Büyükler neden mi büyüktür? biz, dizlerimizin üstüne çökmüşüz de ondan. artık ayağa kalkalım! stirnera
Abdulsamet İLGİN
Abdulsamet İLGİN

BEYTÜŞŞEBAP

Yorum

BEYTÜŞŞEBAP

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

219

Okunma

BEYTÜŞŞEBAP

Unutulmuş kentlerin hikayesi nikah masasından terk edilen gelinlerin hikayesinden daha acıdır. Böyle kentler ya daha öncesi başka bir yere bel bağlamıştır ya da unutulmaya yüz tutmuştur.Tek günahı coğrafı konum diye geçer ama bu bahaneden başka bir şey değildir.

Beytüşşebap,Cumhuriyet tarihinde üç defa il değiştiren tek ilçe olmasından dolayı mı bilmem ama unutulmuş kent konumundadır. Bu tabir yerinde olacak çünkü gerçekten unutulan bir tarih unutulan bir doğa harikası var. Aslında yeryüzünün cenneti ama varmak için sırat köprüsünü geçmek gerek, o derece ulaşımı zor. Yollar kötünün başka tarifi: Sarp dağların arasında yılan gibi kıvrılan yolu kimi yerlerde bir köy yolundan daha beter, kimi yerlerde ortadan ayrılmış yarıklar, kimi yerlerde üzerine düşecek kaya kütleriyle dolu. Bazen de bir köyün ortasında geçmek zorunda kalan daracık bir patika gibi. Bundan dolayı yakın olmasına rağmen varılması çok uzun süren bir yer kent. Yolları uzayıp giden bu kant Van,Hakkari, Siirt ve Şırnak sınırların birleştiği noktada diyebiliriz. Tarih boyunca bu sebepten dolayı sırasıyla bu dört ile de bel bağlamıştır.Şimdi ise hala göbek bağıyla Şırnak’a bağlı.Göbek bağıyla Şırnak’a bağlı olmasına rağmen Şırnak’tan Beytüşşebap’a varılması çok zor, varılınca da çıkılmaz sokak gibi tekrar aynı yolu takip etmem gerek. Kışın Şırnak’tan giden tek yol olmasına rağmen yazın karların erimesi ile dağların zirvesinden inen Van ve Hakkari’de çıkan yolları var.

Unutulmuş bir kent mı? Sanki biraz öyle.Çünkü en yakın şehre üç dört saatte ulaşılabiliyor. Mesafe yakın olsa bile uzayıp giden yollardan dolayı çekilmez bir yolculuğa dönüşüyor. Yıllar boyunca coğrafı konumu bahane eden yöneticiler de bu sorunu çözmeye çalışmadığı için hala devam ediyor.

Çağlar değişti,yollar kısaldı,dünya bir köy tabiri aldı,Beytüşşebap için değişen bir şey olmadı.Düşününnki bir il sınırında üç dört saatte ancak ulaşmak varken diğer tarafta üç dört saatte dört farklı ili gezmek vardır:Ben geçen hafta İdil’den dört saat sonra ancak Beytüşşebap’a varabildim.Ama aynı ben üç saat içinde İdil’den Mardin, Batman ve Diyarbakır olmak üzere dört ilin sınırlarını değiştirdim. Onun için unutulan kent tabiri yerinde olsa gerek.Bu kenti unutmayan tek şey etrafını saran Katı Dağı’dır.Acaba diyorum Kato’nun hikayesinden dolayı mı unutuldu bu şehir: Zamanında Büyük İskender o dağlara giremediği için lanetli anlamına gelen "Kato" ismini vermiştir.Hala Büyük İskender’in bedduasının etkisinde mi?

Beytüşşebap unutulmuş yüzüyle bazı eksi çizgiler taşısa da bazı noktalarda diğer şehirlerin asla sahip olmayacağı güzelliklere sahip bir kent. Mesela:Bakir bir doğası,el değmemiş kaynakları, doğaüstü güzellikteki yaylaları ve kültürünü kaybetmeden ayakta dimdik durabilmesi.
Bu küçük ilçeye son zamanlarda yaz aylarında binlerce doğa severlerin uğrak noktası haline gelmiş. Başta Faraşin yaylası olmak üzere doğası İskandinav ülkelerin doğasıyla boy ölçüyor. Kaplıcaları dertlere şifa dağıtan hekimler gibi. Bu kadar güzellik taşıyan bir kentin bu çağda yolların bu kadar bozuk olması birilerin bir oturup bin düşünmesi lazım.

Yol medeniyettir medeniyet sahibi bir yönetici yüz yıldır o medeniyet şamarını vurmadı Beytüşşebap suratına. Yolun yanında sağlık ve eğitim sorunları yaşayan ilçe halkı göç etmek zorunda kalıyor. Gittikçe nüfusu azalan ilçe kendi haline bırakılmış,kaderine terk edilmiş durumda.

Abdulsamet İLGİN

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Beytüşşebap Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Beytüşşebap yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BEYTÜŞŞEBAP yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL