Alıcılar almaz, vericiler alır. eugene benge
Ramazan Boran 1
Ramazan Boran 1

Hilmi Yazgı/ ''Gitme Kal Bu Şiirde'' üzerine..

Yorum

Hilmi Yazgı/ ''Gitme Kal Bu Şiirde'' üzerine..

5

Yorum

15

Beğeni

0,0

Puan

784

Okunma

Hilmi Yazgı/ ''Gitme Kal Bu Şiirde'' üzerine..

Hilmi Yazgı/ ''Gitme Kal Bu Şiirde'' üzerine..

gitme kal bu şiirde

bundandır
seni sevdiğim kadar şiiri sevmem
kirpiklerini sayarım hecelerde
ve okşadığım gibi saçlarını
okşarım senli mısraları
her kıt`ada buruk gülüşlerin,
her dizede iç çekişlerin gelir aklıma
sana bakar,
seni okur,
seni koklarım bembeyaz kağıtlarda
seni düşünürüm
özlemine gömüldüğüm her finalde
gidişin gibidir bitişi şiirimin.

şiir biter, gözüm dalar üç noktalarda
sen gidersin, aklım gider ardından
aklım gider... delişmen bir sevda çöker göğsüme
ay ışığı yanar odamda içten içe
loş ışıklar gezer yetim yüzümde
boynum yana iner, hüznüm yana
ıssız bırakırım kendimi, -başıboş-
sessiz bir ünlem boy verir yokluğunda,
kıvrılır koynuma sımsıcak gölgen
adeta virgül
boğuk bir mum kokusu yapışır nefesime
gırtlağımda yanar göz damarlarım
..yutkunurum
gel kal!

uçurumlarımda sarmaşık sarmaşık
hafızama dolaşan dipsiz bir soru
hangi kelimeden yana dönsem
ahvalime hayalin siner.

neyim,
nerdeyim?
ey benim hüzün çiçeğim
güz yanaklım, nisan bakışlım
çal beni benden sonsuza kadar
kayıp adresler gibiyim olmadığın her yerde
dudaklarımda kavruk bir fısıltı var
yokluğun gurbet, varlığın aşktan öte
cismim isminle istilada sevgili
kazınmış beynime her harfin;
her çiçek seninle bahar
hücrelerimde desen desen sen
gönlüm, güneşe ölen berfin.

kirpik uçlarımın bitimsiz çiy tanesi
bir nefes daha gitmesen...

varsın boy versin gece sabaha
düşlerime gelsen burcu burcu
dokunsan yüreğime usulca
burcumda yıldızlar söner
sen kal!

aklımı al yanına
ruhumu çal yarına
yıl boyu olsa da gidişin
bu bedende
yine bende
hep şiirde...



© hilmi yazgı
14.11.2011 /almanya

...


"Herkes gitsin, sen kal" diyen o mahzun ses.
Onun varlığıyla başlayan günler, yokluğuyla çöken geceler...
“gitme” ve benim dünyamı dağıtma”

Sevgili Hilmi ustanın "güz yanaklı, nisan bakışlı" yârine duyduğu o muhtaçlık;
sanki bir kulun ışığa, bir çiçeğin güneşe duyduğu ihtiyaç kadar hayati.

Bu öyle bir bağlılık ki, şair sevgilisinin saçlarını okşar gibi okşuyor mısraları..
İnançla, en duru sevgiyle, şefkatle ve içtenlikle.
...

Bu kez masanın öbür tarafına geçelim.
Elinde bu şiiri tutan, boğazı düğümlenen ve dizelerin arasında kendi sarsıntısını arayan o "yalnız okur" olalım.
Şiirin işçiliğini, demlenme sürelerini bir kenara bırakıp doğrudan kalbe değen o sesle konuşalım.

Şu elimizdeki kağıda/ şu ekrandaki bu mısralara bakınca insan sormadan edemiyor..
Ömür dediğimiz şey, ne ara bu kadar "şiir bağımlısı" bir hale büründü?
Eskiden hayatı düz yazıyla, sıradan cümlelerle yaşardık. Acıkınca yemek yer gibi, uykumuz gelince uyur gibi.
Ama şimdi baksana bize; bir şiirin eşiğine çömelmiş, şairin "gitme" diye haykırdığı o boşlukta kendimizi sallayıp duruyoruz.

Çünkü biliyoruz ki bizim de hayatımızda bitmesinden korktuğumuz, o son noktası konduğunda
dünyası kararacakmış gibi hissettiğimiz şiirlerimiz vardır.


Empati dediğimiz nedir ki zaten?
Şairin gırtlağında yanan o göz damarlarını, kendi boğazında hissetmek değil mi?
O "yutkunuyorum" dediği an, hani o kelimelerin bittiği yer... İşte orada onunla tam anlamıyla kardeş olmuyor muyuz?

"Ben buradayım, sen oradasın ama ikimizin de ciğerine aynı boğuk mum kokusu yapışıyor. İkimiz de o "nisan bakışlı" hayalin peşinde, kayıp adresler gibi dolanıyoruz bu hayatın içinde" diye düşünüp içimiz geçmedi mi?

Bazen koskoca bir hayatı bir virgülün kıvrımına sığdırıyoruz işte.
Şairin o sevgilinin gölgesini bir virgül gibi koynuna alması... Ne kadar büyük bir yalnızlık ve ne kadar devasa bir şefkat değil mi?
Biz de öyleyiz aslında. Hayatın keşmekeşinde savrulurken, tutunacak bir "ünlem", sığınacak bir "mısra" arayıp durmuyor muyuz?


Şimdi bir nefes daha alalım usta şairimizin nefesinden. Ömür geçiyor, herkes gidiyor, her şey değişiyor... Ama bak, bu masada bu şiirin ruhunda hâlâ o bitmek bilmeyen "kal" nidası tüm o boşluğu satarken, "sen de gitme, kal bu duygunun içinde" demiyor mu şiir?
...

Hani derler ya, bir yere ait olmak için orada doğmak gerekmez. Bazen bir şiir sizi öyle bir yakalar ki, ömrünüzün geri kalanını o şiirin dizinin dibinde geçirmek istersiniz.

İşte o şiirlerden biridir; "Gitme Kal Bu Şiirde"

Biz de öyle yaptık, gitmedik, daha doğrusu gidemedik.
Sevgilinin kirpiklerini hece hece sayan o hassasiyetin içinde, kendimize bir köşe bulup kıvrıldık.
Şair sevgilisini okşar gibi mısraları okşarken, biz de o şefkatin gölgesinde ömrümüzü dinlendirdik.

Çünkü dışarıda sevmek bu kadar zarif değil, dışarıda bağlılık bu kadar derin değil!
Şiir biterse ömür de bitecek, o üç noktalar bizi yutacakmış gibi hissetmemiz çok mu?

...

Bu eser, sözcüklerin birbirine sarılarak hıçkırdığı, imgelerin meleştiği zarafetin acıyla harmanlandığı bir duygular şahikasıdır bize göre.
Şair dili ustalıkla işlemiş, sevgiyi mısraların arasına gizli bir hazine gibi yerleştirmiştir.


Bazen bir şiir okursunuz, şair sanki elini kağıttan dışarı uzatır; önce saçlarınızı karıştırır, sonra da sizi darmadağınık bir halde bırakıp “Hadi bakalım, şimdi toparlan toparlanabilirsen” der ya, İşte bu şiir tam olarak o kararlı ama bir o kadar da sahici bir yetişkin gibi dikiliyor karşımızda. Bizi avutmaya çalışmıyor bu şiir, aksine şah damarımızdaki sızıyı şahlandırıyor.


Şiiri okurken kelimelerin yalnızca birer harf yığınından ibaret olmadığını, onların birer et ve kemik gibi canlandığını hissetmemek mümkün değil. İnsan, sevdiğini sadece kalbine değil, dilin o dokunulmaz ve kutsal alanına yani şiirin içine de hapsetmek istiyor.


Şair için sevgili, mısraların arasında yaşayan, kirpikleri hece hece sayılan bir kutsallıktır.
ve diyor ki sevdiğine;
’’Dünya kirlidir, zaman acımasızdır ama bu şiir ebedidir; burada eskimediğin, burada gitmediğini arzuladığım bir gerçeklik kurdum sana.’’
Şair, sevdiği insanın gidişini sıradan bir ayrılık olarak görmüyor, onu şiirin bitişiyle bir tutuyor. Düşünsenize, birinin kirpiklerini hece hece sayacak kadar çok sevmek nedir? Bu, bir insanı sadece sevmekten daha da öte, onu bir "vatan" belleyip her hücresine dizelerle yerleşmek değil de nedir?

Şair bize diyor ki: "Ben onu öyle bir sevdim ki, o gittiğinde sadece şehir boşalmadı, lügatimdeki bütün kelimeler de birbirine çarparak alev aldı."

Hadi şimdi, bu kadar yangından sonra, kendi kendimizi toplayalım bakalım, tabii toplayabilirsek.

Bazen şiirin içine öyle bir düşersiniz ki, çıktığınızda üstünüz başınız ucu yanmış kelimeler kokmaya başlar. Biz bir okur olarak bu şiirde kaybolmuşuz, her dizesini nefes alır gibi yaşamışız çok mu?

Şair, kalbini bir mühür gibi basmışken, bize o mühre dokunup yanmamak düşer miydi?

Şiirdeki o meşhur üç noktalar, aslında hepimizin sustuğu o uçurum kenarlarıdır. Hani bazen yutkunuruz da bir türlü geçmez ya o yumru; işte o yumru bu şiirde gırtlağa yapışan boğuk bir mum kokusu olup çıkıyor karşımıza.

Okur olarak bu satırlarda gezinirken, bir "yokluk" korkusunun nasıl sanata dönüştüğüne şahitlik ediyoruz. Şairin o meşhur teslimiyeti; "Beni öldür öyle git" der gibi diyen o şarkıda olduğu gibi, "gidişin gibidir bitişi şiirimin"

Şairin tek bir derdi var: Sevgiliyi zamandan ve mekandan kaçırıp bu dizelerin içine hapsetmek. Çünkü biliyor ki dünya vefasız, yollar uzun, hayat kısa. Ama bu şiirde kalınırsa; o nisan bakışlar hiç solmayacak, o gidişler asla tam bir "bitiş" olmayacak.

Hani derler ya; "Şiir, kalbin dile gelmiş halidir." Bu şiirde ise kalp sadece dile gelmemiş, adeta o kağıda imzasını kanıyla, gözyaşıyla ve o bitmek bilmeyen "kal" nidasıyla atmış. Biz de bir okur olarak, o "güz yanaklı, nisan bakışlı" hayalin peşine takılıp gitmişiz çok mu?

Nihayetinde şiir bize şunu öğretti;

Herkes gitse, her şey değişse bile, bir harfin içine saklanan o aşk,
bir ömrü beslemeye yeter.





Sevgili Hilmi ustaya
Saygı ve iyi dileklerimle.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Hilmi yazgı/ ''gitme kal bu şiirde'' üzerine.. Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Hilmi yazgı/ ''gitme kal bu şiirde'' üzerine.. yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Hilmi Yazgı/ ''Gitme Kal Bu Şiirde'' üzerine.. yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
elif.kurt
elif.kurt, @elif-kurt
22.4.2026 09:40:00
harika bir şiir ve harika bir yorum okudum, her kelimeyi derinliği ile , hakkını vererek hisseden ve bunu hissettiren güçlü ve değerli şairim, can kardeşim,
şiirde iki grup var sanırım hani günlük yaşamımızda deriz ya alaylı ve mektepli diye, işte Ramazan Boran mektepli olan kısımda, edebiyat dünyasına çok erken yaşta girmiş ve edebi yazımın bütün incelikleri ile kendini süslemiş, bu her yazı ve şiirinde kendini çokça göstermektedir.
sadece bununla da kalmayıp empati yeteneği çok çok gelişmiş bir insandır, her bir noktalama işaretinin taşıdığı anlamı dahi derinden hisseden , kelimelere hükmeden ve en önemlisi şiirdeki duyguyu yazan kişiden dahi daha iyi anlamlandırarak , insanların en çok sevdiği anlaşılmak denen duyguyu en küçük ayrıntısına kadar hissettirir.

edebiyatın verdiği incelikle kendini süsleyen şairim, merhametinin de verdiği güzellikle her daim naif bir yürek taşımış , hem şiiri hem şairi çok iyi analiz ederek, en derin manalarını cümlelerinin güzelliği ile sergilemiştir.

edebiyat deryasında şiir kardeşliği diye bir şey var, yada şiirsırdaşlığı yada aynı tonda ve aynı imgeler ile yazanların kardeşliği , aslında bu kardeşliği sağlayan hep duygu, kelimeleri derinlere götüren ve benzetmelerdeki o güzellikte yine duyguyu ve kelimeleri iyi tanımaktan geçiyor, insan kendi içinde biriken her şeyi bir şekilde dile getirmek istiyor, işte şairler bunu yaparken öyle bir dile getiriyor ki aynı konu çeşit çeşit desen desen bir işlemeye dönüşüyor ve insanın kendini bulduğu , anlatamadığı ve anlamlandıramadığı duyguların içinde kaybediyor kendini okuyan.

şiir bağımlılığı , şiiri ruhunda hisseden her insana olan şey bence, çünkü gidemiyorsun hani diyorlar ya esin, ilham, içinde bir yerde kelimeler zihninde değişik şekillere giriyor ve dökülmek istiyor, hem yazmaya hem de okumaya engel olamıyorsun çünkü ruhuna iyi geliyor, kendini buluyorsun bir çok kere, özlüyorsun, şiir hep yaşasın istiyorsun

bazen içindeki isyan bazen tüm kötülükleri dahi estetik bir hal ile anlatan şiir, insanın içinde hasret kaldığı , özlediği o sevgiyi gerçek aşkı hissettiriyor, dünya ve aşk ve sevgi bu kadar kirlenmişken hala onların içinde olmak, insanın özlediği ve hep yaşamasını istediği güzellikle buluşması gibi.

kendi dilini kazanan şair ise her yürekte ayrı bir yer ediyor, imzadan öte birşey bu, onu hissediyorsun, karşında canlı kanlı bir varlığa dönüşüyor, işte sen ve değerli diğer şairler çok çok kıymetli, bu kadar zulüm ve kötülüğün içinde nefes aldıran, yazılan duygular acı da verse duyulduğunu hissettiren, aynı duyguda birleştiğini hissettiren, şiire can veren , insanın yüreğine dokunan dizeleriniz ve sözleriniz her daim yaşasın ve bizlerle buluşsun umarım.
tebrik ederim can kardeşim çokça sevgimle.

elif.kurt tarafından 22.4.2026 09:43:15 zamanında düzenlenmiştir.
Etkili Yorum
Larmina.
Larmina., @larmina-
22.4.2026 06:23:29
Sayfasına gidip ara ara beğeniyle okuduğum ustayı ve ustalıkla kaleme alıp okutan Boran şaire
Saygı ve selamlarımı bırakıyorum



Etkili Yorum
flycan57
flycan57, @flycan57
21.4.2026 11:57:00
özlemişiz aslında
Hilmi ustayı ve değerli şiirlerini...

ve

aslında her şiir değil ...
böyle şiirler değil mi şiirleri sonsuzluğa kadar yaşatan...


çok değerli bir anımsatma ve değerli bir yazı olmuş...

tebrikler ...kıymetli kaleme ve güzel yüreğine

sevgiyle hep
Ramazan Boran 1
Ramazan Boran 1, @ramazancboranc1
21.4.2026 11:09:07
''Gitme, kal bu şiirde..."

bu sadece bir rica olmamalı diye düşünüyor insan.
zamana karşı açılmış en naif savaştır belki de.
insan işte, elinden kayıp gideni durduramadığı her an, onu kelimelerin ölümsüz kucağına emanet etmek ister.


bakışlar solar bir gün, sesler unutulur ve en derin tutkular zamanı gelince birer hatıra kırıntısına dönüşür.

oysa bir şiirin içine yerleştiğinde, sen artık sadece "sen" değilsindir.
sen bir dizenin nefesi, bir imgenin atışı, bir kafiyenin en gizli ve en özel öznesisin.

"seni sevmek, bir dilde yeni bir alfabe yaratmak gibidir. şiiri sevmek ise o alfabeyle sadece senin ismini sonsuza dek yazma tutkusudur."
seni sevmek bir başlangıçtı, şiiri sevmek ise bu başlangıcı sonsuz kılmaktı..
bundandır işte; bendeki sen, şiirleştiğin sürece asla ölmez.
''Gitme, kal bu şiirde''

böyle demek istiyor sanırım sevgili Hilmi usta.

şiirin içinde kalan sevgili asla yaşlanmaz,
ve asla ihanet etmez ve asla değişmez!

"ben seni sadece bir beden olarak değil, bir ruh olarak seviyorum. Ve o ruhun ancak şiirleşirse ölmez olacağına inanıyorum."

ışık henüz mülkiyetini karanlığa devretmedi..
öyleyse hala söylenmemiş bir söz,
hala kanat çırpan bir şiir vardır.

sevgili Hilmi ustanın sevdiği kadar şiiri sevmemesi,
aslında şiiri sevmenin en derin hâlidir belki de.
çünkü o şiiri bir şey anlatmak için değil yaşamak için yazanlardan.
kirpik saymak, saç okşar gibi mısra okşamak…
bunlar zorlama değil, gerçekten derinden hissedilmiş şeyler.

şiirde kalmak, o dünyanın içine taşınmaktır.
artık adresimiz kayıp adresler, iklimimiz ise nisan bakışlı bir bahardır.

şu an masanın üzerinde duran sadece bir kağıt değil,
bizim nefes aldığımız, yutkunduğumuz,
o "boğuk mum kokusunu" içimize çektiğimiz bir hayat alanı.

biz bu şiirde kaldık;
çünkü gerçek sadakat, gerçek hüzün ve gerçek insanlık ancak böyle bir bölgede bu kadar temiz kalabilirdi.

şair önce sevdiğine sonra da bize "siz de kalın" dedi,
biz de kaldık. iyi ki de kaldık..

sevgi ve selamla.


© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL