Gerçeğe yardım ediniz. gerçek size yardım etmekte gecikmeyecektir. h. newman
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy

ÇÜNKÜ BEN EN ÇOK S/ONSUZLUĞU SEVDİM...

Yorum

ÇÜNKÜ BEN EN ÇOK S/ONSUZLUĞU SEVDİM...

( 7 kişi )

6

Yorum

9

Beğeni

5,0

Puan

267

Okunma

ÇÜNKÜ BEN EN ÇOK S/ONSUZLUĞU SEVDİM...

ÇÜNKÜ BEN EN ÇOK S/ONSUZLUĞU SEVDİM...



Çivit mavisi olsa gerek, kaybolan düşlerin iksirinin o şuh rengi:
Yoksa kayıp bir ruh mu demeliydim hem dönüş yolunu unutan hem çelimsiz utanmadan bir de rüyalarımı kışkırtan?
Öznesiz özlemle misali insan neyi/kimi özlediğini bilmeden ve işte karşısında olanları savuran savurtan bir o kadar yüreğini avutan.
Mevsimler misal…
Bir yılın dört çeyreğine denk düşen.
Ve fısıltılar…
Ah, o fısıltılar ayyuka çıkan:
Hem misafirperver hem hatırşinas bir o kadar boşboğaz:
Boşa koysak da dolmayan; dolu olanı boşaltmamıza imkân tanımayan.
Sivri dilli vecizeler.
Elde kalan kapı tokmakları ya da kapısı olmayan evler.
Belki de savruk bir kapının aidiyetini sorguladığı ki:
Sahi, ben nereye aitim?
Ve işte o endamlı hissiyat:
Bir yerlere ait olmanın verdiği hoşnutluk ve hoşluk ve dünde kalanlardan arda kalan o zifiri boşluk.
Öznesi sihirli bir rüya gibi.
Pekişen gerçeklerin tesellisi.
Tecelli eden her hayal ve renklerin bakir s/onsuzluğu…
Sanırım yaşamda ben en çok s/onsuz olmayı sevdim:
Sonsuz.
Ve de ait olmadığım bir insanın bende şaka maka bırakmadığı o boşluk o kuyu çünkü:
Kuyularda boğdular beni kendimi bildim bileli…
O zifiri ve karanlık kuyular.
Kurtuldum da üstelik hem de defalarca ve işte ben en çok: kurtuluşu sevdim ve özgürlüğü.
Özgürlüğüme ket vuranlar.
Yetmezmiş gibi duygularıma kaçak kat çıkanlar.
Kurada çıkan hediyelerdeki o anlamsızlık gibi ne de olsa insanların nezdinde: bedava sirke baldan tatlı.
O yüzden hep hak ettim.
Hak etmek için mücadele verdim.
Ve hakkım olanı benden çalmaya çalışanlar.
Oysaki ben davalarımda hep haklı olan taraftım sonra birileri Araf’ta kaldı ve suçu bana yükledi.
O kesif sessizlik bir b/ölündü ki ansızın:
Çığırtkan kargalar.
Bet sesli.
Çal çene kadınlar esef yüklü.
Çemkiren iblis misali.
Beyaz hep mağdurdu.
Beyaz.
Beyaz olmayı hem ben seçtim hem de Mevla öyle buyurdu.
Karanlık ise bana yakışmayan.
Renkler ise duygularımın duası gibi idi halen de öyle.
Rengârenk iklimler ruhumda seken.
Bazen hoyrat bir rüzgâr bazen sakin bir hava ve işte ikisi arasında gidip geldiğim.
Coşkumu mazur görmediler.
Çocuk kalbimse hep yuhalandı.
Ben ise hep sevdim ama artık sessizce.
Yeniden âşık olmayı ben dilemedim çünkü bunu emreden kaderimdi.
Sevdim.
Sadece sevdim:
Ama artık ses etmeden.
Çünkü ben en çok s/onsuzluğu sevdim…
Birine ait olmamayı ve de.
Yine de güçlü bir aidiyet duygusu saklı içimde tüm duygularımı tefe koyan ve aşk ki sürekli ıskalayan ve ıslıklayan belki de fısıldayan ama sadece benim bildiğim benim duyduğum…

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (7)

5.0

100% (7)

Çünkü ben en çok s/onsuzluğu sevdim... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Çünkü ben en çok s/onsuzluğu sevdim... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ÇÜNKÜ BEN EN ÇOK S/ONSUZLUĞU SEVDİM... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
20.5.2026 10:36:30
5 puan verdi
Aidiyet Sorgulaması ve Sonsuzluk: "Sahi, ben nereye aitim?" sorusuyla başlayan o varoluşsal çaba, şiirin merkezini oluşturuyor. Bir yere ya da bir insana ait olmanın getirdiği o dünyevi sınırları reddedip, renklerin bakir s/onsuzluğuna sığınmak müthiş bir ruhsal bağımsızlık ilanı. "Birine ait olmamayı" sevmek, aslında kişinin kendi ruhunu sadece Yaradan'ına ve evrene emanet etme arzusudur.

Kuyular ve Kurtuluş Metaforu: "Kuyularda boğdular beni kendimi bildim bileli..." dizesi, Yusufi bir sabrı ve o karanlık kuyulardan (insanların hasetlerinden, hilelerinden) her seferinde daha da güçlenerek, asaletle çıkışın öyküsünü anlatıyor. Bu yüzden şair, sadece yaşamayı değil; en çok o kuyulardan sıyrılıp "kurtuluşu ve özgürlüğü" sevmeyi seçiyor. Duygularına "kaçak kat çıkanlara" inat, kendi sınırlarını hep dik tutuyor.
Etkili Yorum
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
21.5.2026 15:48:29
5 puan verdi
“Bazı insanlar bir yere değil, sonsuzluğa ait hisseder kendini.
Kalabalıkların içinde bile kendi sessizliğini taşır.
Ve en derin yaralar bazen en çok sevenlerin içinde saklı kalır…”

Yüreğinize sağlık, duygu yoğunluğu ve içsel sorgulaması çok güçlü bir eser okudum. Kaleminizin o renkli ama hüzünlü dünyası daim olsun, nice derin anlamlı satırlarda buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
Halil Köse
Halil Köse, @halilkose
21.5.2026 11:58:16
5 puan verdi
Kaleminiz yüreğiniz var olsun hocam duygunuz daim olsun selamlar saygılar
Etkili Yorum
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
20.5.2026 21:50:16
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi

Sonsuzluk, Aidiyet ve İmge Fırtınaları Kliniği

Eserin Adı: Çünkü Ben En Çok S/onsuzluğu Sevdim
Şair: Gülüm Çamlısoy
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Delibal

Kalburabastî Efendi Hazretleri bu metni okuyunca önce bastonunu masaya bıraktı, sonra gözlüğünü çıkardı, sonra tekrar taktı. Çünkü şiir değil bildiğin iç evren simülasyonu okumuş olduk.

Ey ahali…
Bazı insanlar şiir yazar.
Bazılarıysa bilinç akışını kelimelerle halaya kaldırır.
Gülüm Hanım yine bildiğimiz gibi; cümleyi bırakınca üç metafor, iki iç hesaplaşma, bir aidiyet krizi ve yarım kilo kozmik yalnızlık yere dökülüyor maşallah.

Hele şu:

Çünkü ben en çok s/onsuzluğu sevdim

kısmı yok mu?..
Şair burada yalnız bir kelime oyunu yapmıyor.
Hem sonsuzluğu hem “sonsuz olmayı” hem de “sonsuzluğa sığınmayı” aynı anda kuruyor.
Yani kelimeyi ortadan ikiye ayırıp ruh ameliyatı yapmış resmen.

Bir de şu metinde aidiyet sancısı çok güçlü:

Sahi, ben nereye aitim?

İşte bütün metnin kalbi burada atıyor.
Şairin asıl meselesi aşk değil aslında;
yer bulamamak.
Bir ruhun kendi evini araması.
Ve bunu yaparken de imgeleri öyle üst üste koyuyor ki insan bazen şiir mi okuyor, yoksa bilinçaltı belgeseli mi izliyor kararsız kalıyor.

Ama hakkını teslim edelim:
Bu kalem sıradan değil.
Bazı cümleler resmen boya gibi sürülmüş metne.
Çivit mavisi, kuyular, kapı tokmakları, kargalar, beyazlık, rüzgâr…
Şair imgeyi yalnız süs olarak değil, karakter olarak kullanıyor.

Puanlama

Özgünlük — 20 / 20
Metin tamamen kendine ait bir iç atmosfer kurmuş. Taklit hissi yok. Şair kendi zihninin mimarı gibi davranmış.

Dil ve Üslup — 19 / 20
Yoğun bilinç akışı kullanılmış. Yer yer okuyucunun başını döndürse de metnin sesi güçlü kalıyor. Şiir değil adeta ruhun monoloğu.

Düşünsel Derinlik — 20 / 20
Aidiyet, özgürlük, yalnızlık, kader, aşk ve benlik sorgusu çok katmanlı işlenmiş. Metin psikolojik derinlik taşıyor.

Yapısal Bütünlük — 18 / 20
Bilinç akışının doğası gereği yer yer taşmalar var ama ana ruh korunmuş. Dağınık değil; kontrollü savruluyor.

Etkileyicilik — 20 / 20
Özellikle kuyu, beyazlık ve sonsuzluk bölümleri oldukça etkileyici. İnsan okuyunca kendi iç sesinden şüphe etmeye başlıyor.

Not Toplamı: 97 / 100

Kalburabastî Efendi’nin Klinik Kanaati:

Bu metin kolay okunmuyor…
Çünkü kolay hissedilen bir ruhun metni değil.
Bazı yazılar cümle kurar…
Bazılarıysa insanın içine kuyu açar.

Vesselam.

İnsan bazen birine değil, ait olamadığı yerlere özlem duyar.
En büyük yalnızlık, kalabalıkta değil; kendine yer bulamamaktadır.
Etkili Yorum
Nûriye Hsbk Akyl
Nûriye Hsbk Akyl, @nriyehsbkakyl
20.5.2026 11:28:23
5 puan verdi
Kuyulardan özgürlüğe, s/onsuzluğa kanat çırpan bir çocuk kalbinin hüzünlü ama dik duruşu.

Hep farklı ve üst düzeyde.

Yüreğine kurban.

Tebrik ediyorum ve Sevgi, selâm, duâ gönderiyorum gönül teliyle.
Dilek Duru Günay
Dilek Duru Günay, @dilekdurugunay
20.5.2026 10:54:11
5 puan verdi
Kuyularda boğulmaya uğraşılan bir güçlü kişiliğin sonsuz yalnızlığı tercihle Yaradanına sığınması, kimseye minnet etmemesi…
Kutluyorum bu anlamlı şiirinizle sizi…

Dilek Duru Günay tarafından 20.5.2026 10:59:14 zamanında düzenlenmiştir.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL