1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
187
Okunma
HAKİKATİN IŞIĞINI GÖRMEK
Bir gün iki arkadaş, eski bir at arabasıyla uzun bir yolculuğa çıkmıştı. Yol tozluydu, hava sıcaktı; lakin asıl yorgunluk bedenlerinde değil, zihinlerindeydi. Yol boyunca dünya işleri, menfaatler, haklılık ve üstünlük üzerine konuşup duruyorlardı. Her biri kendisini daha akıllı, daha doğru ve daha haklı görüyordu.
Tam o sırada gökyüzünden büyük bir kuş geçti. Kuşun gölgesi bir anlığına ikisinin de üzerine düştü. İçlerinden biri:
— “Bak, gölge benim üzerime düştü; bu benim nasibimdir,” dedi.
Diğeri hemen itiraz etti:
— “Hayır, önce benim üzerime geldi. O gölge bana aittir.”
Söz büyüdü, ses yükseldi. At arabasını durdurup yol kenarına geçtiler. Her biri kendi haklılığını ispat etmeye çalışıyor, biri diğerini cahillikle suçluyordu. Oysa kuş çoktan ilerilere uçmuş, gölge ise her an yer değiştiriyordu.
Onlar gölge için tartışırken, gökteki kuş bir müddet dönüp onları izledi. Sonra adeta insan dilini konuşurcasına şöyle seslendi:
— “Ey gafiller! Gerçek gökte dururken siz yerdeki gölgeyle kavga ediyorsunuz. Hakikati bırakmış, mecazın peşine düşmüşsünüz. Gölge gelip geçicidir; asıl olan gölgenin sahibi olandır. Siz ise fanî olanın kavgasını verirken baki olanı unutuyorsunuz.”
İki arkadaş sustu. Başlarını kaldırıp ilk kez göğe baktılar. Çünkü şimdiye kadar yalnız yere bakmış, gölgeyi görmüşlerdi; ama hakikatin kaynağını fark etmemişlerdi.
Kuş yeniden konuştu:
— “Dünya hayatı da böyledir. İnsanlar makamın gölgesi için savaşır, servetin gölgesi için birbirini kırar, şöhretin gölgesi için dostluğunu satar. Oysa ne mal kalıcıdır ne güç ne de alkış. Gölge uzar, kısalır ve sonunda kaybolur. Hakikat ise daima yerindedir.”
Birinci arkadaş mahcup oldu:
— “Demek ki biz gölgeyi gerçek sandık.”
İkincisi derin bir nefes aldı:
— “Ve bu yüzden birbirimize düşman olduk.”
Kuş kanatlarını açtı:
— “İlim; gölgeyle hakikati ayırabilmektir. İrfan ise hakikati gördükten sonra kibri terk etmektir. Akıl; fanî olana aldanmamaktır. İnsan, kendisini merkeze koydukça küçülür; hakkı merkeze koydukça büyür.”
Sonra kuş uzaklara doğru süzülürken son kez şöyle dedi:
— “Hakikat göktedir ama yolu gönülden geçer. Gönlü kararanın gözü açık olsa da hakikati göremez.”
İki dost uzun süre sessiz kaldı. Sonra birbirlerine baktılar. Az önce kavga eden insanlar gitmiş, yerlerine düşünmeye başlayan iki yolcu gelmişti.
At arabasına yeniden bindiler. Fakat bu kez aynı yolda olmalarına rağmen başka bir anlayışla ilerliyorlardı. Çünkü artık gölgeyi değil, gölgenin sahibini düşünmeye başlamışlardı.
Yol uzundu…
Dünya da uzun bir yolculuktu.
Kimi insanlar ömür boyu gölgelerin peşinde koşar; kimi ise bir an durup göğe bakar. İşte insanın gerçek yönü de orada belli olur.
Çünkü hakikat;
Kavgada değil adalettedir,
Kibirde değil erdemdedir,
Seste değil hikmettedir,
Sahip olmakta değil paylaşmaktadır.
Ve insan, ancak kendi nefsinin gölgesini aşabildiği gün hakikatin ışığını görmeye başlar.
Mirzâde MİRKELAM
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.