Hedefe kestirmeden giden yol en tehlikeli yoldur. çünkü o kurşunların gittiği yoldur. jerzy lec
Efrasiyab
Efrasiyab

Düşünmüyorum Ama Yine De Varım

Yorum

Düşünmüyorum Ama Yine De Varım

0

Yorum

3

Beğeni

0,0

Puan

162

Okunma

Düşünmüyorum Ama Yine De Varım

Düşünmüyorum Ama Yine De Varım

"Düşünmüyorum ama yine de varım." sözünün vücut bulmuş hâli Necati’yle tanıştırayım sizi. Kendisi; dünyanın en karmaşık yapılarından biri olan beyin gibi mucizevi bir organı sadece yeme, içme ve uyuma gibi en temel ihtiyaçları için kullanan, düşünmemeyi alışkanlık edinmiş oldukça basit bir genç. Üstelik bu durumdan oldukça da memnun gözüküyor. Ona göre düşünmek oldukça gereksiz ve yorucu. Mecbur kalmadıkça asla düşünmez, mecbur kaldığı durumlardaysa düşünmek için harcadığı enerji onu hasta ederdi. Hatta düşünmek zorunda kaldığı zamanları düşünmek bile kâbus sayılabilirdi. Kâbus demişken beynini fazla kullanmadığından geceleri rüya görmüyor, uykuya dalmasıyla uyanması bir oluyordu. Belki şu an bu hikâyeye vakit ayırıp okumaya başlamış değerli okuyucularımızdan bazıları - özellikle de kafasını yastığa koyduğunda beyni ağır sanayi fabrikaları kadar gürültülü çalışan ve bu sesin susturulabilmesi için uyku molasını yarı baygın gözlerle bekleyen- içinden keşke ben de Necati olsam diye hayıflanıyordur. Neyse ki Necati’nin rüyasız kalacağı günler de sona erecekti. Yağmurlu bir perşembe sabahı elinde çayıyla camdan aşağı süzülen damlalara anlamsızca bakan Necati, boş bakışlarını bir anda camın köşesinde yavaş yavaş hareket eden küçük bir salyangoza dikti. Muhtemelen bu garip mahlukat; Necati’nin annesinin pencere önüne koyduğu bir tarafı bakımsızlık ve en önemlisi de sevgisizlikten solmuş yine de uzun yıllar sehpada süs olarak yer kaplamasının hatırı için çöpe atılmamış çiçeğin yapraklarına yapışmak için yol alıyordu. İşte tam bu esnada göğü yaran bir şimşek sadece gökte değil Necati’nin beyninin her zerresinde de çaktı. Demek ki Necati uzun yıllardır bu çiçeğin farkındaydı. Çiçeğin sevgisizlik ve bakımsızlıktan kurumuş olduğunu bilecek kadar beyninde depolanmış bu bilgi minik bir salyangoz sayesinde ortaya çıkmıştı. Artık yıllardır çalışmayan fabrika başlama tuşuna basarak seri üretime geçecekti.
Necati hemen pencereyi açarak çiçeği ve salyangozu içeri alarak odasına götürdü. Masasının üzerine koyduğu saksıyı iyice temizledikten sonra minik salyangozu da yeni habitatına yerleştirdi. Günler günleri kovaladıkça Necati hem çiçeğin bakımını yapıyor hem de salyangozu evcil hayvanı gibi görüyordu. Aklını meşgul eden en önemli düşünce de bu sırada oluştu. "Acaba çiçek ve salyangoz hayatları boyunca ne düşünüyor?" Belki de gününün yarısını onları izleyip bu düşünceyle geçiriyordu. Evrende her şeyin bir ruhu vardı. Ruhu olan her şey de canlıydı. Bunlar bizim gibi düşünmese de bir şekilde düşünüyordu işte. Nasıl düşündüklerini asla anlayamayacağımız bir şekilde düşünüyorlardı. Aralarında biz gibi dille konuşmasalar da konuşuyorlardı. Birbirlerine anlatacak bir şeyleri olmalıydı mutlaka. Hiç mi bizim gibi gülmüyorlar? Hiç mi birbirlerine kızıp küfretmiyorlar? Sonuçta hepsi doğan, büyüyen ve ölen canlılar. Şu salyangozu evime alıp besleyerek iyi mi yaptım acaba? Yağmurdan sonra doğasına dönmesi onu daha da mutlu mu ederdi? Hayatı macera olarak gören ve gezmek isteyen bir seyyahtı belki? Vadesini tamamlamaya yakın rahatça ölmek istediği için penceremizin manzarasını beğenip güzelce kurumak için mi gelmişti? Kaç yaşındasın? Bana bir cevap borçlusun. Peki şu çiçek? O da bakımsız ve sevgisiz kaldığı için ölmeyi tercih etmemiş miydi? Tercih etmekten çok ölmeye mecbur bırakılmış gibiydi. Dallarından alacağımız parçalarla yeni çiçekler ortaya çıkabilirdi. Annem kolay yolu seçip onu pencere kenarına koymuştu. Komşusu daha güzel bir çiçek hediye etmişti zaten. Annem de olsa insanoğlu nankör. Ben de nankörüm. Annem yıllardır lezzetli olsun ya da olmasın önüme yemek koyuyor. Bir kere bile eline sağlık demedim. Babam ve kardeşim de demedi. Öyleyse onlar da nankör. Hadi ben yıllardır düşünmüyordum peki ya onlar da mı düşünmüyordu? Herhalde başka şeyler düşündükleri için basit bir cümleyi düşünmek istemiyorlardır diye avutalım kendimizi. Annem de beni düşünmeyi ben düşünmeyi bıraktığımda bırakmıştı galiba. Kendini düşünmeyeni ben neden düşüneyim diye düşündü herhalde. İyi de salyangoz ve çiçeği bulduktan sonra düşünmeye tekrar başladım. Acaba anneme söylesem beni tekrar düşünmeye başlar mı?
Necati koşarak annesinin yanına gitti. "Anne düşünmeye başladım!" diye bağırdı sevinçle. Annesi sadece suratına baktı. 1 saat kadar bakıştılar. Necati birden düşündüğü zamanlarda annesinin sürekli olarak söylediği bir sözü anımsadı. "Her şey olacağına varır." Bu düşünce annesinin beynini ele geçirmişti ve 50 yaşını yeni devirmiş bu kadın da artık düşünmüyordu. Bu yaşına kadar düşünmek onu sadece hasta etmekten başka neye yaramıştı? Hemen babasının yanına koştu. Düşüncesizlik hastalığına yakalanan diğer bir kişi de babasıydı. Yıllardır ağır sanayide çalışmış adam sadece iki şey düşünebiliyordu: Çalışmak ve uyumak. Hayatı, ailesine bakabilmek için iki fiil arasında sıkışmış ve sonunda düşünmeyi unutmuştu. Hayat çalışmaktan ibaretti ona göre. Vücudu çalışırken beynini kullanmasına da gerek yoktu pek.
Bu kez pencereye doğru koştu Necati. Dışarıdaki insanlara baktı. Hepsinin acelesi vardı ve bu kadar acele içinde düşünmek pek mümkün değildi. Demek ki düşünmek o kadar da abartılacak bir şey değildi. Düşünmeye başlayalı 1 gün olmasına rağmen ne kadar da yorulmuştu öyle. Odasına giderek çiçeği ve salyangozu aldı, penceresini açtı ve onları eski yerlerine koydu. Pencereyi kapattı ve kaldığı yerden yani düşünmemekten devam etti. Yalnız bir şey takıldı aklına ve son kez "Sahi bizim soyadımız neydi?" diye hatırlamaya çalıştı. Necati DÜŞÜNMEYENGİL.

Adres: Fikirsiz Köyü / Sorgusuz Mahallesi / Tasasız Caddesi / Her Şey Olacağına Varır Apartmanı / No.:1

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Düşünmüyorum ama yine de varım Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Düşünmüyorum ama yine de varım yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Düşünmüyorum Ama Yine De Varım yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL