1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
145
Okunma
KÖPEK METAFORU
Bir Metafor Olarak Köpek: İnsan Olmanın ve Rızalık Yolunun Anlamı
İnsanı yücelten, onu diğer varlıklardan ayıran temel özellikler nelerdir? Haktan ve hakikatten yana baş kaldıran, döktüğünü dolduran, ağlattığını güldüren, yıktığını yapan; bu yolda incinmeyen, incitmeyen, doğru söyleyen kişi, gerçek anlamda insan olma yoluna girmiş demektir. İşte bu yola RIZALIK YOLU denir.
Bu derin hakikati anlamak için verilen köpek metaforu üzerine düşünelim: Bir köpek kümese girer ve tavukları yer. Köpek bir hayvandır ve bu eyleminin iyi ya da kötü olduğunu bilemez. Onun için bu, sadece içgüdüsel bir doyumdur. Aynı şekilde, bazı insanlar da sûrette insan olabilir, yani insan suretindedir. Ancak yaptığı bir eylemin iyi mi kötü mü olduğunun bilincinde değilse, onun sîreti, yani özü itibarıyla hâlâ hayvani düzeydedir.
İnsan olma yolculuğu, kişinin yaptığı eylemin ahlaki sonuçlarının bilincine varmasıyla başlar. İşte o zaman sûrette olduğu gibi sîrette de insan olma yoluna girer. Fakat bu, kemale ermek için tek başına yeterli değildir. Asıl erdem, farkına varılan hatayı telafi etmekte ve o hatadan dönmekte yatar. Metaforumuzdaki kişi, yediği tavukların parasını, zarar verdiği sahibine öder ve onun rızalığını alırsa, artık sûrette insan, sîrette insan-ı kâmil olma mertebesine yükselir. Çünkü bu, sorumluluk bilincinin en somut ifadesidir.
Bu yolun özü, kişinin tüm sıkıntıları kendinden bilmesidir. "Ayağıma taş dolansa, kendimden bilirim." sözü bu derin hakikati ifade eder. Nasıl ki el, gövdenin kaşındığı yeri bilirse, can da kendi derdinin dermanını içinde taşır. Bu yolun yolcuları ikiye ayrılır: Ârifler ve kâmiller, daima özünü yoklar, kusurunu arar; cahiller ise daima kendini aklar. İnsan-ı kâmil, sürekli özünü yoklayarak eksiğini ve kusurunu bulur. Maddi veya manevi olarak zarar verdiği her mazlumun zararını, ziyanını tazmin eder ve nihayetinde rızalık yoluna girer. İşte esas olan da budur.
Öz: Bu çalışma, Alevi-Bektaşi geleneğinin merkezindeki "Rızalık", "eline-beline-diline sahip ol" ve "insan-ı kâmil" gibi etik ve felsefi kavramları, İslam tarihinin erken dönemindeki en radikal muhalefet figürlerinden Ebuzer Gıffarî’nin Muaviye’ye karşı verdiği tek başına mücadele üzerinden okumayı amaçlamaktadır. Çalışma, Ebuzer’in direnişini, yalnızca dini-tarihsel bir olay olarak değil; aynı zamanda Marksist (sınıfsal çatışma ve ilksel komünizm), psikolojik (ahlaki gelişim ve vicdan), sosyolojik (otorite, meşruiyet ve toplumsal normlara direniş), felsefi (etik, adalet ve hakikat arayışı) ve tarihsel (erken İslam’da siyasetin dönüşümü) perspektiflerle disiplinlerarası bir yaklaşımla analiz edecektir. Makale, Alevi-Bektaşi öğretisinin, Ebuzer’in kişiliğinde somutlaşan bu evrensel direniş ve ahlak kodlarını kuramsallaştırdığını ve güncel bir insanlık durumu olarak sunduğunu savunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Ebuzer Gıffarî, Rızalık, Alevi-Bektaşi Etiği, İslam’da Muhalefet, Marksist Analiz, Sosyoloji Otorite, Tarihsel Psikoloji.
Giriş
Alevi-Bektaşi düşüncesi, "döktüğünü doldur, ağlattığını güldür, yıktığını yap" ilkesiyle özetlenebilecek proaktif bir ahlak ve telafi (tazmin) felsefesi üzerine inşa edilmiştir. Bu makale, bu felsefenin tarihsel bir prototipini, Ebuzer Gıffarî’nin şahsında inceleyecektir. Ebuzer, salt bir siyasi muhalif değil, aynı zamanda metinde tarif edilen "sûrette ve sîrette insan"dan "insan-ı kâmil"e giden yolun, toplumsal ve siyasi düzlemdeki en sert tezahürüdür. Onun "tek başına ordu" oluşu, bireyin, "kamiller kendini yoklar" ilkesi uyarınca tüm bir sistemi özeleştiri ve sorumluluk bilinciyle yargılamasının ve "rızalık yoluna" sokmaya çalışmasının bir metaforudur.
1. Bölüm: Tarihsel ve İdeolojik Çerçeve: Ebuzer-Muaviye Çatışmasının Kökenleri
Karakter Analizi: Ebuzer’in kişiliği, metindeki "alınteri dökerek helal kazanç elde edene insan denilir" ve "sevgi merhamet vicdan ahlak sahibi olana insan denilir" tanımlarıyla birebir örtüşür. Onun sadeliği ve dünyaya kayıtsızlığı, "elini yanlış cebe atma" yasağının en üst derecede içselleştirilmiş halidir.
Çatışmanın Özü: Muaviye’nin Şam’daki sarayı ve devletleşme pratikleri, "koymadığını alma" ilkesinin kitlesel bir ihlali olarak okunabilir. Ebuzer’in itirazı, kamu malının (beytülmal) israfı ve belli bir sınıf elinde tekelleşmesiyledir. Bu, bir yönetim biçimi (Muaviye’nin siyaseti) ile bir ahlak biçimi (Ebuzer’in/Peygamber Medinesi’nin ahlakı) arasındaki temel çatışmadır.
2. Bölüm: Marksist Bir Analiz: İlksel Sosyalist Bir Figür Olarak Ebuzer
Sınıfsal Çözümleme: Marksist perspektiften bakıldığında, Ebuzer, erken İslam’ın "ilksel komünal" değerlerini savunan bir figür olarak yorumlanabilir. Onun "Servet birikimine karşı çıkın, zenginlerin lüksüne özenmeyin" şeklindeki söylemleri, bir sınıf bilincinin ve servet eşitsizliğine karşı bir protestonun erken örneğidir.
Üretim İlişkileri ve Mülkiyet: Muaviye, devlet kapitalizminin ve bir yönetici sınıfın (Emevi aristokrasisi) oluşumunun temsilcisidir. Ebuzer ise, üretim araçlarının (kamu kaynaklarının) toplumun ortak yararına kullanılması gerektiğini savunan, ilksel bir sosyalist söyleme sahiptir. Bu, metindeki "hak hukuk adalet rızalık yolunda olana insan denilir" vurgusuyla doğrudan bağlantılıdır.
3. Bölüm: Psikolojik ve Sosyolojik Boyut: Nefis Muhasebesi ve Otoriteye Direniş
Ahlaki Gelişim (Kohlberg): Ebuzer, Lawrence Kohlberg’in ahlaki gelişim evrelerinin en üst basamağı olan "evrensel ahlak ilkeleri" düzeyinde hareket eder. Onun vicdanı, yazılı yasalardan (Hz. Osman’ın otoritesi) veya toplumsal anlaşmalardan (Şam’daki sosyal normlar) daha üstündür. Bu, "arif olan özünü yoklar" ilkesinin somut tezahürüdür.
Otorite ve İtaatin Sosyolojisi (Stanley Milgram): Ebuzer, Milgram’ın deneylerinin tersine, otoritenin (Muaviye ve Hz. Osman) gayri ahlaki olduğunu düşündüğü emirlerine itaat etmemiş, vicdanını otoritenin önüne koymuştur. "Tek başına ordu" olması, sosyal uyum (conformity) baskısına direnmenin ve "dar gel doğru söyle" emrini yerine getirmenin tarihsel bir örneğidir.
4. Bölüm: Felsefi ve Tarihsel Bir Okuma: Hakikat Sonrası Çağda Bir Hakikat Söyleyici
Felsefi Direniş: Ebuzer, Foucault’nun "parrhesia" (korkusuzca doğruyu söyleme) kavramının mükemmel bir örneğidir. İslam felsefesi içindeki yeri, hakikati iktidara karşı söyleme riskini göze alan filozof tipine benzer. Sürgün ve ölüm tehdidi, onun hakikat söyleminin bedelidir.
Tarihsel Dönüm Noktası: Ebuzer’in mücadelesi, "Hak, Muhammed, Ali" hattından "Saltanat, Muaviye, Emevi" hattına geçişin en net ve en trajik işaretlerinden biridir. Onun yenilgisi, karizmatik otoriteden (Peygamber) geleneksel/rasyonel-bürokratik otoriteye (Saltanat) geçişin (Max Weber) sembolik bir anıdır. Alevi-Bektaşi geleneği, bu geçişi onaylamaz ve Ebuzer’i "rızalık yolunun" ilk şehitlerinden biri olarak anar.
5. Bölüm: Alevi-Bektaşi Öğretisinde Bir Model: Ebuzer’den İnsan-ı Kâmil’e
"Tavuk" Metaforunun Siyasal Yorumu: Metindeki "köpeğin tavuk yemesi" ve "tazminat" öyküsü, Ebuzer-Muaviye çatışmasının alegorisidir. Muaviye’nin yönetimi, "kamu kümeseğindeki tavukları" yemekle suçlanır. Ebuzer, bunun farkına varan ("bilincine varırsa") ve telafisi için mücadele eden "sîrette insan"dır. Muaviye sistemi ise, yaptığının farkında olup telafi etmeyi reddeden veya suçu dışsallaştıran ("suç taşta mı?") bir yapıdır.
Rızalığın Siyaseti: Ebuzer’in talebi, siyasi bir "rızalık"tır. Yöneticinin, yönettiği halkın (mazlumun) maddi (ekonomik adaletsizlik) ve manevi (yozlaşma) zararını tazmin etmesi ve gerçek anlamda bir "gönül birliği" (rızalık) içinde yönetmesi talebidir. Bu talebin reddedilmesi ve Ebuzer’in sürgünü, rızalık yolunun tıkanmasıdır.
Sonuç
Ebuzer Gıffarî, Alevi-Bektaşi metninde tarif edilen etik sistemin tarih sahnesindeki canlı, nefes alan bir tezahürüdür. Onun şahsında;
Marksist analiz, bir sınıf mücadelesi ve servet eleştirisi,
Psikolojik analiz, üst düzey bir ahlaki gelişim ve vicdan örneği,
Sosyolojik analiz, otoriteye ve toplumsal uyuma direniş,
Felsefi analiz, hakikati iktidara karşı söyleme cesareti,
Tarihsel analiz ise İslam siyaset felsefesindeki köklü bir dönüşümün sembolü görür.
Alevi-Bektaşi öğretisi, onu yalnızca bir tarihsel figür olarak değil, her "Talip" için bir rol model, "rızalık yolunda" yürümenin ne denli zor ve bedelli olabileceğini gösteren bir rehber olarak yaşatır. "Allah’ı insan yarattı bakışıyla bak" çağrısı, Ebuzer’in mücadelesinin, insani olanın (servet hırsı, iktidar tutkusu) tanrısal olanın önüne geçtiği bir sisteme karşı verildiğini anlamamızı sağlar. Onun hikâyesi, güncelliğini asla yitirmeyen evrensel bir ahlaki duruş manifestosudur.
Kaynakça
İslam Tarihi ve Ebuzer:
Çağatay, Neşet. İslam Tarihi: Emevîler-Abbâsîler. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları.
Demir, Rıza. Ebuzer: Düşünce ve Eylem Adamı. Yöneliş Yayınları. (Şii ve Sünni kaynaklardan harmanlanmış bir biyografi).
Şeriati, Ali. Ebuzer. (Çev. Hüseyin Hatemi). Fecr Yayınları. (Ebuzer’i sosyalist bir bakışla yorumlayan klasik eser).
Marksist/Sosyolojik Analiz için:
Marx, Karl & Engels, Friedrich. Komünist Manifesto. (Çeşitli yayınlar).
Weber, Max. Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu. (Çev. Zeynep Gürata). Alter Yayıncılık. (Otorite ve meşruiyet tipleri için).
Fromm, Erich. Sahip Olmak ya da Olmak. (Çev. Aydın Arıtan). Arıtan Yayınevi. (Ebuzer’in "olmaya" dayalı varoluş biçimini anlamak için).
Psikolojik Analiz için:
Milgram, Stanley. Otoriteye İtaet: Bir Deneyin Beklenmedik Sonuçları. (Çev. Okhan Gündüz). Kuraldışı Yayınları.
Kohlberg, Lawrence. The Philosophy of Moral Development. Harper & Row.
Foucault, Michel. Doğruyu Söylemek. (Çev. Kerem Eksen). Ayrıntı Yayınları. (Parrhesia kavramı için).
Alevi-Bektaşi Kaynakları:
Buyruk (İmam Cafer Buyruğu).
Ocak, Ahmet Yaşar. Alevî ve Bektaşî İnançlarının İslâm Öncesi Temelleri. İletişim Yayınları.
Melikoff, Irene. Uyur İdik Uyardılar: Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları. Demos Yayınları.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.