Savaşı yaşlı adamlar ilan eder, genç adamlar ölür...
turgaykurtulus
turgaykurtulus

Ağacın altında öğrendiğim

Yorum

Ağacın altında öğrendiğim

( 3 kişi )

1

Yorum

5

Beğeni

5,0

Puan

198

Okunma

Ağacın altında öğrendiğim

Ağacın altında öğrendiğim

Bir ağacın altında oturuyorum. Gölgesinde dinleniyorum. Yaprakları rüzgarda sallanıyor. Kuşlar konuyor dallarına, karıncalar tırmanıyor gövdesinden.

Ağaç hiçbirini kovmuyor. Kuşa sen fazlasın demiyor, karıncaya sen hoş değilsin demiyor. Hepsine yer veriyor, sessizce kabulleniyor.

Kabul böyle bir şey. Seçmeden, ayırmadan, yargılamadan yer vermek.

---

İnsan farklı. İnsan seçiyor, ayırıyor, yargılıyor. Bu bana uygun bu değil diyor, bu iyi bu kötü diyor. Neden böyle yapıyor?

Kendini merkeze koyuyor. Her şeyi kendine göre ölçüyor, benzeyeni onaylıyor, benzemeyeni reddediyor.

Peki doğru mu bu? Dünya gerçekten onun etrafında mı dönüyor? Yoksa o da bir parça mı?

Cevap açık. O da bir parça, ağaç gibi, kuş gibi, karınca gibi. Hepimiz parçayız, hiçbirimiz merkez değiliz.

---

Toprak her tohumu kabul ediyor. İyi tohumu da çürük tohumu da, ayırt etmiyor, yargılamıyor. Sadece yer veriyor, sonra her tohum kendi yolunu buluyor.

İnsan böyle mi yapıyor? Yapmıyor. İnsan seçiyor tohumları, bu iyi tohum bu çürük tohum diyor. Çürüğü atıyor, sadece iyiyi ekiyor.

Sonra bahçesinde tek çeşit bitki kalıyor. Zenginlik kayboluyor, çeşitlilik gidiyor. Oysa zenginlik farklılıkta gizli, çeşitlilik güçte gizli.

Bir bahçede sadece gül varsa o bahçe fakir sayılır. Ama gül de var, papatya da var, yasemin de varsa o bahçe zengin sayılır.

---

Kabullenmek zor bir iş. Önce kendini kabullenmek gerekir, kusurlarını onaylamak gerekir, eksikliklerini görmek gerekir.

İnsan kendini kabul edemiyor. Kusurlarını gizliyor, eksikliklerini örtüyor, mükemmel görünmeye çalışıyor. Ama mükemmel olan kimse yok.

Kendini onaylamayan başkasını da onaylamıyor. Kendine acımasız olan başkasına da acımasız oluyor, kendini affetmeyen başkasını da bağışlamıyor.

Ne yapmalı o zaman? Önce kendine şefkatli davranmalı, kusurlarını görmeli. Ben kusurlu bir insanım demeli, eksiğim var demeli, mükemmel değilim demeli.

Bu kabul geldiğinde başkasına bakış değişiyor. O da kusurlu diyorsun, o da eksik diyorsun, ve anlıyorsun ben gibiymiş diyorsun.

---

Farklılık kötü bir şey değil. Farklılık doğal bir şey, doğa çeşitlilikle dolu. Her ağaç farklı, her yaprak başka, her kuş ayrı ama hepsi bir arada yaşıyor.

İnsan neden farklılıktan korkuyor? Neden başka olanı tehdit görüyor? Sebep şu: Kendinden emin değil, kendi zeminine sağlam basmıyor.

Başka olan onu sarsıyor. Kendi doğrusunun tek doğru olmadığını hatırlatıyor, bu onu rahatsız ediyor.

Ama düşün bir. Senin doğrun tek doğru olsa dünya çok sıkıcı olmaz mıydı? Herkes aynı düşünse, aynı yaşasa, aynı konuşsa ne olurdu? Çok kısır bir dünya olurdu.

Zenginlik farklılıkta saklı, güzellik çeşitlilikte saklı. Tek renk sıkıcı görünür, çok renk güzel görünür.

---

Ben haklıyım demek kolay, o yanlış demek kolay. Ama belki o da kendi yerinde haklı demek zor. Bu kendi mutlak haklılığından vazgeçmek demek.

Ama bu vazgeçiş aslında olgunluk sayılır. Mutlak haklılık yok, her hakikat bir perspektif taşır. Sen kendi pencerenden bakıyorsun, o da kendisinden bakıyor.

İki pencere farklı manzara gösteriyor ama her iki manzara da gerçek sayılır.

Ne yapmalı burada? Kendi pencerenden bakarken onun penceresini de hatırlamalısın. Ben böyle görüyorum demelisin, ama o başka görebilir demelisin, ve bu normal demelisin.

Bu tevazu sayılır, bu bilgelik sayılır, bu olgunluk sayılır.

---

Doğa bize sürekli ders veriyor ama biz görmüyoruz. Ağaçlar yan yana duruyor, biri diğerini engellemiyor, biri öbürüne sen fazlasın demiyor.

Akarsular önündeki taşı düşman bellemiyor. Üzerinden akıyor, kırgın kalmıyor, kavga etmiyor.

Ama insan ne yapıyor? Önüne çıkan her şeyle kavga ediyor, her farklılığı engel görüyor, her karşıtı düşman belliyor, herkesi kendine benzetmeye çalışıyor.

Sonuç ne oluyor? Yoruluyor, tükeniyor, bitiyor ama mücadele bitmiyor. Her gün yeni bir savaş başlıyor, her gün başka bir gerginlik çıkıyor.

Oysa kabul etse ne olur? Rahatlar, hafifler, barışır, savaş son bulur.

---

Ben demek kolay, biz demek zor. Ben sınırlı bir kavram, biz geniş bir kavram. Ben bağımsız görünür, biz bağlantılı görünür.

Ama gerçek biz kelimesinde gizli. Tek başına kimse yaşamıyor, herkes bir şekilde bağlı. Ağaçlara bağlı, suya bağlı, havaya bağlı, toprağa bağlı.

Ben doğaya sahibim demek yanlış. Sahip değilsin, parçasısın. Bir ağacı kestiğinde sadece onu kesmiyorsun, onlarca canlının evini yıkıyorsun.

Bir nehri kirlettiğinde sadece suyu bozmuyorsun, tüm dengeyi sarıyorsun. Her şey bağlantılı, her eylem sonuç doğuruyor.

O zaman ben değil biz demeliyiz. Benim dünyam değil bizim dünyamız demeliyiz.

---

Kabulleniş bir erdem sayılır. Ama sadece bireysel erdem değil, toplumsal erdem de sayılır. Demokratik toplum kabul üzerine kurulu.

Farklı fikirleri onaylamak gerekir, başka yaşam tarzlarını görmek gerekir, ayrı inançlara yer vermek gerekir.

Kabullenmek desteklemek demek değil, sevmek demek değil, onaylamak demek değil. Sadece yer vermek demek, sen de varsın demek, senin de hakkın var demek.

Bu hoşgörü sayılır, bu demokratlık sayılır, bu medenilik sayılır.

---

Sonuçta hepimiz bu dünyada birlikte yaşıyoruz. Birbirimize muhtacız, doğaya muhtacız. Kabullenmeden, hoşgörüden başka çare görünmüyor.

Ne kadar narin dokunursak o kadar az incitiyoruz, ne kadar onaylarsak o kadar az zarar veriyoruz.

Seçim bizim elimizde. Ya savaşmaya devam edeceğiz ya da barışacağız. Birinci yol yorucu görünüyor, ikinci yol rahat görünüyor.

Hangisini seçeceğiz?

Turgay Kurtuluş

Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Ağacın altında öğrendiğim Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ağacın altında öğrendiğim yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ağacın altında öğrendiğim yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
14.5.2026 18:22:07
5 puan verdi
Doğanın sessiz bilgeliği ile insanın gürültülü yargılarını karşılaştıran derinlikli bir felsefi deneme niteliğinde. Ağaç, sadece bir bitki değil, kabulün ve eşitliğin somutlaşmış hali olarak kurgulanmış. Rüzgarda sallanan yapraklar, kuşlar ve karıncalar için ayrıcalık tanımayan ağaç, insanın "ben merkezci" dünyasına güçlü bir ayna tutuyor.
Metnin en çarpıcı yanı, farklılığın bir tehdit değil, zenginlik olarak sunulması. İnsanların genellikle "doğru" ve "yanlış" diye keskin çizgiler çektiği, kendi pencerelerinden baktığı yerde; doğa tüm tohumları, iyi veya kötü diye ayırmadan kabul ediyor. Bu yaklaşım, toplumda tek tipçiliğin yarattığı fakirliği, çeşitliliğin ise gücü ortaya koyuyor.
Yazar, öz-şefkat kavramına da hassas bir dokunuş yapıyor. İnsanların başkalarını affedememesinin asıl sebebinin, kendilerini kusurlu kabul edememeleri olduğunu belirtiyor. Kendini onaylayamayanın başkasını onaylamayacağı gerçeği, metnin duygusal omurgasını oluşturuyor. "Ben" kelimesinin sınırlılığına karşılık "biz"in genişliği vurgulanarak, bireysel egonun ötesine geçilmesi gerektiği anlatılıyor.
Sonuç olarak bu metin, olgunluk ve bilgelik yolunda durmak için doğaya bakmayı öneriyor. Herkesin kendi penceresinden baktığı ama aynı manzarayı görebileceği bir dünya hayali kuruyor. Demokratik bir toplumun temelinin de bu "kabul etme" erdeminde yattığı mesajı, metni sadece kişisel bir düşünce değil, toplumsal bir manifesto haline getiriyor

TEBRİKLER
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL