Önce doğruyu bilmek gerekir; doğru bilinirse yanlış da bilinir, ama önce yalnış bilinirse doğruya ulaşılamaz. farabi
erincoban
erincoban

İslam'da Türbe Ziyareti ve Önemi

Yorum

İslam'da Türbe Ziyareti ve Önemi

( 1 kişi )

0

Yorum

5

Beğeni

5,0

Puan

190

Okunma

İslam'da Türbe Ziyareti ve Önemi

Arapça Turbah kelimesinden dilimize geçmiş olan Türbe, toprak yer anlamına gelir. Türkçe de Devlet Büyüklerinin, Alimlerin, Önemli Kişilerin, Evliyaların, Allah Dostlarının Kabirleri olarak kullanılmaktadır. Bu değerli kişiler öldükten sonra gerek aileleri, bazen devlet, bazen yakınları, talebeleri tarafından ziyarete uygun, estetik ve mimarisi güzel mezar yapıları inşa ettirilir. Dinimizde ölen bir kişinin bu şekilde Türbe inşa ettirilmesine dair bir emir ve uygulama olmamakla birlikte bu kişinin unutulmaması, gıyabında ona duyulan saygı, sevgi ve vefanın devam ettirilmesi açısından uygulanır. Bu uygulamanın dinen herhangi bir mahzuru olmadığı gibi bilakis faydaları, hikmetleri ve ziyadesi ile sevapları bulunmaktadır. Öncelikle sıradan avam halkının türbesi olmaz. Türbe yapılan kişiler alim, evliya, bir Tarikatin şeyhi, Bir devlet büyüğünün türbesidir. Bu yapıdan maksat ölen muhterem zatın manevi hatırasını da devam ettirmektir. Bazen devlet dahi türbe inşa eder. Amiraller, Maraşeller, Ordu da Kahramanlık Göstermiş Komutanlar, İlim İnsanlarının türbeleri yapılır.
Yunus Emre Türbesi, Karacaoğlan Türbesi, Somuncu Baba Türbesi, Çoban Dede Türbesi, Nasreddin Hoca Türbesi, Selçuklu Sultanı Aladdin KEYKUBAT Türbesi, Mevlana Celalettini Rumi Hazretleri Türbesi, Mevlana Hazreti Halidi Bağdadi Türbesi, Cüneydi Bağdadi Türbesi, Abdülkadir Geylani Hazretlerinin Türbesi, Hacı Bayramı Veli Hazretlerinin Türbesi, Hacı Bektaşi Veli Hazretlerinin Türbeleri, Hazreti Ali R.A. Türbesi, Fatih Sultan Mehmet Han Türbesi, İsmail Fakirullah Hazretleri Türbesi, Muhyiddin İbni Arabi Hazretlerinin Türbesi, Aziz Mahmut Hüdai Hazretlerinin Türbeleri, Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin Hocası Ebul Vefa Hazretlerinin Türbesi, Akşemseddin Hazretlerinin Türbeleri gibi çok sayıda türbe İslam kültüründe ve kültürümüzde bulunmaktadır. Bu türbeler bir tür anıt mezar niteliğindedir. Bu açıdan Firavun da dahil tarihte bir çok önemli kimsenin anıt mezarları yapılmıştır.
Anıt mezarların amacı vefat eden kişinin hatırlanmasını sağlamak, onu seven eserlerinden istifade edenlerin bağlılığını devam ettirmek, açtığı yol ve çığır gibi güzel alışkanlıkların devam ettirilmesini sağlamaktır. Bazıları kendisini duaya muhtaç görüp sağlığında beni ziyaret eden 3 kulhüvallah bir elham okusun, affım için cenabı hakka dua da bulunsun umulur ki ziyaret edenlerden duası kabul olunan bir kişinin hürmetine ben de affolunurum yaklaşımıyla ziyaret edilmeyi, unutulmamayı, öldükten sonra bile gıyabında hatim okunup dualar edilmesini kendileri talep etmişlerdir. Benzer şekilde Hinduizim, Budizm, Zerdüştlük, Hıristiyanlık, Yahudilik ve bir çok diğer dinlere ve sanatçılara yabancı devlet adamlarına ait anıt ve hatıra mezarlar bulunmaktadır.
Bu tür mezarlarda ağaca çapıt bağlamak, mum yakmak, ağaç dallarına çakıl taşı atmak gibi ritüllerden yola çıkarak bu tür mezar ve türbe ziyaretlerinin bilimsel açıdan yanlışlığını islami açıdan haram ve şirk olduğunu anlatan çok sayıda bilimsel görüş gibi sunulan yazı ve görüşler yayınlanmaktadır. Bu görüşlerin temelinde islami türbelerin eleştirisinde iki temel husus yer alır. 1. si türbe de yatan kişinin kendisinden , bizzat zaatından meded istemek ve dua etmek haşa yaratıcı yüce Allah yerine mezarda yatan kişiyi koymak. 2. si Ağaç dallarına çapıt bağlamak, taş atmak gibi ritülelleri saçma ve mantıksız göstererek Bu Tür Türbe ziyaretlerinin Batıl Olduğuna hükmetmek.
Bu tür felsefi eserleri incelediğiniz de bilimsel görünümlü bir çok saçma methodun yersiz bir şekilde bu alanda analiz metodu gibi gösterilerek açıklama getirildiği görülür. bu çalışmaların bir çoğu bir Müslüman ve ilahiyatçı tarafından da kaleme alındığı net olarak görülebilir. Akademik kaygılarla sebepler ve bilim açısında hatalı bir uygulama zehabına kapılarak, bulunduğu Akademik makam ve mevkiyi bilim esaslarına oturtuyorum düşüncesi ile saçma sapan görüşler ileri sürülmektedir.
Salih, Sahih, Halk tarafından bilinen sayılan sevilen, devlet tarafından da onaylanan bir Türbe ziyaretinin binlerce faydası ve hikmeti bulunmaktadır. Türbe ziyaretleri öncelikle islamda belli usul ve kaidelerle gerçekleştirilmektedir. Bu tür salih, sahih bir türbeye gidip ağaca çaput bağlama Bin ziyaretçiden birisini yanlış olarak yaptığı ameldir. Ziyaretçilerin bir çoğu kabirde yatan kişinin kendisinden değil Allah’u Tealadan dua ve talepde bulunmaktadırlar. Kabirde yatan zatın kendisinden dua ve talepte bulunan kişi sayısı da bin kişide bir kadardır.
Bir türbeyi ziyaret etmek gerek kültürel gerek tarihi ve coğrafi bakımdan kitaptan okumaktan bin kat faydalıdır. Önemli bir kişinin Türbesini ziyaret ettiğinizde kitaptan okuduğunuzdan daha fazla yakınlık kurabilirsiniz. Örneğin bir Fatih Sultan Mehmet Han türbesini ziyaret ettiğinizde sadece onu değil haziresinde ve yan mezarlarda yatan 50 kişi kadar tarihi zatları, ordu komutanlarını alim zatları görür, ziyaret eder. 500 yıllık bir tarihi birikimi hatırlarsınız. Hafızaya iyi gelir. Alzheimer’ı geçiktirir. Unutkanlığı önler. Günlük hayatta kalbinizde kalan nefretler, olumsuzluklar vb tüm duyguları silip süpürür, fani olduğunuzu hatırlarsınız. Huzurunda bulunduğunuz zatın eserleri ile aranızda bağ kurarsınız. Açtığı vakıf ve Medreseler, yazdığı eserler, mimari yapılar onları okuma anlama daha dikkatle inceleme iştiyakına sahip olursunuz. Hayat neşenizi arttırır. Motive eder. zamanı daha güzel ve değerli geçirmeniz konusunda motive eder. Türbede bulunan Yasin, Tebareke, Amme Cüzü, Kuranı Kerim, tefsir, Meal, Hadis kitapları gibi kitaplarla dini vecibelerden bir miktar uzaklaşmışsanız yeniden yakınlaşırsınız. İçinizdeki daralmanın kasvetin sebeplerini daha iyi anlarsınız. Kısa sureleri, okuduğunuz ayet ve hadisleri hatırlarsınız. Türbelerde çoğu zaman ayet ve hadisler ve hat levhaları bulunmaktadır. Dualar bulunmaktadır. Bu levha ve tablolar da ayrı birer sanat ve estetik değeri taşımaktadır. Hafızayı kuvvetlendirir. estetik yönünüzü geliştirir. Tarih Bilincinizi kuvvetlendirir. Bilmediğinizi yeni söz ayet ve hadisleri de öğrenmenizi sağlar. Bir öğretmenle, büyüğünüzle, anne ve babanızla gitmişseniz bu ziyaretten hasıl olan huzur katılımcılara yansır. Rehber ve anlatıcı bu ziyaret sırasında daha bilmediğiniz nice vakıa, anektodları dinleme ve imkanı bulursunuz. Aile fertleri ile birlikte yapılan türbe ziyaretleri ayrı bir keyif, neşe ve gezme rahatlama imkanı sağlar.
Türbe ziyaretinde Farz, Vacit gibi düzenlemeler yoktur. Hazreti Peygamber Efendimiz Sallahu Aleyhi Ve Sellem Efendimizin kabir ziyaretleri ve daha sonra gelen islam alimlerini kabir ve büyükleri ziyaret usullerinden yola çıkarak Kabir Ziyaret Adabı, Türbe Ziyaret Adabı şeklinde edep ve usuller ortaya çıkmıştır.
Bunlar ;
1- Ziyaret Edilen Kişiye Hürmetli Olmak
2- Abdestli Olmak ( Farz ve Vacip Değildir Ama Edep Olarak Abdestli Olunması Tercih edilir. )
3- Kabirde yatan kişiyi vesile kılarak Yüce Allah’a onun vesilesi ile dua etmek
4- Kabirde yatan zatın günahlarının bağışlanması, derecelerinin yükseltilmesi için duada bulunmak
5- Türbe’de toz çöp vb bakımsızlık varsa türbedar yoksa bu tür hizmetler aksıyorsa bir kenarından yardımcı olmak
6- Yüksek sesle konuşmamak, adaba Aykırı Hareket etmemek
7- Kabirde yatan zatın maneviyatından, öğütlerinden, kitap ve eserlerinden, sözlerinden istifade etmek

Bu tür düzenlemeler Türbe Ziyaret adabı içerisinde yıllarca yapılan Türbe Ziyaretlerinden edinilen tecrübe ile örf haline gelmiş hususlardır.

Türbe ziyareti yapan kişi hiç bir sınırlandırma olmamak kaydıyla haram hususları talep etmemek kaydıyla türbede yatan zatı vesile ederek. "Allahım şu kabirde yatan zatın hürmetine, benim de günahlarımı affeyle." , "Allahım şu kabirde yatan zatın hürmetine, şu doğacak çocuğumuzu hayırlı sağlıklı eyle" , "Allahım şu kabirde yatan zatın hürmetine, Vatanımıza Birlik, Dirlik, Beraberlik Nasip Eyle ", "Allahım şu kabirde yatan zatın hürmetine, Fenerbahçeyi Bu Sene Şampiyon Eyle", "Allahım şu kabirde yatan zatın hürmetine, şu hastamıza şifa nasip eyle", "Allahım şu kabirde yatan zatın hürmetine, şu girdiğim sınavdan muvaffak eyle." , "Allahım şu kabirde yatan zatın hürmetine, şu altında ezildiğim borçları bu sene ödemeyi nasip ve müyesser eyle." , "Allahım şu kabirde yatan zatın hürmetine, Şu yazılarımı hayırlı bereketli eyle, rızana uygun eyle."," Allahım şu kabirde yatan zatın hürmetine, Seçimler de şu zatı muzaffer Eyle ", "Allahım şu kabirde yatan zatın hürmetine, Kardeşimin, Amcamın Bu işine yardım Eyle", "Allahım şu kabirde yatan zatın hürmetine, şu kabatimi, şu kötü huyumu terk etmeyi nasip eyle.", "Allahım şu kabirde yatan zatın hürmetine, bütçemize, rızkımıza genişlik eyle" gibi her türlü dilek ve hacetini Allahu Tealaya arz edebilir. Bu tür dualarda hiç bir sınır yoktur. hiç bir Mahzur Yoktur. Hiç bir şekilde şirk teşkil etmez.
Bir türbeyi ziyaret eden kişi kalbinde acaba, kabul olur mu diye şek ve şüphe taşımamalıdır. Sahih bir Allah Dostunu ziyaret edip onu vesile kılarak istediği hususların olacağına kesin bir iman ile inanmalıdır. Kalbinde şek ve şüphe varsa türbeyi ziyaret etmemesi daha evladır. Ancak bazı zamanlarda duanın kabul olunacağından şek ve şüphesi olsa bile duası kabul olunabilir. Allahu Teala Fazl ve Kereminden kalbindeki şüphenin gitmesi imanın artması için kabul edebilir. Bir türbeyi bütün samimiyeti ile ziyaret edip dua eden kişi dua belli bir zamana bağlı kabul edilecekse acele edip 6 ay geçti duam daha kabul olmadı demez. Duaların kabulünde bazen zaman da söz konusudur. Sen bu gün dua edersin 5 sene sonra nail olabilirsin. Dua da olmayacak dua diye bir şey yoktur. Allahu Tealanın gücüne kudretine sınır sebep yoktur. Ol dediği her şey olur. Sakat engelli tıbben iyileşmesi mümkün olmayan birisi bile olsa samimi canı gönülden dua edildiği ve inançla Allahu tealaya yöneldiği takdirde eli ayağı geri gelmeyebilir ama protez ve tıb imkanlarıyla bir takım iyileşmelere kavuşabilir.
Türbelere gibip dau eden kurban kesenleri, adak adayanları kınamak, hor görmek, batıl görmek doğru değildir. Allah katında önemli hususlardan biri de adak adamaktır. Ya rabbi açtığımız şu dükkan tutarsa bir sene sonra sana bir kurban adayacağım şeklinde abartı olmayan ve çok aşağı çok düşük adi olmayan adaklar pek tabiki adanabilir ve de kabul edilir. Çünki Allahu teala o kurbanın kesilmesinden etlerinin fakirlere dağıtılmasından kullarına gelecek hayırdan mahrum etmez. Mantıklı, Makul ve İhlaslı son derece samimiyetle gücünün yetebileceği hayır Adak ile birlikte yapılan dualar kabul edilir.
Türbe Ziyaretleri ile ilgili olarak Post Hoc Ergo Propter Hoc (Latince: "Bundan sonra oldu, öyleyse bunun yüzünden oldu") şeklinde tarif edilen psikolojik yanılsama batıl inançlar için geçerlidir. Örneğin kapının önünden kara kedi geçti böyle oldu şeklinde bir bağıntı kurmak mümkün değildir. Bu bilimsel olarak bir yanılsamanın psikolojik olarak da algıda yanlış anlamalara sebebiyet vermesidir. Yada Otel de 13 numaralı daire de konakladık da başımıza bu uğursuzluklar geldi şeklinde bağlantı kurulması batıl ve olumsuz inanışlar için geçerlidir. Bu yaklaşım türbe ziyaretlerinde bilimsel olarak uygulanamaz. Çünkü Türbe de ziyaret edilen zat Allah dostu. Allah indinde makbul bir kişidir. Onun hürmetine yapılan dua’nın geri çevrilmesi çok çok az görülen bir durumdur. Daha büyük hikmetleri varsa geri çevrilebilir. Geneli itibariyle kabul edilir. Türbe ziyaretinden sonra kalbe gelen ferahlama, bakış açısının olumlaması, geçmiş tarihlerdeki karanlık psikolojinin gitmesi, insanın imanının kuvvetlenmesi, azminin artması, kalbine dileğinin olabilmesi için gerekli yolların ilham edilmesi, çalışması gerek usul ve erkanın ilham edilmesi gibi hususlar sahihtir. Türbe Ziyaretinde yapılan duaya bağlıdır. İstanbul2un Fethi dahi salt Fatih Sultan Mehmet Han’ın kuvvetine, dirayetine Ordusunun üstünlüğüne bağlı değildir. Hocalarından hangi kapıdan girilmesi gerektiğine dair keşif ve keramet istemiştir. Dualar okunmuş, İstihareler, İstişareler edilmiştir. Bunlar arşivlerde kayıtlarda bulunmaktadır.
Hem akademik Caimiada yükselmek hem de İslami ve İnanca Dair Konularda fikir beyan etmek durumunda olan düşünürler herşeyi mantık ve sebepler dairesi içerisinde izah getirmeye çalışma Akamediye yaranıp, Rütbede yükselme için manevi alanlarda hatalı görüşler ortaya koymaktadırlar. Peygamberlerin mucizelerini, Hazreti Meryemin doğum yapmasını bile çift cinsiyetliydi şeklinde izah etmeye çalışmaktadırlar.
Özetle İslamda türbe ziyaretleri makbuldür, eğitici, öğreticidir. Edep kurallarına uygun hareket edilmelidir. Edebinde temelde iki kural bulunur. Abdestli olmak. Hürmetli ve Saygılı olmak. Çok şey öğretir. Duaların Kabulüne vesiledir. Hatta yabancı önemli kişilerin kabir ve mezarlarını dahi ibret ve kültür edinmek için ziyaret etmek islam dini açısından iyidir. Ünlü Ressam Leonardo Vinci’nin, Aziz Paulo’nun, Nirvanayı, Çin Tibet, Buda Tapınaklarını, Napolyon’un kabirlerini ziyaret ile ilgili kısıtlama yoktur. Bunları ziyaret edip tarihte yaşamış kişilerin kabirlerini bizzat gözlerinle görmüş olursun. Ölüm Hakikatini idrak etmeye vesiledir. Yabancı mezarları hürmetine dua edilmez. Bilimsel olarak ve tarihteki yerleri ve kültürel değerleri açısından bilgi ve tecrübe sahibi olursun. Her şey ve Herkesin Fain Olduğunu bu şahsında ne kadar önemli ve başarılı işler yaptığını ve neticede ölümden kaçamadığını kabre konulduğunu düşünür. İbret alır. Şükreder. Allahu Tealaya Dua edersen Tefekkür sevabı da alabilirsin.




Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

İslam'da türbe ziyareti ve önemi Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz İslam'da türbe ziyareti ve önemi yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İslam'da Türbe Ziyareti ve Önemi yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL