4
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
195
Okunma
Eşikteydim. Bu kez farklı olacaktı attığım adımlarla. Bir incesaz girse de acıların koynuna, izi yastığın nemine karışmayacaktı. Avuç içimde şefkatin merkezi; içine dünyaları sığdırır gibi sığdıracaktım. Gerdanımın kırılgan yanında, bir daha birine sarılmak istememe gerçeğinde kurşuna dizecektim hayallerimi.
Nabzını yoklarken aşkın sözde saadetinin, mutluluğu savuran imalardan kendimi öteleyecektim.
İnsan sevemem bir daha. Bir insan daha sevemem. Hiciv yağmurlarına hacimli yağmurlar karışıyor gözlerimden. Daha fazla bu denli yaş biriktiremem. Yeter.
Yün kazağa sarılır gibi sarılacağım; hatalarımın söküklerini dikmeden çöpe atacağım kavuşum sandığım hatalarımı. Herkes herkesiyle mutlu olabilir. Kozalakları toplarken mutluydu kalbi sevince rast çocukluğum; ağaç olduğunu fark etmezdi. Farkında artık.
Kökünden çiğ damlalarına meydan okuyan işbirlikçiler, süslü cümlelerle doğan güneşi selamlıyorlar. Çay bardağının buğusu hayal kırıklığından tanzim; demli, kırık, çatlak, paramparça kalbim gibi. Birinin avuç içine aşk diye yazılırım, elleriyle acılarımı örter, bir daha üşümem sandım.
Bir “hoh” ile günebakan oldu mevsim.
Bu kalp bir daha çiçek açmaz; dört mevsimi de aşk değil…
Dilara AKSOY
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.