14
Yorum
25
Beğeni
4,9
Puan
368
Okunma


Aşık Mahsuni Şerif
Âşık Mahzuni Şerif, Türk halk müziğinin ve âşıklık geleneğinin 20. yüzyıldaki en güçlü, en üretken ve en samimi seslerinden biridir. Gerçek adı Şerif Cırık olan büyük ozan, 17 Kasım 1939’da Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı Berçenek köyünde dünyaya geldi. Alevi Türkmen bir ailenin evladı olarak Horasan’dan Anadolu’ya uzanan köklü bir soya mensuptur. Babası Zeynel Efendi, annesi Döndü Hanım’dır. Küçük yaşlarda çobanlık yaparak büyüyen Şerif, medrese eğitimiyle eski yazıyı ve temel dini ilimleri öğrenmiştir. Saz çalmayı amcası Âşık Fezali’den ve köyün diğer âşıklarından alarak yeteneğini geliştirmiş, Mahzuni mahlasını Çırık Baba’dan almıştır.
Çocukluğu yoksulluk ve Anadolu’nun zor şartlarıyla geçti. Elbistan’ın Alembey köyünde medrese eğitimi aldı. Mersin Astsubay Hazırlama Okulu’na girdi, Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu’ndan mezun oldu ancak askerliği tamamlamadan sazına ve sözüne döndü. 1960’lı yılların başında köyüne dönerek evlendi ve kendini tamamen âşıklık yoluna adadı. Eşi Suna Hanım’la sekiz çocukları oldu.
Mahzuni Şerif’in sanat hayatı 1960’ların ortalarında ilk plağıyla başladı. Konuşma dilini ustalıkla şiire dönüştüren yalın ve derin bir üslubu vardı. Sevda türküleri, toplumsal protestolar, tasavvufi nefesler ve Alevi-Bektaşi inancını yansıtan deyişleriyle Anadolu’nun vicdanını dile getirdi. İşte Gidiyorum Çeşmi Siyahım, Dom Dom Kurşunu, Yuh Yuh, Fadimem, Dostum Dostum, Mevlam Gül Diyerek, Oy Bizim Eller gibi eserleri milyonların dilinden düşmedi. Türküleri Zeki Müren’den İbrahim Tatlıses’e, Ahmet Kaya’dan Selda Bağcan’a kadar birçok sanatçı tarafından seslendirildi.
Hayatı boyunca siyasi ve toplumsal baskılarla, mahkemelerle, sürgünlerle karşılaştı. Zulme, haksızlığa ve ayrımcılığa karşı sazını kalkan yaptı, sözünden taviz vermedi. 1989-1991 yıllarında dünyanın yaşayan en büyük üç ozanı arasında gösterildi. TRT tarafından belgeselleri çekildi. Yüzlerce plak, kaset ve birkaç şiir kitabı bıraktı.
Alevi-Bektaşi İnancı ve Tasavvufi Eserleri
Mahzuni Şerif, Pir Sultan Abdal geleneğinin en güçlü mirasçılarından biridir. Alevi-Bektaşi yolunun temel unsurlarını türkülerinde samimi bir coşkuyla işledi.
Öne çıkan Alevi-Bektaşi temalı eserlerinden bazıları şunlardır:
Ali’yi Severiz Aleviyiz Biz
Ben Alevi Olamam Ki (ikiyüzlülüğe ironik bir taşlama)
Hacı Bektaş (Bütün Evren Semah Döner) - Semah (Dem dem dem dem Ali dem)
Şikayetim Sana İmam Hüseyin
Düaz-ı İmam / Duaz Oniki İmam
Sofu Baba (toplumsal adalet ve protesto yüklü)
Kızılbaş, Hacı Bektaş Yolu, Kırklar Semahı gibi deyişler.
Bu eserlerinde Dört Kapı Kırk Makam, ikrar, düşkünlük, Kerbela acısı, Mehdi inancı ve batıni tasavvuf anlayışı sıkça yer alır. Mahzuni, inancını sadece ritüellerle sınırlı tutmaz; onu toplumsal adalet, kardeşlik ve insan sevgisiyle harmanlayarak yaşatır. Sivas Dramı gibi eserlerinde yaşanan acılara da ses verir.
Son Yılları ve Ölümü
1997’de Almanya’da beyin kanaması geçirerek felç kaldı ancak müziğe veda etmedi. Kalp rahatsızlığıyla mücadele ederken 17 Mayıs 2002’de Köln’de aramızdan ayrıldı. Vasiyeti üzerine cenazesi Hacı Bektaş Veli Külliyesi yakınlarındaki Çilehane’ye defnedildi. Cenazesine on binlerce seveni katıldı.
Âşık Mahzuni Şerif, sadece bir halk ozanı değildi. Anadolu’nun ezilenlerinin, yoksullarının ve yol arayanlarının sesiydi. Yalınlığı, cesareti ve samimiyetiyle gönüllere taht kurdu. Bugün cemlerde, muhabbetlerde ve semahlarda türküleri hâlâ coşkuyla söyleniyor. Sazı sustu ama sözü hiç susmadı.
Hü… Hü…
Gazi Şahin
Kul Yorgun
17 Mayıs 2026 Pazar
5.0
93% (14)
3.0
7% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.