4
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
402
Okunma
Aşk, heyecandan yerinde duramamak, içinde deli tayların koştuğu , nefesinin cümle kurmaya yetmediği bir zaman, gül yapraklarının kadifemsi kırmızısını kanında hissetmek,
Görünce konuşamamak, türk filmlerindeki gibi saf ve masumdu.
Her an beni bırakacak korkusu ile kendim mi gitsem düşüncesini tartmaktı.
Aşk, başı da sonu da ruhun derinliklerine mühürlenmiş, sınırları kesin çizgilerle çekilmiş tek kişilik bir seferdi benim için, kuyu olmaktı, Züleyha olmaktı,
Bir aşk yolcusuysan eğer, hayat denen o uzun ince yolun en sarp kayalıklarında, nefesinin kesildiği o en dik yokuşun tam ortasındasın kaçamazdın. Çünkü aşk, tam da bu yüzden imkansızın diğer adıydı.
Dağları delersin de, o içindeki yangını söndüremezsin.
Bu yola bir kez giren için "dönüş" kelimesi lügatten silinir. Yolcu dediğin, artık arkasına dahi bakamaz. Gözü öyle bir kararmış, gönlü öyle bir mühürlenmiştir ki, ne kendini durdurmaya gücü yeter ne de bu tutkuya engel olmaya.
"Bu yol öyle bir yoldur ki, ancak menzile vardığında, ya da varamayacağına emin olduğunda, o yol biter ve yön değiştirebilirsin." Yine de geri dönmek mümkün değildir artık. Yön değiştiremeyenler ise orda kalır o kapanan kapının önünde acı çekerek bekler.Vazgeçemediğindir aşk.
Arkasına bakıp da geri dönenler mi? Onlar aşkı hiç tatmadılar. Çünkü aşk, şu fani dünya zindanında, tek bir ışık huzmesine hasret kalarak cayır cayır yanmaktır.
Bu yolda düşmek vardır, yenilmek vardır.
İşte o büyük fırtınadan sonra, aşkın körlüğü, aslında hakikate açılan tek kapıdır, yönü değişmek, bu her faniye nasip olmaz. Eğer şanslıysan, o büyük yön değişimi seni bambaşka bir hakikate taşır.
Aşk, kapını yalnızca bir kez çalar. Ya o yangına girip kül olursun ya da o ışığa hasret bir ömür sürersin.
Derdim, aşk için,
zaman öğretmeninden aldığım dersten sonra, şunları da söylemek istiyorum;
Gerçek aşk insanı heyecanlandırmaz, huzur verir ve kendin gibi olduğun için iyi hissettirir.
Ne kadar geç öğrenmiştim bu gerçeği, haykırmak istedi yüreğim.
Elin varsa başını kaşırsın demişti ya atalarımız, kendimize kendimizden başka çare olmadığını vurgulamak için,
İşte içimizde o yıllarca görülmeyen, sevilmediğini hisseden ve sarılınmak isteyen o çocuğa da bizden başka fayda yok, bunu anlamak yolun yarısını geçip binlerce hata yapıp , milyon acı çektikten sonra bir aydınlanma olarak doğuyor insanın içine.
Düşünelim kimleri sevdik bu zamana kadar;
1- Soğuk ve mesafeli kişileri, çünkü sevgi kazanılacak bir şeydi emek vermeliydi insan sevsin diye çok uğraşmalıydı, bu sefer beni sevsin düşüncesi zihni hiç terk etmez.
2-Ah birde başta çok ilgili olup geri çekilenler onları da elimizle koymuş gibi buluruz, aniden değişen ve içimizdeki sevgi açlığını tetikler ve bağlar bizi kendine.
3-Seni tam görmeyen ve tamamen de bırakmayan cins, var gibi yok gibi , sabredersen seni sevecek hissi hiç gitmez.(en çokta burada can verdi yüreğim)
4- senin verdiğin sevgiyi veremeyenler, sen verirsin onlar alır , hep verensin, sen bağlanırsın o kaçar, senin kapasiten yüksek onun kapasitesi düşük çünkü,
Ve hayat anlatır sana çok geç olsa da öğretir, sevgi dilenilecek bir şey değildir ve yanında diye heyecan yapmazsın, kendin gibi olur , görülmek için saçma sapan davranışlar göstermezsin, sus pus olup dilin tutulmaz heyecandan,
Kendini hep sıkıcı sanırsın ya oysa gayet sağlıklısındır, sevgi ile bağımlılığı ayır, ben sevilmem seversem beni bırakır , bana neden çok değer versin bu zihninin yanlış inançlarına boyun eğme derim. Çünkü o çocuğa yardım edecek en önemli kişi sensin.
bu duygular sende varsa sen de bir aşkzedesin, hiç sevilmemiş değilsin sadece yanlış insanları seçtin sevmek için.
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.