Sahip olduğunuz koşulları değiştirmek için, önce farklı düşünmeye başlayın. norman vincent peale
belkibirharfimben
belkibirharfimben

Aşağı tükürsen Cem Yılmaz, yukarı tükürsen Tuba Ulu!

Yorum

Aşağı tükürsen Cem Yılmaz, yukarı tükürsen Tuba Ulu!

0

Yorum

3

Beğeni

0,0

Puan

162

Okunma

Aşağı tükürsen Cem Yılmaz, yukarı tükürsen Tuba Ulu!

Mizah tarafsız değildir. Her mizah ait olduğu ideolojik dünyadan doğar. Ve güldürdüğü yere kendi itikadını taşır. Bunun Kur’an-ı Hakîm’deki en açık delillerinden birisi Nisâ sûresinin 140. ayetidir. Orada kısa bir mealiyle buyrulur ki: "Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini yahut alaya alındığını işittiğinizde, onlar başka bir söze dalıncaya kadar beraberlerinde oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz." İşte Hüda’nın ’alaya aldıklarında’ ile ’onlarla beraber oturmayın’ı ve ’Yoksa siz de onlar gibi olursunuz’u birbirine bağlayışı mizahın ideolojik-itikadî işlevini sarihan beyan eden hükümlerdendir. Bugün de mü’min gençlerin salabetlerini en sessiz/sinsi yitirdikleri alan mizah alanıdır. Orada, müslüman bir kalple asla gülünmeyecek şeylere gülmeye alışmaları, bir noktadan sonra güldükleri şeyleri değersizleştirmeye, normalleştirmeye, ardından da sakınmaz hale gelmeye-işlemeye neden olmaktadır. Sokakta, hatta küçücük kız çocuklarının ağzında bile, küfrün bu kadar yaygınlaşmasında mizah yapımlarının payı büyüktür. Allah onları millete zerkettikleri zehrin bin beteriyle zehirlesin. Âmin.

O yüzden ben Tuba Ulu olayını kısa geçmeyelim istiyorum. Mizah atölyelerinin ardında neler neler daha çalışıldığını kavramaya yönelelim. Hem Osmanlı padişahlarını böyle belaltı esprilere ilk konu eden Tuba Ulu değildir. Evet. Tuba Ulu işi iyice dibe vurdurmuştur. Kanuni Sultan Süleyman Han’ın Hürrem Sultan’la İslam hukuku çerçevesindeki birlikteliğini, değil yalnız İslamiyet’te insaniyette dahi yeri olmayan, ancak hayvanlarda (ve hayvanlaşmış insanlarda) görüp bildiğimiz bir nikahsız birleşmeye denk saymıştır. Öyle tesmiye etmiştir.

Kendisi eylediğini mizah sanabilir. Ancak müslümanlar için hakarettir. Ve eğer büyüklerimize yapılırsa büyük hakarettir. Dolayısıyla böyle mizahın özgürlüğü olmaz. Zira, başta da belirttiğimiz gibi, mizah tarafsız değildir. Bir ideolojiden doğar. Ve kamuya bir ideolojiyi dayatır. Sözgelimi: Tuba Ulu’nun aynı espriyi Mustafa Kemal ve Latife Hanım ilişkisi hakkında yaptığını görebilir miyiz? Elbette göremeyiz. Çünkü Tuba Ulu’nun ait olduğu sosyolojide Atatürk kutsaldır. Hatta, öyle bir kutsaldır ki, korunması için yasa bile konulmuştur. 5816 sayılı kanun her sene binlerce kişiyi süründürmektedir. Kanuni Sultan Süleyman Han’a dair bu denî laubaliliği hoşgören, özgürlük çerçevesinde savunanlar, aynı şakanın Mustafa Kemal’e yapılmış versiyonunu duysalar hemen lince koşarlar. Halbuki, Said Alpsoy Hoca’nın youtube kanalında konuyla ilgili dersleri izleyenler, mezkûr evliliğin hikâyesinde de Tuba Ulu’ya malzeme çıkaracak epeyce detay olduğunu bilirler.

