Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır einstein
Birgül OTLU
Birgül OTLU

YILANLARIN ŞAHI ŞAHMERAN

Yorum

YILANLARIN ŞAHI ŞAHMERAN

( 6 kişi )

3

Yorum

17

Beğeni

5,0

Puan

332

Okunma

Okuduğunuz yazı 20.5.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
YILANLARIN ŞAHI ŞAHMERAN

YILANLARIN ŞAHI ŞAHMERAN

BUGÜNKÜ KÖŞEMİZDE

YILANLARIN ŞAHI ŞAHMERANI İŞLEYECEĞİZ.

Zengin Anadolu topraklarında geçmişten günümüze birçok uygarlıklar yaşamış, farklı kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Anadolu’daki farklı kültürlerin mitolojik sembolleri olmuş ve bu semboller zamanla halk arasında kabul edilmiş, değer verilmiş, insanların yaşadığı evlere konuk olmuş, duvarlara asılmıştır.

Ahlat sözlü kültürde benliğime kazınan en önemli anlatı Şahmeran Efsanesi olarak yerini almıştır.

Bir oda, bir salonlu taş evde gözümü açtığımdan itibaren kocaman mavi çerçeveli, altın yaldızlı, göz kamaştıran; başı insan, gövdesi yılan, kuyruklu, başında taçı, küpeli, kolyeli, gülümseyen bir yılanlı tabloyla büyüdüm. Eminim ki Ahlatlı olup da Şahmeranı bilmeyen, hikayesini dinlemeyen kimse de yoktur.

Adının Şahmeran, Şah-ı Maran yani Yılanların Şahı olduğunu, gizemli bir varlığın hikayelerini, bazen tandır başında, kış gecelerinde, idare lambanın ışığında, annemin bize paylaştırdığı çedeneli kavurgayı yiyerek dinledim.

Sanki, tabloda asılı duran şey kalabalık bir evin bir parçası gibiydi. Bu tablo tüm akraba ve komşularımızın evinin en güzel duvarında asılıydı ve insana farklı bir ruh hali veriyordu.

Yılan normalde korkulan bir hayvanken, neden evlerde resmi asılıyordu bunu çok sorgulamıştım.

Büyüdükçe anlatılan efsaneyi tekrar tekrar dinledikçe, aslında Yılanların Şahının, bilgeliği, şefkati, sır saklamayı temsil ettiğini; hele resimlere baktığımda hep güler yüzlü, güzel gözlü, süslü olması, asilliği, sakinliği, yılan da olsa zarafeti, şıklığı temsil ettiğini yıllar içinde fark ettim.

Şahmeran’ın başındaki tacı bile anlatılan diğer efsanelerde olduğu gibi gücü, kuvveti, kudreti, hükümdarlığı gösteriyordu. Kullanılan renkler, siyah keskin hatlar, altın ve çeşitli renklerin oluşu bolluk bereketi vurguluyordu.

Şahmeran, doğanın sonsuz gücünü, ölümsüzlüğü (yılanın kafasını ezmeyene kadar yılan ölmez derdi büyüklerimiz) anlatıyordu.

Ahlat’taki taş evlere asıldığına göre bizlere zarar vermiyordu Şahmeran. Çünkü bir ev en güvenli, korunaklı bir yerdi.

Şahmeranla ilgili bir çok efsane anlatılır Ahlat’ta.

Çobanın biri, dağda koyunlarını otlatırken ayağına takılan bir taşı kaldırmış ve yer altına inen bir gizli mağara bulmuş.

Burası nedir, nereye iniyor diye merakla mağaraya inmiş, bir de ne görsün; mağaranın içi altınlar, yakutlar, zümrütlerle dolu. Başında da yarısı kadın, yarısı yılan bir varlık bekliyor.

Saçları gece gibi siyah, gözleri deniz kadar mavi, güzel bir varlık duruyor.

Bir anda kendine gelmiş çoban, korkmuş ve kaçmak istemiş.

O sırada, "Dur ey insanoğlu, ben Şahmeran’ım, sen kimsin neden geldin?" diye sormuş.

Tir tir titreyen çoban, "Ben zavallı bir çobanım, kötü niyetim yok, ihtiyar anam bekler, n’olur beni öldürme, seni gördüğümü söylemem" der.

Şahmeran çobanı almış, oturtmuş, sohbet etmiş, kendisinin kötü olmadığını, çobanın tesadüf eseri mağarayı bulduğuna ikna olmuş ve çobanı sevmiş. Çobana "Kal burada" demiş.

Günlerce Şahmeran’ın yanında kalan çoban; Şahmeran’dan, otların ne işe yaradığını, hayvanların dilini, suyun sırrını, insanların hastalıklarını, şifalarını öğrenmiş.

Günlerden bir gün çoban, "Anam bekler, merak eder, ben gideyim" diye müsaade istemiş.

Şahmeran, "Git, ancak kimseye beni, yerimi söyleme, insanoğlu açgözlüdür, menfaati için dostunu satar" demiş.

Çoban söz vermiş ve mağaradan ayrılmış, evine dönmüş.

Aradan yıllar geçmiş, dönemin hükümdarı ölümcül bir hastalığa tutulmuş, ülkenin hekimleri toplanmış, tek şifanın Şahmeran’ın etini yerse iyileşeceğini söylemiş.

Ülkenin her yerine tellaklar Şahmeran’ı aramaya, bulana büyük ödüller konduğunu duyurmuşlar.

Ülkenin veziri ise "Şahmeran’ı görenin sırtında yılan derisi gibi bir iz var, bu kişiyi bulursak o bizi Şahmeran’a götürür" demiş.

Ülkedeki tüm erkekleri hamama çağırmışlar, herkesin tek tek sırtına bakmışlar.

Çoban öncelikle gitmek istemese de zorla götürüp sırtındaki izi görmüşler.

Zavallı çoban korkudan mağaranın yerini söylemiş.

Mağaraya inen hükümdar askerlerini gören Şahmeran, "Demiştim insanoğluna güven olmaz!" demiş.

Şahmeran yakalanıp şehre getirilip öldürülmeden önce çobana, "Beni kesip pişirdiklerinde ilk suyumu o kişiye (vezire), ikinci suyumu hükümdara, üçüncü suyumu da sen iç" demiş.

Vezir Şahmeran’ı üç parçaya böldürmüş, üç parçayı da ayrı kaplarda pişirttirmiş.

Vezir suyu içer içmez ölmüş, hükümdar iyileşmiş, çoban da hükümdar emriyle vezir olmuş.

Şahmeran efsanesi yüzyıllardır anlatıla geldiği için değişime uğramış; yer isimleri, kişi isimleri de karışmıştır.

Yıllar sonra Ahlat’ta yaptığım sözlü kültür araştırma ve derleme çalışmalarında Şahmeran hikayelerine hep denk geldim.

Yine diğer bir hikayede; Şahmeran tüm yılanların şahıdır, tüm yılanlar ondan korkarmış. Tüm yılanlara "Bir toplantı yapacağım, önce hamama, sonra düğüne, sonra da sizin yanınıza geleceğim" demiş.

Diğer hikayede olduğu gibi insanoğlu tarafından öldürüldüğünü diğer yılanlar hala bilmezmiş, her davul çaldığında düğünün devam ettiğini düşünüp korkudan yeryüzüne çıkmazlarmış.

Efsaneye göre kıyamet günü sessizlik hakim olduğunda, davullar sustuğunda tüm yılanlar yeryüzüne dağılacakmış ve Şahmeran’ın öldüğünü anlayacaklar, onun öcünü almak isteyeceklermiş.

Yine karşımıza çıkan diğer bir hikâyede de Şahmeranın erkek olduğudur.

Avcının birisi avlanırken, gül pıtasının (gül ağacının dağınık hali, Ahlat’ta sarı ve beyaz renkleri olur, mis kokulu, dikenli bir ağaçtır) dibinde (altında) sarı, güzel mi güzel bir yılan, yaşlı, çortili (alacalı, bulacalı, çirkin) bir yılanla sarmaş dolaş olduğunu görünce;

Yazık değil mi bu güzel yılan, bu çirkin yılanla beraber diye kızmış, çekmiş tüfeğini çirkin yaşlı yılanı vurmak istemiş ama yanlışlıkla güzel yılanı yaralamış.

Güzel yılan meğer Şahmeran ın karısıymış.
Şahmeran "karımı kim vurdu bulup getirin" diye emir vermiş, avcıyı yakalayıp getirmişler. Avcı herşeyi gördüğü gibi anlatmış. Şahmeran yaşlı, çirkin yılanı ve karısını öldürmüş ve avcıya sana ilim ve ikmet öğreteceğim demiş.

Otların sırrını, hastalıklarda kullanımını, hayvanların dilini öğretmiş, git yerimi kimseye söyleme, söylersen üç gün içinde ölürsün demiş, ağzına tükürmüş, göndermiş.

Avcı yıllar içinde öğrendiği bilgilerle hekimlik yapmış, evlenmiş barklanmış.

Birgün eşiyle otururken bahçedeki tavuk, horoz, kedi, köpeğin konuşmasını dinlerken, gülümsemiş eşi neden güldün diye ısrar etmiş. Avcı hayvanların konuşmalarını anlatınca; eşi bunu nereden öğrendin diye ısrar edince, avcı herşeyi anlatmış ve üç gün içinde ölmüş.

Anadolu’nun topraklarında Şahmerandan hep söz edilir.

Bazı anlatılara göre Şahmeran kadın, bazılarına göre de erkektir.

Şahmeran resminin hâlâ evlerde, iş yerlerinde, asılı olduğunu, genç kızların çeyizlerinde, kanaviçelere işlendiğini görmekteyiz. Cam boyamalarda, iğne oyalarında, duvar tablolarında, takılarda yerini almıştır.

Şahmeran’ın asıl çıkış noktasına baktığımızda İran ve Türk Edebiyatı’nda, halk kültüründe önemli bir yere sahip olduğunu görmekteyiz. (İkinci Murat’a Şahmeran tablosu hediye edilmiştir.

“Önce hamama, sonra düğüne gideceğim; ardından sizin yanınıza geleceğim,” demesiyle; diğer yılanlar hâlâ onun öldüğünü bilmediğine inanılır. Davul seslerini duyduklarında düğünün sürdüğünü sanıp yeryüzüne çıkmazlarmış.

Rivayete göre kıyamet günü davullar sustuğunda tüm yılanlar yeryüzüne yayılacak ve Şahmeran’ın öldüğünü anlayacaktır.

Şahmeran efsanesi, yüzyıllar boyunca anlatılarak günümüze ulaşmış; her bölgede farklı şekillerde yorumlanmıştır. Ancak değişmeyen tek şey; onun bilgeliği, şifayı ve gizemi, korumayı temsil eden kutsal bir varlık olarak görülmesidir. Hatta define avcıları kazılarında "bulduk ama yılan vardı, dokunamadık" derler.

Ayrıca " bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, yılanın başını küçükken ezeceksin" gibi yılan atasözleri de yerini almıştır.

Yaklaşık üç bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu düşünülen Şahmeran motifi, Anadolu’da yaşayan pek çok uygarlığın kültürüyle birleşmiş; İran ve Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olmuştur.


Birgül Otlu Ahlat

20 Mayıs 2026
Ahlat Sözlü Kültür Araştırma ve Derleme Çalışmalarımdan)
@herkes


Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (6)

5.0

100% (6)

Yılanların şahı şahmeran Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Yılanların şahı şahmeran yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
YILANLARIN ŞAHI ŞAHMERAN yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
21.5.2026 20:04:20
5 puan verdi
güzel bir çalışma okudum kutlarım hocam
Etkili Yorum
Saynur Baysal Öztürk
Saynur Baysal Öztürk, @saynur-baysal-ozturk
21.5.2026 18:03:50
Yazınızı okurken çocukluğumda bizim de aynalarımızın kenarında kırmızı ağırlıklı renklerde Şahmaran motifleri olduğunu hatırladım. Aklımda kaldığı kadarıyla, aynanın üst kenarında birbirine bakan iki Şahmaran motifi vardı. Aynanın diğer kenarları gül- lale motifleriyle kaplıydı. Ne sormak aklıma gelmiş, ne de masallarıyla ( onun deyişiyle metel) büyüdüğüm babaannem (ki, biz beş kardeş ona ana derdik) bize buna dair bir şey anlattı. Buradan yola çıkarak, aynalarla evlerimize girse de, Şahmaran efsanesinin köyümüzde bilinmediğini ve bu nedenle sözlü anlatımlarımızda yer almadığını düşünüyorum.
Güzel paylaşım için kaleminize, kelamınıza bereket. selam ve hürmet ile.
Etkili Yorum
pomborya
pomborya, @pomborya
21.5.2026 14:59:56
Babaannemin anlattığı altın taçlı yılanı ve o yılanı ararken köylerdeki yılanların nasıl yok olduğunu okurken gülümsedim. Yazıyı baştan sona keyifle okudum, Şahmeran’ı bu kadar içten ve detaylı işlemişsin. Ahlat’ın sözlü kültürüne böyle güzel bir katkı, ellerine sağlık.

© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL