8
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
274
Okunma

Gurbet ayırdı bizi, attı beni gurbet ele" dizesiyle başlıyorum. Suçum yok, kaderin tokadı var. Ekmeğimin peşinde gittim, bedelini evlada sarılamamakla ödedim. Bu çok gerçek, canımı yakıyor. Almanya’daki binlerce babanın hikâyesi bu.
Tek Taraflı Mahkeme
Babalıktan reddediyorsun kendince, haklısın" diyorum. İtiraz etmiyorum. Kızgın değilim, kırgın bile değilim. Sadece kabuldeyim. "Canınız sağ olsun, ben hasretinize yanmaya razıyım" diyorum. İşte baba olmanın imtihanı bu, ilahi kalemin yazgısı. Evlat mutlu olsun da ben yanayım, razıyım.
Sen Beni Anlayamazsın Zaten*
Evlat acısı, uykusuz gece, fotoğrafa sarılmak, posta beklemek... Bunları yaşamayan anlayamaz zaten. Yaşanmadan bilinmez. O yüzden ısrarla tekrar ediyorum: "Sen beni, sen beni anlayamazsın". İçimdeki yangın başka türlü anlatılmaz.
Benimkisi Sessiz Fedakârlık
Sen gül diye ben bin kere öldüm içimden"
Sen üşüme diye volkanları yuttum"
İşte babalar böyle sever canım. Yeterince anlatmaz, göstermez, ağlamaz... İçine atar. Erkeklik mi, gurur mu diyor ya, ikisi de değil. Mecburiyet. Baba dediğin ağlayamaz, güçlü duracak sanır. Ama dağları deviren tek şey "baba" deyişin oluyor.
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.