Eh, fakat, yine mesele Bediüzzaman Hazretlerinin o muazzam tesbite gelip dayanır: "Mutaassıplara hücum eden Avrupa’nın kâselisleri, her biri yüz mutaassıp kadar meslek-i sakîminde mutaassıptır. Bunlardan birisi Shakespeare medhinde ettiği ifratı, şayet bir hoca o ifratı Şeyh Geylânî medhinde etseydi, tekfir olunacaktı."

Sadece Ulu üzerinden de konuşmayalım. Daha geçen Ocak’ta, Cem Yılmaz, Netflix’te de yayınlanan gösterisinde benzer birşey yapıyordu. Ve diyordu ki: "Bana güzel bir rol vermezler ya. Hee? Çok büyük bir sultan vermezler en azından. Yani öyle büyük Beyazıt Meyazıt, Sultan Murad, öyle birşey yok. Büyük bir ihtimal, belki Cem Sultan, belki... O da böyle Rodos’a kaçıyor, Papa’ya sığınıyor, yani böyle p.çlik-p.ştluk var, onun için..."

Şimdi, Yılmaz’ın yaptığı da Tuba Ulu’nunki kadar büyük bir terbiyesizlik değil midir? Osmanlı’yı ceddi bilen hangi müslüman Cem Sultan hakkında böyle bir ifade kullanmayı hayalinden geçirir? Kim onun sergüzeşt-i hayatında mecbur kaldığı hâdiselere o galiz tabirleri yakıştırır? Elbette böyle şeyleri bir müslüman evladı kendi büyüğü-büyükleri hakkında söylemez. Çünkü Cem Sultan’ın yapmaya çalıştığı şey, yeğeni Yavuz Sultan Selim’in seneler sonra yapacağı şeyden, farklısı değildir. Birisi, ağabeyi olan Bayezit-i Veli’yi tahttan indirememiş, fakat diğeri babasına karşı muvaffak olmuştur. Ne inene ne indirilene kötü konuşmaz bir Osmanlı evladı. İkisini de mübarek saydığı için. Ancak piyasa mebzul miktarda Netflix çocuğuyla dolduğundan eski edep de kalmamıştır.

Tekrar beyan edelim bitirirken: Mizah tarafsız birşey değildir. Mizah nötr birşey değildir. Her mizah bir itikaddan doğar ve güldürmeye çalıştığı meclise de o itikadı taşır. Yaymaya çalışır. Aşılamaya çalışır. Sinsice kabullendirir. Güldürdükçe alıştırır. Güldürdükçe uyuşturur. Güldürdükçe normalleştirir. Güldürdükçe meyillendirir. Güldürdükçe işlevselleştirir. Ve güldürdükçe ila yaptırır, eyletir, söyletir. Türkiye’de mizah maalesef hâlâ solcuların, kemalistlerin, sekülerlerin tekelindedir. Meş’um kıssadan hisse: Bizim de kendi mizahımızı üretebilmemiz gerek. Zira alaycılık da bir güçtür. Hem de kem tesiri çok bir güçtür. Hatırlayalım: Aleyhissalatuvesselam Efendimizin, kâfirlerin müslümanları hicvettikleri şiirlere misilleme olarak, müslümanlar tarafından da kâfirleri hicvettirdiği şairleri vardı. Onlar üzerinden bu tarz cihadı da eksik bırakmazdı. Bugün de müslümanca bir mizah ’kültürel misilleme aygıtı olarak’ bize lazımdır, vesselam. Yoksa, hep kalemize giren golleri çıkarmakla uğraşacak, fakat karşıya asla gol atamayacağız. Böyle maç kazanılmayacağı da malumdur.

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Aşağı tükürsen cem yılmaz, yukarı tükürsen tuba ulu! Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Aşağı tükürsen cem yılmaz, yukarı tükürsen tuba ulu! yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Aşağı tükürsen Cem Yılmaz, yukarı tükürsen Tuba Ulu! yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL