0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
146
Okunma
İnandıklarına kıymet vermelisin
Ne kızgınım
Ne kırgın
Sadece abartmışım seni.
Hepsi bu...
Sevmenın bedelını sevenler anlar
gölgesiz
@golgesiz
20 yaşındaydım annem fatma hanım yatağıma oturdu elimi başına koyar koymaz çekmesi bir oldu isa bey dedi ibrahim gavur sıcağı gibi yanıyor hanım dedi isa bey sevmenin bedelidir o
Muhterem Annem fatma hanım yaşmağını giydi seccadesine oturdu oğul kendimi temiz etmeden Rabbimle konuşamam diyerek abdestini aldı Rabbim ölülerini nasıl dirilttiğini göster
diyerek duaya durdu heralde çareyi veren yoluda göstermiş olacaktıki annem elinde ıhlamur bardağı içeri girdi bu ıhlamur anne duası ile içilirse şifa verir ne kızgınlık ne kırgınlık kalır insanın içinde diyordu
dedem kul nefsani ise bir kere sevdaya düşmeye gör ateşlerde yandığının resmidir diyip elbette Allaha inanıyorum diyerek kalbini yatıştırmak gayesi ile atlarla eşşeklerle konuşuyordu
benim içimdeki ise istanbul şehrini sevmenin bedeliydi arabalardan çıkan egzozun şehri zehirlediği gibi fabrika bacalarıda zehir oranını ikiye katlıyordu kızgındım kırgındım şehri ve insanları
birbirine küstürenlere hastalıktan fırsat bulunca dedem kul nefsaninin yanına gidince eşşeğin yularını elime verdi hayvanlar insanı kanaat sahibi eder kalbini yatıştırır inancını kaybetmemeli inandıklarına ise kıymet vermelisin dedi
Özden bölüşenlerin selamı müjdesi
Serilsin ağaya kırmızı çullar,
Haram paralarla dolsun bavullar.
Varsın onlar için çalsın davullar,
Özden ruha sızan ney’i bölüşek.
Nûriye Hsbk Akyl
@nriyehsbkakyl
Dedem kul Nefsani süperman yanında fışkı yesin benim süper kahramanımda eşseğimle beni birbirimize kardeş eylemiş istanbul şehrinde egzozların arasında gezip eşseğimin yularını nereye bağlasam
altıma atlas çul serildiğini farkediyordum dedem ise heeeytt heyytt atalarımız bu atlar eşşekler sayesinde ucu bucağı olmayan bozkırların harika manzarasında cenk ettiler hayranlık uyandıran
manzaraları tarihe nakşettiler diyordu dedem nefsani koştur oğul eşseğini eşşekler seni insanlardan daha iyi dinler dediği anda arkamızdan zabıta faruk devriye arabası ile siren çalarak geldiğini
farkettik neyse ucuz atlattık zamane meczupları diyerek bize nanik yaparak geçti gitti haram paralarla bavulları dolduranlar ağalara kırmızı çul serenler tarih boyunca doğru insanları deli
ilan etmişti dedem oğul artık seninde eşşek sürüp at koşturma zamanın geldi ve kazakistanda soğuk geçen kış etkisini bitirdikten sonra ilim seferine çıkacağız diyerek ana duasını baba rızasını azık
edinerek Ya Allah Bismillah diyerek zengin ata topraklarını Tanrı dağlarında açan çiçekleri görmeye gidecektik belkide o hep baharı müjdeleyen çiçeklerden bir demette anneme getiririm kim bilir bizede özden bölüşenlerin selamı müjde olur
Hayat bir film şeridi
Bir film gibi geçti işte…
Siyah beyaz bir düş gibi,
biraz buğulu, biraz kırık
ama içi hâlâ sıcacık.
