Bir iyiliği yapan değil, iyiliği gören hatırlamalıdır. cicero
andelip
andelip

DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE VARIM

Yorum

DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE VARIM

( 3 kişi )

3

Yorum

9

Beğeni

5,0

Puan

210

Okunma

DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE VARIM

İnsan, düşünebildiği ölçüde insandır. Çünkü düşünce; yalnızca zihnin bir faaliyeti değil, varlığın kendisini idrak etme çabası, eşyanın perde arkasına nüfuz etme arzusu ve hakikati arama yolunda ruhun gösterdiği en büyük gayrettir.

Bailey’nin “En çok yaşayan, en çok düşünendir.” sözü ile James Allen’ın “Hareket, düşüncenin tomurcuklanması, neş’e veya keder ise onun meyvesidir.” ifadesi, insan hayatının merkezine düşünceyi yerleştiren iki mühim hakikati dile getirir.

Çünkü insanın bütün davranışları, yönelişleri, inşa ettikleri ve hatta yıkımları bile önce düşünce ikliminde doğar; sonra fiile dönüşerek kader çizgisine işlenir.
İslâm düşünce geleneğinde ise tefekkür; yalnız aklî bir faaliyet değil, aynı zamanda bir ibadet, bir kulluk derinliği ve hakikate açılan manevi bir kapıdır.

Bu sebeple Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) “Bir saat tefekkür, senelerce nafile ibadetten hayırlıdır.” meâlindeki beyanı, düşüncenin insan ruhundaki yerini göstermesi bakımından son derece dikkat çekicidir.
Çünkü ibadet, insanı Allah’a yaklaştıran bir yükseliş ise; tefekkür, bu yükselişin şuurudur. Şuursuz bir hareket nasıl ruhsuz bir bedene benzerse, düşünceden mahrum bir ibadet de derinlikten uzak kalmaya mahkûmdur.

Düşünce; sancıyla doğan bir hakikattir. Her büyük fikir, zihnin karanlık dehlizlerinde verilen uzun mücadelelerin, iç muhasebelerin, şüphelerin, arayışların ve bazen de ruhu tüketen yalnızlıkların neticesidir. Bu yönüyle düşünce, insan aklının en çetin doğumlarından biridir.

Descartes’ın meşhur “Cogito ergo sum” yani “Düşünüyorum, öyleyse varım.” sözü, yalnızca felsefî bir önerme değil; insanın kendi varlığını düşünce üzerinden temellendirme teşebbüsüdür.
O, varlığı düşünceyle anlamlandırırken aslında insanın en temel sorusunu dillendiriyordu: “Ben kimim ve niçin varım?” İşte bütün medeniyetler, bütün ilimler ve bütün büyük arayışlar, bu sualin etrafında şekillenmiştir.

Bir düşüncenin daha önce dile getirilmiş olması, onu yeniden düşünmeye engel değildir. Hakikat, tek bir zihnin mülkü değil, çağlar boyunca farklı idraklerin ayrı pencerelerden temaşa ettiği sonsuz bir ufuktur. Aynı hakikate yönelen iki insan, aynı kelimeleri kullansa bile aynı derinliği, aynı hissedişi ve aynı üslûbu ortaya koyamaz. Çünkü üslûp, insanın ruhunun dışa akseden sesidir.

Buffon’un ifadesiyle “Üslûp insanın kendisidir.” İnsan nasıl parmak izi bakımından eşsizse, düşüncesini ifade ediş biçimi bakımından da eşsizdir. Bu sebeple düşünce yalnızca bilgi değil; aynı zamanda bir şahsiyetin aynasıdır.
Düşünmek bir istidat, düşünceyi sistemleştirmek ise başlı başına bir sanattır. Varlık âlemi, sırlarını yüzeysel bakışlara açmaz.
Kâinat; dikkat isteyen, sabır isteyen ve derinlik isteyen ilâhî bir kitaptır. İnsan ancak düşüncenin yollarından geçerek eşyanın özüne yaklaşabilir.
Zira düşünce, görünenin ardındaki görünmeyeni sezme kudretidir.
Sebep ile netice arasındaki bağ, aklın tefekkür merdivenlerinden çıkıldığında daha berrak görünür. Bilim, felsefe ve sanat dediğimiz büyük insanlık mirası da işte bu arayışın mahsulüdür.

Tefekkürün mahrem odasında gerçekleşen sessiz mücadele, çoğu zaman dışarıdan görünmez. Fakat hakikatte en büyük inkılâplar, insan ruhunun iç dünyasında başlar.
Kalb ile akıl arasında kurulan muvazene; ilham ile mantığın birbirini dışlamadan aynı hakikate yönelmesi, büyük fikirlerin doğuşuna zemin hazırlar.
Kuru mantık, muhayyilenin kanatlarını kırmadığında; hayal de, aklın ölçülerine sırt çevirmediğinde fikir, adeta bir kıvılcım gibi tutuşur. Ve o kıvılcım bazen bir medeniyetin doğuşuna sebep olur.

Hakikî düşünce; yalnız bilgi üretmez, aynı zamanda insanı dönüştürür. Çünkü düşünce, idrakin helezonik yükselişidir. Şuurun “kelime-i tayyibe” hâline gelişi; kalb ile kafanın aynı hakikatte buluşmasıdır.

O; bazen bir irşad kandili, bazen bir tecrübe atlası, bazen de insanlığı karanlıktan aydınlığa taşıyan ilham yüklü bir meşaledir. Büyük fikir adamları, çağlarını yalnız sözleriyle değil; düşüncelerinin açtığı yeni ufuklarla şekillendirmişlerdir.

Bu nedenle düşünce, daha geniş manasıyla tefekkür; Hakikatı arama ve bulma yolunda atılan en güzel, en ulvi ve en kalıcı bir yoldur..

’’Meşimenden doğan ferdaya hayranım ne ferdadır,
Yüreklerde O’ndan başka ışık yok...
O bir sönsün, hayat artık müebbet leyl-i yeldadır,’’
M.akif

Perişan sözlerime bakma İlahi kulun şeydadır,
Amma açtığın bu vadi ve yolda şeydadır..

Düşünce bir kandildir gecenin koynunda,
Hakikat tomurcuklanır sabrın tam sonunda.
Bir kıvılcım büyürdü bu çağların boyunda,
İnsan hep düşündükçe aşar kendi bendini.

Kalem suskun görünür mürekkebi çağlarken,
Mana göğe yükselir kelimeler ağlarken.
Nice sırlar çözülür gönlü Hakk’a bağlarken,
Akıl tefekkür ile bulur kendi kendini.

Bir fikir doğduğunda değişir her an zaman,
Bir söz diriltir ruhu bazen olur kahraman.
Düşünmeyen gönüller karanlık birer zindan,
İdrak nuruyla kırar nefisler kemendini.


...andelip...

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Düşünüyorum öyleyse varım Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Düşünüyorum öyleyse varım yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE VARIM yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Merdümg.riz
Merdümg.riz, @merdumg-riz
12.5.2026 15:15:43
5 puan verdi
Değerli şairim,
​Mevzu aslında çok net; bizi biz yapan şey sadece yemek içmek, uyuyup uyanmak değil, şu saksıyı gerçekten çalıştırmak. Tabii her kafadan geçeni de öyle derin düşünce sanmamak lazım. Hani insan bazen boş boş kuruntu yapar, zihni kendi etrafında döner durur ya, o değil işte kastettiğim. Gerçek düşünmek; durup kendine bakmak, "Ben ne yapıyorum, bu dünya bana ne anlatıyor?" diye sormak.

​Descartes'ın o "Düşünüyorum, öyleyse varım" sözü aslında işin bütün sırrı. Çünkü insan ancak o kafayı çalıştırdığı, "Ben kimim, bu dünya neyin nesi?" dediği an gerçekten bu hayatın bir parçası oluyor. Kur’an’da hani o sarsıcı soruyla "Hâlâ düşünmüyor musunuz?" diyor ya; işte o soru aslında bizi kendimize getirmek için. Yani diyor ki; "Sana bir akıl verdim, öylece bakıp geçme, gör artık."

​Şunu da unutmamak lazım: Namaz nasıl ki dinin direğiyse, düşünce de insanın hem varlığının hem imanının direğidir.Düşünce olmadan taklit edilen iman, rüzgârda savrulmaya mahkûmdur. İnsan niye inandığını, kime secde ettiğini kafa yorarak bulmazsa, yaptığı ibadet ruhunu kaybeder. Yani Müslüman adam dünyayı öylece film izler gibi izlemez; her şeyin bir sebebi olduğunu bilir, üzerine kafa yorar. Yazıdaki o "eşyanın ardındaki hakikat" derdi de tam olarak bu, dünyayı bir kitap gibi okumak ve o okuduğun üzerinden kendi yerini bulmak. İşte insan, bu okumayı yapabildiği ölçüde varoluşunun anlamını bulur.

Rabbim o anlamı bulanlardan eylesin bizleri.🤲

Yüreğinize kaleminize sağlık güzel ve düşündüren bir yazıydı. Sonsuz sevgi ve saygılarımla...



Etkili Yorum
çiftçi
çiftçi, @ciftci1
6.5.2026 16:37:41
Her aklı olan düşünemiyor, her düşünen de çoğu zaman doğru düşünemiyor.
.
Ziya Paşa, Terkib-i Bend'inde şöyle der:
"İdrâk-i me’âlî bu küçük akla gerekmez,
Zîrâ bu terâzû o kadar sıkleti çekmez."
. . .
Allah, akıl verdiği kullarına algılama, düşünme, tahlil etme, analiz etme, araştırma, değerlendirme, deneme gibi sonuca ulaşmasını sağlayacağı o kadar çok meziyeti de beraberinde vermiş ki.
Kimi sadece bakar, göremez; kimi görür, anlayamaz.
Yazıda da belirttiğin gibi görünenin bir de görünmeyen yanı, yani derinliği vardır. O derinliğe, o mânâya erişemedikten sonra ne aklın, ne de düşünmenin hükmü olur.
Rabbim hepimizi doğru düşünenlerden, ders çıkaranlardan, sonuca erişenlerden eylesin.
Saygı ve selamlarımla.
Etkili Yorum
Dilek Duru Günay
Dilek Duru Günay, @dilekdurugunay
5.5.2026 10:31:29
5 puan verdi
İnsanın hem yükü,hem avantajı, hem gücü hem güçsüzlüğüdür. İnsan kendi ve çevresindeki varlıkları aklıyla olumlu değiştirip, geliştirebilmesiyle insandır. Dinimizde aklı olmayanın, sorumlu olmaması da bundandır.

Güzel bir yazı. Elinize ve emeğinize kuvvet. Kutluyorum.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL