Gençlikte sevmek için yaşarız, yaş ilerledikçe yaşamayı severiz. saint euremond
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun

Kırat ve Kontak Anahtarı

Yorum

Kırat ve Kontak Anahtarı

( 10 kişi )

9

Yorum

20

Beğeni

5,0

Puan

241

Okunma

Kırat ve Kontak Anahtarı



Kasabanın tozlu yollarında akşam, yavaş yavaş kendini hissettiriyordu. Güneş, dağların arkasına çekilirken, eski taş konakların gölgeleri uzuyordu. O konaklardan birinin önünde, yılların yorgunluğunu sırtında taşıyan bir adam oturuyordu: Hasan Dede.

Elinde bastonu, gözleri uzaklara dalmıştı. Torunu Emre ise biraz ötede, arabasının kaportasını silip parlatmakla meşguldü. Arabasına öyle bir özen gösteriyordu ki, sanki birazdan onu izlemeye gelenler olacakmış gibi…

Hasan Dede bir süre izledi. Sonra hafifçe gülümsedi.

“Evlat,” dedi, “o kadar silince daha mı hızlı gidecek?”

Emre başını kaldırdı, hafif mahcup ama kendinden emin: “Yok dede, ama insanın gözü gönlü açılıyor işte. Hem bu benim emeğim… Kolay alınmadı.”

Hasan Dede bastonunu dizine vurdu, hafifçe doğruldu: “Emeğin olduğu doğru… Ama bir şey söyleyeyim mi sana, eskiden de böyleydi. Ama biraz farklı…”

Emre meraklandı. Yanına geldi, arabanın kapısını kapatıp dedesinin yanına oturdu.

“Nasıl yani dede?”

Hasan Dede derin bir nefes aldı: “Eskiden ‘getirin kıratımı’ derdi ağalar… Öyle herkes diyemezdi ha! Gücü olan derdi, sözü geçen derdi. Bir bakarsın, kapının önünde üç kişi bekler… Biri yuları tutar, biri eyerini düzeltir, biri de hazırda beklerdi.”

Bir an sustu. Gözleri geçmişe kaydı.

“Adam nereye gitse kıratıyla giderdi. Ama o kırat, sadece bir binek değildi evlat… Onun gücünün, hükmünün, hatta bazen kibirinin sembolüydü.”

Emre başını salladı: “E şimdi de arabalar var dede. Aynı şey işte.”

Hasan Dede hafifçe güldü: “İşte mesele de o ya… Aynı gibi ama değil.”

Emre kaşlarını çattı: “Ne farkı var ki?”

Hasan Dede bu sefer torununun gözlerinin içine baktı: “Eskiden herkes ağa değildi evlat. Kırata binen belliydi. Şimdi bakıyorum… herkesin altında bir araba. Herkes istediği yere gidiyor. Kimse kimseye ‘getir’ demiyor. Güzel bir şey bu aslında…”

Biraz durdu. Sözlerini tarttı.

“Ama bir şey kayboldu sanki.”

“Ne kayboldu dede?” diye sordu Emre.

“Yürümek…”

Emre anlamadı: “Nasıl yani?”

“Eskiden insanlar yürürdü evlat. Yolu hissederdi. Yorulurdu. Yorulunca dururdu. Düşünürdü. Şimdi herkes gidiyor… ama kimse varamıyor.”

Emre istemsizce arabasına baktı.

Hasan Dede devam etti: “Eskiden ağa kırata binerdi ama herkes yürürdü. Şimdi herkes arabaya biniyor… ama kimse kendine varmıyor.”

Sessizlik çöktü.

Uzakta bir araba geçti. Toz kaldırdı. Emre o toza baktı bir süre.

“Dede…” dedi yavaşça, “biz mi yanlış yapıyoruz yani?”

Hasan Dede başını salladı: “Yanlış demem evlat. Ama eksik olabilir.”

“Ne eksik?”

“Şükür… ölçü… biraz da yavaşlık.”

Sonra gülümsedi: “Araba kötü değil. Kırat da kötü değildi. Ama insan… neye bindiğini unutunca, nereye gittiğini de unutuyor.”

Emre anahtarı eline aldı. Bir süre çevirmedi. Sadece baktı.

O an ilk defa arabasına değil… kendine bakar gibi oldu.

Hasan Dede ayağa kalktı, bastonuna dayanarak: “Hadi,” dedi, “şu yolu bir yürüyelim. Bakalım hâlâ aynı yere mi çıkıyor…”

Emre anahtarı cebine koydu.

Arabayı orada bıraktı.

Ve dedesiyle birlikte yürümeye başladı.



ALİ RIZA COŞKUN

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (10)

5.0

100% (10)

Kırat ve kontak anahtarı Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kırat ve kontak anahtarı yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kırat ve Kontak Anahtarı yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Şa
Şair Ahmet1, @sairahmet1
15.4.2026 08:30:44
5 puan verdi
Yüreğine gönlüne sağlık
Ferda,ca
Ferda,ca, @ferda-ca
14.4.2026 21:26:44
5 puan verdi
Bu hikâye, eski ile yeniyi karşılaştırırken aslında insanın kendinden uzaklaşmasını anlatıyor. “Kırat” ile “araba” sadece araç değil; güç, statü ve yaşam tarzının sembolleri.

Hasan Dede’nin vurguladığı asıl mesele, hızlanan hayat içinde “yavaşlamayı”, “düşünmeyi” ve “kendine varmayı” unutmuş olmamız. Yürümek burada hem gerçek hem de metaforik: insanın kendisiyle temas kurması.

Kısaca: Bu metin, modern hayatın sunduğu kolaylıklar içinde kaybolan değerleri (şükür, ölçü, farkındalık) hatırlatan; sade ama derin bir anlam taşıyan düşündürücü bir hikâye.

Tebrikler

Saygılarımla hocam.
Mehmet Ata
Mehmet Ata, @mehmetata
14.4.2026 20:15:16
Sade ama derin anlamlar taşıyan çok etkileyici bir metin. Eskiyle yeniyi “kırat–araba” üzerinden karşılaştırırken aslında insanın kendine uzaklaşmasını anlatıyor. Hasan Dede’nin sözleri özellikle çok güçlü; “herkes gidiyor ama kimse varamıyor” fikri metnin kalbini oluşturmuş. Akıcı, düşündüren ve içe dokunan bir anlatım.
Tebrikler hocam
yön
yön, @yon
14.4.2026 19:15:57
Hasan Dede'nin "Güzel bir şey bu aslında" sözü, bu değişimi olumlu bulduğunu gösteriyor. Artık kimsenin kimseye bağımlı olmadığını, herkesin istediği yere gidebildiğini vurguluyor. Bu, bir bakıma modernleşmenin ve teknolojik ilerlemenin getirdiği bir özgürlük olarak yorumlanabilir
Yüreğine kalemine sağlık . değerli hocam sevgiler Selamlar yolluyorum.
Tülay Aslan
Tülay Aslan, @tulayaslan
14.4.2026 18:31:27
5 puan verdi
Güzeldi dost kalem .Beğeni ile okudum.Kaleminize bereket.Tebrikler.Selam sevgiler
Gülse
Gülse, @gulse1
14.4.2026 17:34:22
5 puan verdi
Kaleminize yüreğinize sağlık keyifle okuduk👏👏👏👏👏👏
Kul Seyyah
Kul Seyyah, @kul-seyyah
14.4.2026 17:26:07
5 puan verdi
Değerli üstadım kaleminizden çok güzel ve anlamlı yazı okudum.
Yüreğinize ve gönlünüze sağlık. Tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esenlikler diliyorum.

Kul Seyyah tarafından 14.4.2026 20:35:00 zamanında düzenlenmiştir.
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
14.4.2026 17:09:36
5 puan verdi
Bu hikâye, modern hız ile eski zamanın “yol bilinci” arasındaki farkı çok sade ama derin bir sembolle anlatıyor: kırat ve araba.

“Şimdi herkes gidiyor… ama kimse varamıyor.”

Bu cümle, metnin kalbini oluşturuyor. Hızın arttığı yerde farkındalığın azaldığını, insanın yolda olmayı unuttuğunu hatırlatıyor. Hasan Dede’nin “yürümek” vurgusu ise aslında bir yaşam felsefesi: acele etmeden, hissederek, düşünerek yaşamak.

Son sahne çok güçlü: arabayı bırakıp yürümek, sadece bir hareket değil; kendine dönmenin sembolü.

Yüreğinize sağlık, sade bir sohbetin içine büyük bir hayat sorgusu sığdırılmış. Selam ve saygılarımla.
Serpil Koçar
Serpil Koçar , @serpilkocar
14.4.2026 16:09:15
5 puan verdi
Bu yazı insana yavaşlamayı hatırlatıyor… Dedeyle torun arasındaki diyalogda kaybolan şeyin aslında “insanın kendisi” olduğunu hissettim.
Çok içten ve düşündürücü.
Tebrik ediyorum sizi kalemdaşım kaleminize Yüreğinize sağlık.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL