Sahip olduğunuz koşulları değiştirmek için, önce farklı düşünmeye başlayın. norman vincent peale
Linares
Linares

Hayatın Görünmez Halıları

Yorum

Hayatın Görünmez Halıları

( 7 kişi )

3

Yorum

13

Beğeni

5,0

Puan

205

Okunma

Hayatın Görünmez Halıları

Hayatın Görünmez Halıları



Sabahın erken saatleri… Hastanenin o meşhur koridoru. Hani herkesin aynı anda hem hasta, hem sabırlı, hem de biraz filozof olduğu o garip bekleme salonu. Numara ekranı "bip bip" diye ötüyor, sandalyeler dolu, insanlar kader birliği yapmış gibi yan yana dizilmiş. İçimizden "Bugün sabır provası yapıyoruz, bakalım kaç perde sürecek?" diye geçiriyoruz.
Tam o sırada sahneye o meşhur karakter giriyor: "Hızlı ve Öfkeli Sorumcular."

1. Bir Şey Sorup Çıkacak Olanların Gizli Dünyası
Gözlerinde hafif bir özgüven, dudak kenarında ince bir plan... Önce ortamı yokluyor, sanki gizli bir görevdeymiş gibi sıranın yanına yanaşıyor. Ve o klasik cümleyi fısıldıyor: "Ben sadece bir şey sorup çıkacaktım ya…"
Aslında bu insanların evrende ayrı bir boyutu olduğuna inanıyorum. Çünkü o "bir şey", asla bir şey olmuyor! Biz dışarıda on kişi nefesimizi tutup sıramızı beklerken, o içeride doktorla hayat hikâyesini paylaşıyor, tahlil yorumlatıyor, hatta belki doktorun çocukluk anılarını bile dinliyor. İçeride mini dizi dönüyor resmen; ama bizim sabrımız bol.
Ve sonra... İş bitince o kapıdan çıkış anı! Omuzlar hafif düşük, yüzde bir zafer yürüyüşü edası… Arka planda epik bir müzik çalıyor sanki. Bize öyle bir bakış atıyor ki "işini halletmiş kaptan" bakışı; aslında arkasında bıraktığı onca insanın vebalini bir toz bulutu gibi havaya saçıyor.

2. Cebindeki Hayatı Düzenleyen Görünmez Kahramanlar
Ama aynı koridorda, hatta aynı dünyanın başka bir köşesinde, bambaşka bir enerji daha var. Benim önümdeki amca gibi... Elinde eski bir cüzdan, gözlerinde "Ben seni zorlamam, sen de beni yorma" diyen o dingin ifade.
Sonra hastane kantininde karşılaştık onunla. Kasada yine küçük bir sıra var. Amca cebinden bir avuç bozuk para çıkardı. Hani o paraların şıngırtısı normalde insanı gerer ya? Ama bu sefer öyle olmadı. O ses bu kez "Sizi bekletmeyeceğim, hazırlığımı yaptım" diyordu.
Kasiyer kız gülümseyip "Amca kart da geçiyor" dediğinde, amcanın cevabı bir hayat dersi gibi döküldü dudaklarından: "Biliyorum kızım ama arkamdaki insanlar beklemesin diye hazırladım."
İşte o an zaman biraz duruyor. Çünkü bir yanda "bir şey sorup" zamanı bükerek başkasının hakkından çalanlar; diğer yanda ise "kimseyi bekletmeyeyim" diye cebinde hayatı ve nezaketi milimetrik düzenleyenler var.

3. Görünmeyen Terazi: O Ağırlık Nereden Geliyor?
İkisi de aynı dünyada yaşıyor, aynı havayı soluyor. Ama bıraktıkları his bambaşka.
"Uyanıklık" yapıp öne geçen o kaptan edalı insan kapıdan çıktığında, aslında havada tarif edilemeyen bir "eksilme" hissi bırakıyor. Hani evde halının köşesi kıvrılır da sürekli ayağın takılır ya, işte öyle bir huzursuzluk. Belki o gün işi rast gidiyor ama akşam durduk yere içini bir sıkıntı kaplıyor. "Neden?" diyor. Biz söyleyelim: Arkada bekleyen 15 kişinin
"E, biz patates miyiz?" diyenin enerjisi omuzlarına çöküyor da ondan. O hak, illa bir yerden çıkıyor; ya başı ağrıyor ya işi ters gidiyor, o bedel mutlaka ödeniyor.

Öte yanda o amca... Fark ettirmeden dünyaya bir şey ekliyor. Küçük, zarif, neredeyse görünmez ama hissedilen bir ferahlık. Amca dükkândan çıktığında kuş gibi hafif. Çünkü kimsenin vaktinden tek bir saniye bile "tırtıklamamış."

4. Hangi Rolü Oynuyoruz?
Hayat aslında büyük sınavlardan çok, bu küçük anların toplamı. Bir sırada beklemek, birine yol vermek ya da "Ben uyanığım" deyip aradan sızmak... Hepsi minicik kararlar gibi görünüyor ama etkisi dalga dalga tüm ömrümüze yayılıyor.
O "uyanık" arkadaşlar hep olacak. Yine bir şey sorup çıkacaklar, yine "vatanı kurtardım" edasıyla bakacaklar (oysa kimse onlara öyle bir görev vermemişti; alt tarafı bir tahlil sonucu sormuşlardı). Ama bozuk parasını hazırlayan amcalar da iyi ki varlar. Çünkü dünya sadece hızlıların değil, incelikli insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor.
Yarın hepimiz bir kuyrukta, bir markette ya da bir kapı eşiğinde olacağız.
İçimizden hangisini oynayacağımız ise tamamen bizim seçimimiz...



Not.
Şeytan bazen dürtüp "Hadi aradan sız!" diyor ama sonra o bozuk paraların zarafeti aklıma geliyor, usulca sırama dönüyorum. Neme lazım; durduk yere hayatın görünmez halılarına takılıp tökezlemeyelim şimdi.


.Linares.



Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (7)

5.0

100% (7)

Hayatın görünmez halıları Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Hayatın görünmez halıları yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Hayatın Görünmez Halıları yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
MÜSLÜM BAYRAM
MÜSLÜM BAYRAM, @m-sl-mcbayram
7.5.2026 10:39:11
5 puan verdi
Kendini oskarlık oyuncu zanneden çok üçkağıtçı insan tanıdım hayatta,
Neden? diye düşününce
Toplumun tepkisizliğini erdeme saymanın acınacak hali midir?

O nedenle zaman zaman adım kavgacıya çıkıyor ya zaten;)
Oysa sessiz ödlek yığınların tepkisizliğine kızgınlığımdan hepsi

Aslında Ne haliniz varsa görün de diyebilirim
Lakin ah o vicdanın sesi yok mu?

derin sorgular

saygılarımla
güzel kaleme tebriklerimle



Tokdemir Kansu
Tokdemir Kansu, @tokdemirkansu
7.5.2026 09:49:22
5 puan verdi
Ruhun o derin sızılarından biraz sıyrılıp bizi hayatın tam ortasına, o gri hastane koridorlarına götüren ama aslında "insan kalabilme dersi" veren muazzam bir gözlem olmuş.

Okurken hissettiğim; bir yandan o "hızlı ve öfkeli" tiplerin yarattığı haklı bir öfke, diğer yandan ise o amcanın nezaketiyle kalbe yayılan o ılık ve huzurlu ferahlık...

Yazıda kullandığınız "hayatın görünmez halıları" benzetmesi o kadar yerinde ki; insanın başkasının hakkını yiyerek kazandığı saniyelerin, aslında kendi ömründen neleri alıp götürdüğünü çok zarif bir yerden hissettiriyor.

Özellikle "uyanıklık" ile "incelik" arasındaki o keskin çizgiyi anlatırken, aslında bize bir ayna tutuyorsunuz. O bozuk paraların şıngırtısında duyulan o başkasını düşünme sesi, dünyanın hala dönmesini sağlayan o gizli iyilik damarını hatırlatıyor.

Metin bende; acele etmenin değil, yavaşlayıp birine alan açmanın verdiği o "hafifleme" hissini uyandırdı.

Şeytanın dürtmesine rağmen o "bozuk paraların zarafetini" seçmek; insanın kendi vicdanıyla el sıkışması gibi çok asil bir huzur bırakıyor geride.

Eseriniz, ruhun o ağır kederinden sonra hayata dair çok umutlu ve düşündürücü bir nefes oldu benim için, tebrik ve teşekkürlerimle.
yön
yön, @yon
7.5.2026 03:07:48
5 puan verdi
Bunlar hayatın gerceklerı yüreğine kalemine emeğinize ellerinize sağlık.değerli kalemin daim ilhamin bol olsun Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle esen kalin sayglar Selamlar yolluyorum
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL