8
Yorum
24
Beğeni
5,0
Puan
396
Okunma


" Bir insanı kaybetmenin yolları arasında ölüm, en nazik olanıdır. " ( R.W. EMERSON)
-Bana bunları yaşatmandansa, ölmüş olmanı yeğlerdim Engin. Bu ,daha az hırpalardı. Artık beni sevmediğini bilmek,böyle hissettiriyor,bil istedim...
Derya, karanlıkta düşüncelere dalmış kocasının karşısındaki koltuğa otururken kendiliğinden dilinden döküldü bu cümleler.Engin,ne onu ne de cümlelerini bekliyordu bu saatte.
Derya, baktı kaldı Engin’in yüzündeki şaşkın ifadeye.Samimi bir şaşkınlıktı bu. Sanki onu hiç aldatmamış, bu sözleri hak etmemiş, Derya’yı halen seviyormuş gibi bakıyordu.Bir süre öylece oturdular ay ışığının solgun yansımasının eşlik ettiği bezgin eşyalar arasında...
Engin Derya’ya baştan aşağı süzdükten sonra konuştu :
-Ama ben seni hala seviyorum Derya. Bu ne biçim bir bakış açısı?
Bu sefer de Derya şaşkınlık içindeydi :
-Allah Bir bedende iki kalp yaratmaz, dedi .
Dağılan saçlarını usulca yüzünden çekerken devam etti:
-Eğer birine aitse kalbim, diğeri oraya sığmaz, yeni bir ilişki eskisini otomatikman fesheder.
Engin bu afili sözler karşısında afalladı. Derya pek felsefe yapan, okuyan biri sayılmazdı. Daha yüzelsel bir bakışı vardı hayata.Ama belli ki ,acı insanı algı sınırlarını genişletmeye zorluyordu. Nereden bulmuştu bu cümleleri acaba Derya ?
-Bu ne saçma bir mantıktır ,tek kalbim var diye başka hiçbir varlığı sevemeyecek miyim yani ? O cümle başka bir şeye işaret ediyor olmalı, dedi Engin.
İşin ilginç yanı, samimi görünüyordu ,eşi onun için kıymetliydi .
Derya Pencereden yansıyan şehrin Solgun ışıklarını yüzünde hissederken tekrar konuştu kırılgan bir sesle:
- Benim kendime dair sevgimi, hayata dair inancımı nasıl böyle paçavraya çevirebildin Engin?
Gözleri doldu Derya’nın ,yüreği taştı :
-Artık kendimi beğenmiyorum fark ettin mi Engin? Son günlerde giyim kuşamım bile değişti. Tıpkı o şırfıntı sevgilin gibi dekolte giymeye başladım.
Derya gerçekten değişmişti.Çünkü insan en çok, imrendiğinden nefret eder ve sonunda da nefret ettiğine dönüşür. Aslında her şey içerde olup bitiyordur ve ordan oraya yer değiştiren, yansıyıp kırılan nefret enerjisi tektir.
Gözyaşlarını silerken kısık sesle devam etti Derya kendiyle konuşur gibi:
- Dilerim bunun nasıl bir şey olduğunu sen de yaşarsın...
Sonra, Engin’in üzgün ve kaygılı bakışları eşliğinde odasına gitti ,daha çok ağlamak için.
Engin , ayağa kalkıp pencereyi açtı, kaçmak istiyordu bu boğuntunun kıskacından.
Camdan geceye bakarken, artık dikiş tutmayan evliliklerini gözden geçirdi bir süre. Bütün bunların neden ,nasıl yaşandığını anlamaya çalıştı .Evet, nedenler vardı tabii ama yine de, olanlar kontrol dışıymış gibi bir his duydu içinde; sanki spontan bir senaryoyu takip eden iradesiz bir oyuncu gibiydi.
Yukarı çıktı .Derya cenin pozisyonunda kıvrılmış, ağlamaya devam ediyordu. Yatağın yanında duran sandalyeye oturdu Engin, ne diyeceğini bilmeden öylece kaldı bir süre.
Derya onu görünce doğruldu ,yastığa yaslanıp içindekileri serbest bıraktı :
-Engin Biliyor musun ,en çok neye bozuldum?
Engin merak ve korku karışıma ve ifadeyle gözlerini Derya’ya dikti ,konuşmasını bekledi. Derya devam etti:
- Sorun bunca zamandır o kadınla gizlice yaşadıkların değil, hatta ortak günahınız olan o günahsız bebek de değil .
Gözyaşları sicim gibi akıyordu, aldırmadı,silmedi bile onları. Kesik kesik konuşuyordu:
-Yani, harem kurmuş olsan bile canım bu kadar yanmazdı ...eğer onu sevmemiş olsaydın...
Engin donuk gözlerle Derya’ya baktı; onca şey arasında Derya’nın sevgiye takılmasına hayret etti. Hiçbir şey söylemedi .Derya devam etti ;
-Biliyorum ,ben aynı şeyi yapsam çıldırırdın.
Engin tam tersini düşünüyordu oysa; Derya’nın başkasını sevmesinden ziyade, fiziksel sadakatsizliğine çıldırırdı, çünkü ona aitti Derya ve bedenen ait olması yeterliydi .
Ama Derya onun ruhunu istiyordu ,bedeni aidiyete dahil değildi, ilginçti...
Birden yerinden kalktı ,Engin kaçmak istiyordu bu boğuntunun kıskacından. Bir şey söylemeden gecenin üçünde evden çıktı .
Derya Pencereden Engin’in gidişini umutsuzca seyretti :
-Ona gidiyor ,dedi mırıltıya dönüşen sesiyle ve ondan geriye kalan son enerjisiyle...
Tekrar yatağa dönüp sızdı, çünkü varlığının anlamını başka birine yükleyenler,onu kaybedince içi boşalmış bir bedene dönüşürdü.
Çünkü birini kaybederken insan, aslında en çok kendiyle bağlantısını kaybediyordu; zamanın açtığı; sessiz, derin ve onulmaz bir kesikle...
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.