasıdır." Son yirmi yılda yapılan tüm yargılamalarda silahların eşitliği ilkesi yıkılmıştır. Şüpheye düşürülmüştür. Kabahatler kanununda yer alan hususlara göre yapılan ifşaatlarla yargılamalar ve KHK larla görevden uzaklaştırmalar yapılmıştır. Bu işlemlerde işlemi yapan kişilerinde listeleri hazırlayan kişilerinde FETÖ mensubu oldukları ortaya çıkmış, yargılamalarda yeterli delillendirilmemesi, yargılanmadan ihraçlar yapılması, Taraflı hakim, Savcı ve FETÖ iltisaklı avukatların davalara girmeleri gibi durumlarla yargılama çökertilmiştir. Yargılamaya olan güven sarsılmıştır. Baronun atadığı avukatın FETÖ cü çıkması, Parayla tuttuğu avukatın FETÖ cü çıkması Mahkeme heyeti ile anlaşmalı davranması savunmak yerine Örgüt adına ve Örgüt Menfaatlerine yarayacak karara ikna edici tavır sergilemesi görülmektedir.
Bu ilkelerin en önemlisi Masumiyet Karinesidir. "Kişinin suçu mahkeme kararıyla kesinleşinceye kadar masum sayılmasıdır; suçluluğu ispat yükü iddia makamındadır." şeklinde tarif edilen bu ilkeye göre kişinin kesin suçlu olduğu gerekçeli Mahkeme Kararı ve İstinaf aşamaları sürecinin en sonunda ortaya çıkan karardır. Ancak son 20 yıldır Adliye yeterli yada yetersiz delillerle tutuklama kararı verip, yargılama süresi boyunca ceza evinde yerleştirip, Seyhan AVŞAR, Ece Sevim gibi Uyap Habercileri ile Müyesser YILDIZ, Cüneyt ÖZDEMİR gibi Okyanus Ötesi yorumcularla bir kişi hakkındaki yargılama kesinleşmeden Gazete ve Youtube Manşetlerinde yer almakta ve milyonlarca kişiye izletilmektedir. Bu durum yargılamanın inandırıcılığını ortadan kaldırmıştır. Görevden tasfiye yargılaması olduğu, bir şirketin rakiplerinin yok edilmesi, itibar suikastı yargılaması olduğu kanaati net bir şekilde toplumda oluşmaktadır. Aziz YILDIRIM yargılamaları, Fenerbahçe davaları gibi bir çok bu şekilde yargılama yapılmıştır.
En önemli ilkelerden birisi de Gerekçeli Karar Hakkıdır. "Mahkemenin verdiği kararın hangi hukuki ve maddi dayanaklara göre verildiğini açıkça yazmasıdır; bu durum keyfiliği önler."
Gerekçe okunduğunda herkesin susmasına delillerin ortaya konularak yukarıda belirtilen hususlar incelenmiş olarak kanunda yer alan ve vicdani indirimler iyi hal indirimleri uygulandıktan sonra bir karar verildiğini gösterir. Son 20 yıldır yapılan yargılamalarda bu ilke ortadan kalkmıştır. Aynı dosyadan bir den fazla UYAP kaydı açılıp bekletilip birinden olmaz sa diğerinden yargılama yapıldığı görülmektedir. Kararlardaki gerekçeler yukarıda sayılan unsurlardan yoksun olarak Hakimin mensup olduğu gurubun ideolojisine göre hedef aldı kişiyi suç olsun da herhangi bir yada bir den çok maddeye uydurup istinafa gidersin bozdurursun yoluna sevk ettiği süreçler görülmektedir. İstinafa gidilmesi istisna bir durum olması gerekmesine rağmen karar bir şekilde uydurularak istinafa gitmek zorunda bırakılan milyonlarca dava bulunmaktadır. Dosyaya bakamayacak hakimler bakmaktadır. Hükmün Açıklanmasının geriye bırakılması, Denetimli Serbestli uygulamaları ve tutukluluk kötüye kullanılmaktadır. Yargı Erkinin ideolojisine göre Ahlaki Islah edici davalar yürütülmektedir. Uyuşturucu ve Ünlüler operasyonlarında görüldüğü gibi ünlülerin giyinişi, ahlaki tutumları yargı yolu ile ıslah edilmeye çalışılmaktadır.
Üzerinde durulan önemli ilkelerden birisi de Doğal Hakim İlkesidir. "Hiç kimsenin, suç işlendikten sonra o işe özel olarak kurulmuş bir mahkemede yargılanamamasıdır." Sistemin hakim ve Savcıları, siyasal yargıç ve savcılar ortaya çıkmıştır. Onlar sabit olarak kalıp belli misyonları eda eden, diğer yeni katılan genç hakim ve savcılarda sirkülasyona tabi tutulup yeni geldim, dosyayı bilmiyorum, mazeretleri ve acemiliğine düşürülerek, katipler, adliye de uzun yıllardır görev alan, yetkisinin üzerinde etki oluşturmaya başlayan, uzun süreler aynı görevde kalmak, statüsünün üstünde yetki ve pozisyonlar verilmek suretiyle FETÖ nün acar, kaşar, arsız alt memurları, ön büro memurları tarafından karar verilir duruma gelmiştir. İstihbarat birimleri ile iletişim kurarak, İstihbarat Bilgi notlarına dayalı olarak kişiye özel karar veren özel görevli hakimler bulunmaktadır. Bu da doğal hakim ilkesini ihlal etmektedir. Adliye içinde özel tanımlı hakim ve savcılar oluşturulması özel büro oluşturulması gibi uygulamalar da bu sınıfa girmektedir.
Olmazsa olmaz prensiplerden biri de Hukuki Dinlenilme Hakkı, "Tarafların yargılamayı etkileyecek açıklamaları yapabilme ve delilleri sunabilme hakkıdır." Çoğu zaman Cuma günü mesai bitimine verilen duruşma saatleri, katılımın ortadan kaldıracak ulaşımı ortadan kaldıracak uygulamalar, Hakim yada savcının konuşmayı durdurup, yargılamanın çerçevesini değiştirecek şekilde ifadeyi kendi cümleleriyle yazdırması. Barodan atanan sistemin avukatının katkı sunmaması Mahkeme heyeti ile paralel hareket etmesi.
en önemli hususlardan birisi de Maddi Gerçeğin Araştırılması, "Özellikle ceza yargılamasında mahkemenin sadece tarafların getirdiğiyle yetinmeyip, olayın aslına (maddi gerçeğe) ulaşma çabasıdır."
Son 20 yıldır o kadar büyük süper operasyonlar yapılmakta ve sansasyonel tartışmalardan başka bir husus geride kalmamaktadır. Amaç yargılama yolu ile itibar suikastı yapmak, iktidara yada Cemaatleşmeye yakın bir kişiyi yada rakip işletmeleri bertaraf edecek şekilde şaibeli yargılama yapıp, maddi gerçekleri ortaya çıkarma dan önemli davalarda bile bilirkişi incelemeleri yapılmadan, istenmesi gereken laboratuvar ve uzman sonuçları istenmeden, Olay yeri incelemesi eksik, adli tıp raporu eksik, doktor raporu eksik, Adli TIPDA Kadrolaşmış FETÖ yapılanmasının etkisinde ve görüşleri doğrultusunda yargılamalar yapılmıştır. Bütün bunlar yargıya olan güveni ortadan kaldırmıştır.
Şüpheden Sanık Yararlanır (In Dubio Pro Reo) ilkesinin ihlali. Bu ilke "Delillerin yetersiz kaldığı veya şüphenin tam giderilemediği durumlarda, mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesidir." Son 20 yılda yapılan yargılamalarda insanlar yeterince net delil olmadan yargılanmakta ve suçlanmaktadır. Geçmişte yaptığı ancak delillendirilmemiş faaliyetinden dolayı cezalandırılmaktadır. Örneğin ünlülere yapılan uyuşturucu operasyonlarında kullandıkları sırada neredeydiniz neden suç üstü yapıp almadınız. aradan zaman geçmiş ne kadar kullandığı belli değil ne zaman kullandığı belli değil saç örneğinde kalıntı çıktı deyip operasyon yapılması. Sadece tanık ifadesi ile operasyon yapılması. 1 defa mı kullandı, sosyal baskı altında kalıp mı partiye katıldı. Pişmanlık duyup diğer zamanlarda uzak kaldı mı belli değil. Saçında etken madde çıktı Uyuşturucu çetesindesin haberleri ile yapılan operasyonlar, Yüksek operasyonlar, çok sayıda suçun aynı torba habere konulup birlikte haber yapılması ile Çek Senet var, adam kaldırma var , oto hırsızlığı var, uyuşturucu var Çete Bunlar Organize bunlar imajı oluşturan yüksek operasyonlar yüksek yargılamalar, sansasyonel yargılamalar. Operasyonun içine Milyoner Olmak istermisin sunucusunu da koyup milyonlar etkisi meydana getiren operasyonlar. Ertesi gün milyoner olmak istermisin sunucusu adliye ye çağırıldı. gülücük atarak polis arabasına biner ertesi gün serbest kalır açıklama yapar Adli bir prosedürdü Saçımıza kıçımıza baktılar bir şey çıkmadı 2 kere milyonlarca izlettirecek şekilde haber olacak şekilde dizayn edilen operasyonlar. Suçun bütün detaylarını ayrıntılarını topluma öğreten anlatan haberler ve operasyonlar. Neticesinden Yargıya Güven Ortadan Kaldırılmıştır.
Darbeden 9 ay 10 gün öncesinden Gülen bebek reklamları ile darbeyi organize eden Zaman Gazetesi yazarı İbrahim KALIN’ın ve ondan önce Astsubaylıktan soru verilerek Subay Sınıfına geçirilen Hakan FİDAN’ın Mit Başkanı yapılarak şaibeli istihbaratçıların raporları ile yapılan operasyon ve yargılamalar. En son darbeyi MİT Başkanı Hakan FİDAN’a Ankara da Ata Kulede yaptığımız buluşmalarda yıllarca Hakan FİDAN’a anlatmıştım. İsim isim vermiştim. Demişti FETÖ nün emniyet ve FUHUŞ imamı Kemalettin Özdemir. Hakim Selfet GİRAY Manşet olacak şekilde "FUHUŞ İMAMI SENMİSİN" diye sormuştu. O da evet benim sana karı mı lazım demişti. Bu soruyu soran Hakim Selfet GİRAY’ın FETÖ bağlantıları ortaya çıkmıştı. FETÖ cü kolluk, FETÖ cü Mit , FETÖ cü Hakim Savcı ve Avukatlarla yapılan FETÖ operasyonları. Yüksek Operasyonlar. Süper operasyonlar. İstihbarat raporuna dayalı yargılama ve operasyonlar Türkiye de Adalete olan güveni ortadan kaldırdı.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.