1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
233
Okunma
İnsan, öleceğini bilmesine rağmen kötülük yapar; çünkü içten içe kendi sonuna inanmaz. Kötülük, dünyada bırakılacak bir iz değil, bir hükmetme arzusudur.
Ölümün kesinliği, hırslı ruhlar için bir fren değil, "vaktim daralıyor" diyen bir kamçıdır. Eğer insan sonun olmadığını bilseydi, zulüm bir alışkanlıktan öte dünyanın tek yasası haline gelir; sınır tanımayan bir güç tutkusu tüm evreni yutardı.
Ölümün varlığı, zalimin elindeki tek gerçek sınır çizgisidir.
İnsan; toprağa karışacak bir bedene, sönüp gidecek bir nefese sahipken neden nefret biriktirir?
Bu, kendi acizliğini örtme çabasıdır. Kötülük yapan, başkasının canını yakarak kendi varlığını hissetmeye çalışır.
Oysa gerçek güç, gideceğini bilerek geride çiçek bırakabilmektir.
Güneşin her gün battığı, her ismin bir gün unutulduğu bu evrende; tek gerçek sermaye kalbin ağırlığıdır.
Yolun sonu uçurumken, arkandakini itmenin zaferi kime kalır?
İnsanlık dediğimiz o ince çizgi, aslında sonu olan bir yolculukta sonsuzmuş gibi sevebilme sanatıdır.
İnsan olmak, bedenin çürüyeceğini bile bile ruhu taze tutmak, geçici bir dünyada kalıcı yaralar açmaktan kaçınmaktır.
Bizi biz yapan, o kısıtlı zamana sığdırdığımız merhamettir.
Nihayetinde insan olabilmek, gideceğin yeri unutmadan, kaldığın yeri güzelleştirmektir.
11 04 2026.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.