Ali Rıza Coşkun
@alirizacoskun
Dedem bak evlat dedi bu tanrı dağlarının ilk durağı kazakistan olacak orada bizi ismini bu dağlardan alan tien karşılayacak siyah bir düş gibi içi sıcacık bir ekmek gibidir bu dağlar diyen dedem konuştukça
yüce dağlar engin dağlar bir film gibi gözümüzün önünden geçip gidiyordu ilk durağımızda rotamız Ahmet yesevi türbesi oldu tien ehlen sehlen sabah el hayr diyip güzel bir arap selamı ile
karşıladı bizleri dedem türbeye pir yesevi hazretlerine mekkeden özel getirdiği kokusunu Hz Resulden alan kırmızı bir gül bıraktı güzel insanlara güzel hediyeler vermeli bir hediye gönül tamir eder diyip
bağlama çalmaya tien ise ona kopuz ve dombra ile cevap veriyordu annem fatma hanımın selam daha güzeli ile karşılanır sözü aklıma geldi insana annesini düşünmek bile güç kuvvet veriyordu
demekki istanbulda ise fatma hanım isa bey dedi ve kırılan soğukta buğulanan pencereyi gösterdi bak dedi bizim küçük ibrahim gittiği günden beri pencere kırık soğuk hava içeri giriyor isa bey isa bey
hanım dedi bilirmisin türk ne anlama gelir o güçlü kuvvetli ve cesaretli olur bizde o kuvvetle içimizi sımsıcak tutacak kırıkları kırgınlıkları helbet ya helbet tamir edeceğiz diyip pencereyi tamire başladı ve düş gibi sımsıcaktı şimdi konağın içi
Saraydan kıymetlidir küçük çadır
Bir güzel sevdiğim var, kirpiği aydır benim
Saçları bele kadar, kaşları yaydır benim
Ünsüz Şair Turaboğlu
@yavuzsultanozturk
Tien masal anlatmayıda severdi isterdiki insanlar saçları bele kadar uzanan yiğit kızları tanısın kirpiği ayı kıskandıran ve gazaba geldiği zaman bir yay gibi gerilen türk erkeğinin sevdiği kadın için ne
yapabileceklerini öğrensin ibret alana hisse alana nasihattır sözlerim diyerek bir yandan közdeki çayı demliyor ve öte yandan bir zamanlar orta asyanın merkezinde kahramanlıkları ile ünlü
Türklerin diyarında diyerek masala başladı sene sen 1340 de ben 1342 bir güzel vardı bu diyarlarda birde sevdiği genç bir yavuklusu kız özbekti pilav yapmakta meşhur dillere destandı
derler ki hanlar hakanlar onun için dövüşür o genç kadın ise sadece tek bir yari sever onun için çalışır toplardı odunları sadece eşim için giyinir sadece helalim için giyinir süslenirim diyordu
işte sibir diyarında soğukların bol olduğu o ülkede genç suna ile turna birbirini sevmekten yılmadı nice hanlar hakanlar üzerlerine gelsede onlar yılmadı cenk ettiler ve düşman sabredemedi çekti gitti
Tien bizi kendi yün çadırında ağırladı ama o gün anladımki hanlık ne saraylar nede köşklerdi bir güzel sevdiğiniz var ise o sizin aydan daha kıymetliydi ve kaşlar yay gibi gerilmeden birbirinizin kıymetini bilirseniz küçük çadır saraylardan güzeldi
Günaydın bahar aydınlık getir evlerimize
Günaydın bahar, Bu sene de baharatlarını serpmemek adına hayata,Ekşili, acılı, tuzlu mevsimleri yedirdin dilimize.
Artık biraz şeker ver, kararınca...
gölgesiz
@golgesiz
Bir ülkeyi daha bırakıyorduk arkamızda özbekistan halkı merhaba bahar derken dedem ve bizi burada yine tien ve hatunu suna gezdirecekti baharın getirdiği o mevsim baharı semerkand şehrinde göz
dolduruyordu tien semerkanddan sonra tacikistanda yaşayan kardeşi shana bizi emanet edip ekşili acılı tuzlu hayatı birlikte geçirdikleri sunasına geri dönecekti galiba kendi hikayesini bize
masallaştırarak anlatmıştı bu yağız abi bakın dedi tien bu bibi hatun camidir biz özbekistanlılar aşkı severiz kendimizi bir olana adar onun dostlarına yoldaş olur ve yine her adımda bir olanı adarız beyim
diyordu özbek tahsan o da azık torbasını açtı beslenme çantasından hazine sandığını çıkardi eşinin yaptığı mantı ve noodle çorbasını ikram etti pilavı elinle yiyeceksin beyimki lezzet alasın diyordu
Küçük tahsinde özbek tahsinin oğluydu ayaklı kütüphane gibi ilimle donanmıştı sizide ilimle boyayalımmı abe diyerek bibi hatun caminin hatıratını anlatmaya başladı Timur eşine adamıştı bu camiyi
eşinin ölümü ile kendisini çalışmaya ve ölümsüz eser bırakmaya gayret eden timur bu camiyi yarine yarenine adamış mübarek bahar gününde semerkandda şu duayı ettim bahar mevsimimizin aydınlık olmasını Cenabı Hak nasip etsin bizlere
Secde seni sevdiğine kavuşturur
Devlet-i Aliyye bu, imanlar ile durur,
Küffara set çekilir, mizânlar ile durur,
Hilâl için secdeye, nîzanlar ile durur
Garagız
@garagiz
Tanrı dağları imanla ayakta duran küffara set çeken mizanla kurulan bu dağlar özbekistan tacikistan kırgızistan kazakistan gibi pek çok ülkeyi içine alır dedem diyordu tienin kardeşi shan
Zabıta faruk ise annem fatma hanımdan aldığım bilgiler ve kuş fısıltılara hız yapan at arabalarına hatalı sollama yapan eşşeklere ceza kesmeye devam ediyormuş dedem görkemli tacik dağları
ulu pamirin yollarında oğul dedi buz kıracağı ile bir buzu kırarak buyur yürek serinliği diyip karı bir bardağın içine koydu ve bana ikram etti gece olduğu zaman annem ve babamı düşünüp tefekkür
etmeye başladım acaba anne ve babam bu eşşek sıpası ne yapar ayazda üşütür karda donarmı diyerek beni düşünüyormuydu bu yolculukta gördüklerimiz sayesinde kültürümüz ne
kadar zenginleşmişte olsa memleket hasreti ne kadar antik şehirlere harika manzaralara tanıkta olsam kalbin sol tarafına dolmaya başlıyordu dedemle
selfie çekip anneme göndermeliydi
mektupçu halildir bu gelen bey oğlumun fotoğrafını haberini getirmiştir mutlaka diyen fatma hanım secdesinden kalktı oğlunun resmini bağrına bastı işte o ettiği secde sayesinde fatma hanım ayakta duruyor sevdiğine kavuşuyor ayrılmıyordu
Küçük bir tebessümün güzelliği
öyle bir an geliyor ki, ne kadar direnirsen diren, tebessümün bir yerden yine can buluyor ve dudağının kenarına sarkıveriyor
Black_sky
@black-sky1
İsa bey anlatıyor o gün ekmek almaya gittiğimde bizim hanım fatma ne kadar direnirse dirensiz her annenin kolay kolay can bulup kurtulamadığı ince bir hastalığa tutulmuştu doktor sıtma desede bu
hastalık evlat hasretiydi isa bey dedi mektuplar ne zamandır gelmiyor diyince yalan söylemek azabı celbeder ama bir insanı memnuniyeti bir annenin gülüşü bu yalana muhtaçsa o zaman yalan
söylemek mecburiyetinde kalıyordu evet fatma hanım ne zaman oğlundan bir resim alsa yeniden can buluyor ansızın yanaklarında bir gamze dudaklarında bir gülüş beliri veriyordu tanrı dağlarında ise
hava yavaş ayaza dönmeye başlıyordu insanların dudakları soğuktan sarkmaya başlamıştı tacikistanın en güzel doğa ve fotoğraf yerlerinden biride iskenderkul gölüdür işte bu dağda dedem ayaza o
kara kışa meydan okuyacak balıkları misina oltası ile toplayarak bizlere şömine başında nice doyumsuz günler yaşatacaktı bizim küçük eşşeğe isim bile vermiştik kaçan ismini dedem koymuştu
Nefsani dede göğü çadır eyledik dede korkut ataya selam eyledik dedikçe dombraya kopuza vuruyor dedemin o söz güzelliğini kuşlar dinlemeye geliyor küçük bebekler ninni sanıp tebessüm edip dudaklarına bir gülüş sarkıtıveriyorlardı
Şaman çadırında sıcak çorba derde şifa
Rüzgar tersten esti dalımı kırdı
Şeytan bir kez baktı salımı kırdı
Sevdiğim insanlar kolumu kırdı,
Sorana söylersin;
k.doğanay
@k-doganay
Orta Asyada dönüş rotasını belirlemiştik dedem ibrahim diyip seslendi bak rüzgan serinlik getiriyor iyi bilki dal kırmayan dalı incitmeyen rüzgar sana esenlik verir orta asyaya geldiğin zaman o güzel yemekleri
denemeden gitme shan abi hanımı makbul e yöresel yemeklerden yaptırmıştı kendimi biraz halsiz hissediyordum masaya önce piti getirildi özbek mutfağının et ve sebze ile yapılan
özellikle kış ayında türetilen bir yemek türüydü biz at eti yemiyoruz deyince makbul hatun beyim has kuzu etidir diyip arkasından ufak hamurları kızartarak ikram ettiği çak çak tatlısını ikram etti
evet makbul hanım dedemin elini öperek muhterem dedem rüzgâr tersten esip dal kırdığı vakit biz göktekilere sığınırız birazdan tatlı faslı biter dert faslı başlar duanın olgunlaşma vaktidir bu diyip bizi
bilge şamanın yanına götürdü buhurdanlık ve tütsüler hazırlanmıştı şaman Xian bu tütsü göğe yükseldikçe kırılan kol yeniden yerine oturur dua göğe yükseldikçe dallar yeniden olgunlaşır diyip davul çaldırdı
kösler vuruldu şaman çadırında bilge şaman xian ocağı kızıştırıp kazanı kaynattıkça horda çorbası pişiyor çocuklar hoyda hoyda diyip göğe yükselen o dualar niyazlar sayesinde sıcak bir tas çorba içip gülümsüyorlardı
Tanrı dağlarının ak bilgesi
Bir şiir yaz ki…
Gecenin en derin yerinde yankı bulsun
Öyle bir şiir olsun ki,
Okuyan kendi kalbinin kapısını aralasın,
Ve hafifçe sarsılsın,
Ali Rıza Coşkun
@alirizacoskun
Çok sonradan öğrenecektimki babam rahmetli annem üzülmesin diye annemin hastalığını bizden saklamış annemin gözleri gülsün gecesine yankı olsun diyerek ağzımdan mektuplar yazıyordu
Oğlunun kokusunu alan bir anne hiç mümkünmü hasta olsun hani hasta olsa bile bir anneyi oğlundan gelen güzel bir haber mutlaka ayağa kaldırır babam isa beyde bu gayrette bu minvalde çalışmış
demekki öyle şiirler yazmıştıki ağzımdan annem annem elinde mendil halay çekip çiftetelli bile oynamaya başlamıştı o mutlu gecelerde babamla annem sahte bir umuda tutunup vals etmeye bile
başlamışlardı biz ise tanrı dağların soğuk ve ayazında dağların göz yaşı döktüğü bir mevsimdeydik ırmaklar buz tutmuştu yani ırmağa bassanız karşı tarafa yürüyerek geçebilirdiniz ırmaklar üzerinde buzdan
köprülerde çocukların sevincini görmeliydiniz affan dededen çocukluk yıllarını satın almış gibi ellerinde kızak abi kızağımızı çekermisin diye soruyorlardı dedem nefsani de kızak çeken o küçük
çocukların arasındaydı bu dağlarda öyle güzel bir şiir yazan dedem canını bu dağlarda verdi masum anadolunun saf çocuğu ilk önce atı donarak öldü sonra kendisi ancak tanrıdağının piri ak dağların evliyası olarak anılmaya başlayacaktı
Tanrı dağları mirac ve vuslat yolculuğu
Az dokunsan eririm, sıkma beni, ne olur!
Aşk, hicrandır diyerek yakma beni, ne olur!Hasretin zincirini gel beraber kıralım,
Vuslatın eşiğinde bir murada varalım.
hosoglu
@hosoglu
Dedem evlat derdi beni tanrı dağlarının en güzel yerine defnedi Aşk hicrandır vuslat murada varmaktır dedemide tanrı dağının en güzel yeri türk tarihinin en kıymetli hazinesi olan orhun yazıtlarının yanına
defnedecektik orhun yazıtları türk tarihinin en önemli hazinesi en kıymetli cevheri olmakla beraber dedemde bizim için kıymetli bir hazineydi şimdi mezar
taşlarına kıymet veren mezar ehli için
orhun abideleri gibi geçmişimize ışık tutmaya devam edecek o da orhun abideleri gibi türkün bir şah eseri olarak anılacaktı ailemizde dedemi kar ile yıkadım ve dua ile kefenledim
İstanbula vardığım zaman annem sanki hasretim evlat özleminden dokunsak eriyecek duruma gelmişti demekki vuslat için benim gelmemi bekliyordu oğul kaldır beni ayağa diyip bu günü bekliyordum
diyip abdestini aldı başını secdeye koydu ve hicran ateşinden kurtularak vuslata erdi biz ise babam isa beyle ilk işimiz ahırı düzelttik annemi ise istanbulun en güzel mezar yeri olan fatih camie defnettik ve
benim kulağımda dedemin ölürken söylediği hazine gibi sözler yankılandı dağ diyince insanın aklına tanrı dağları ve hira dağı gelir dağları tırmanış bir vuslat yolculuğu mirac ve murada ulaşmaktır miracına muradına kavuşan bir kul ol
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.