1
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
224
Okunma
Bir zamanlar bir şarkının tek bir cümlesi içimde kıyamet koparırdı. Aynı sözleri defalarca dinler, her seferinde kalbimde başka bir kapı açılırdı. Gözlerim dolar, geçmiş sessizce yanıma otururdu. Şimdi aynı şarkılar önümden bir yabancı gibi geçip gidiyor.
Ne bir sızı bırakıyor ne bir hatıra.
Meğer insan en çok, bir zamanlar ağladığı şeylere ağlayamadığında değiştiğini anlarmış.
Eskiden bir gidenin ardından içimde günlerce fırtına eserdi. Şimdi ise bazı insanlar, sanki hiç hayatıma uğramamış gibi silinip gidiyor.
Ne kalbimde bir iz ne ruhumda bir ağırlık…
Bu kadar kolay unutmak güç mü, yoksa ruhun yorulup susması mı bilmiyorum.
Sanırım insan bir anda değişmiyor. Kalp yavaş yavaş başka bir iklime göç ediyor.
Önce sevdiği sesler susuyor, sonra acılar kısalıyor, sonra asla yapmam dediği şeyler sıradanlaşıyor. Dışarıdan bakanlar hâlâ aynı yüzü görüyor belki ama insan kendi içinde başka birine dönüşüyor.
Tasavvuf der ki: Kalp, dünya tozuyla örtülünce mana geri çekilir, suret kalır.
Belki de bende olan tam olarak bu…
Görünüşüm hâlâ eski beni anlatıyor ama içimdeki yolcu çoktan başka bir yola sapmış.
Şimdi dönüp kendime soruyorum:
Ben mi değiştim, yoksa özümün üzerini örten perdeler mi çoğaldı?
Belki de bu hissizlik bir son değil, yeniden kendini aramanın başlangıcıdır. Çünkü bazen insan kalbinin sustuğu yerde Rabbinin sesini daha derinden duyar.
Vesselam...
Esma Canyurt
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.