Alıcılar almaz, vericiler alır. eugene benge
Tigem0663
Tigem0663
VİP ÜYE

İlim adamlarımızdan hikayeler

Yorum

İlim adamlarımızdan hikayeler

0

Yorum

5

Beğeni

0,0

Puan

186

Okunma

İlim adamlarımızdan hikayeler

Bir bal arısı gibi güzellikler üretelim

İnsanların düşünceleri türlü türlüdür, dünyadaki gelişmişlik ve esenlik de bu farklılığa dayanır.

Işık Doğu’dan Yükselir-Cuma Vural
Rana-@Ulkurana

Küçük bal arısı arkadaşı minik arıya seslendi bak dedi çiçekler türlü türlüdür dünyadaki papatyada farklı gelişmişlik sümbülde ise farklı bir esenlik vardır işte bizimde görevimiz Rabbimizin
istikametinde dosdoğru olmak güzel çiceklerden güzellikleri toplayıp insanlara faydalı olmaktır eğer biz arılar fikir çiçeklerinden söz ağaçlarından yeterli şifayı ilacı devşirip toplayabilirsek
insanlarda o gelişmişlik ve esenlik seviyesine ulaşabilecek arılar ürettiğimiz ballar insanlara fayda getirecek insanlarda biz bal arılarına bakıp kavgayı değil paylaşma ve çalışmayı öğrenecekler
diyordu bilge arı ve küçük arı kovanının içinden çıkarak hepsi farklı bir çiçeğin üzerine kondular Allahım topladıklarımız insanlara şifa olsun onlara çalışanın berekete kavuşacağını öğretsin diyerek
dua ediyorlardı bu küçük bal arılarının yaptığı dünyadaki her güzelliği bir çiçeğe insanların faydalanması gereken bir ağaç dalına benzetebiliriz arı suresindede bildirildiği gibi Rabbinin yolunda yürüyen
en güzel gelişmişlik ve esenliğe kavuşur
Gazi Atatürkün dediği gibi Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz. Fikirler, top ve tüfekle öldürülemez o halde bir bal arısı gibi fikir ağaçlarının üzerine konalım güzellikler üretelim

İlminizi Allah yolunda kullanın

"İlim adamına yakışan körü körüne geçmişte yapılanlara muhalefet etmek olmadığı gibi, onları körü körüne taklit etmek de değildir. Aklı, tecrübeyi kullanarak, ilmi araştırmalar yaparak gerçeklere ulaşmaktır." İbni Nefis

Işık Doğu’dan Yükselir
Cuma Vural
Merve Şengül @merve_sengl

Uyandığım zaman takvimden bir sayfa çevirdim ve tarih 1689 yılını gösteriyordu o yıllarda küçük bir hastane odası kurmuş hastalarımı bu odada tedavi ediyordum diyor osmanlı tabibi hekimi abbas vesim
efendi o yolunu şu ayeti kerime ile belirledi De ki: “Dosdoğru yol, Allah’ın gösterdiği İslâm yoludur eğer istikametim bozulur insanların ne söylediğine kulak asacak olursam Allahın gazabından beni
kim koruyacak diyordu ve ilk hastası verem mikrobuna yakalanmış ağır bir şifa isteyendi onu tedavi ederken pek çok ermeni ve yahudi doktorun tavsiyesini dinledim ilk tedavim başarılı olunca
muayehane ilgi görmeye başlamıştı fakat razı olmayanlarda ortaya çıkıyordu oysaki ben bana gelen ilim ve bilimden sonra heva ve nefsime uymamalıydım Allah Teala ne der diye düşünmeliydim
ve ilmi araştırmalarımda körü körüne muhalefet etmeyi veya taklit bir tedavi uygulamayı redderek tıbbı ilaçlar şifai aşılar uyguladım ve adım bursa ilinden istanbul saraylarına yayılacaktı o günden
sonra tıbbi ilaçlar yazan ilmi eserler ortaya koyan verem mikrobunu keşfeden vesim efendi bize şunları tavsiye ediyor aklı tecrübeyi kullanarak hakikate ulaşın körü körüne yapılan muhalefet saygınlığı körü körüne yapılan taklit kişiliğinizi kaybettirir ilminizi Allah yolunda kullanın

Devletin vatandaşa karşı görevi neydi


İbni Haldun’a göre, devlet ekonomik hayata müdahale etmemelidir.Devlet müdahale ederse ve vergileri artırırsa, kişilerin yaratıcılık arzuları kırılır, üretim azalır ve neticede hem fertlerin hem de devletin geliri azalır.

Işık Doğu’dan Yükselir
Cuma Vural
Esra @Esraknn


Sosyolog ve şehircilik uzmanımız Haldun bey aynı zamanda yeni kurulan şehir üniversitemizde değerli ve ilmi bir zatı muhteremdi ona göre ilimle bilimle iştigal eden insanları engellememeli devletini
yükseltmek ve başarılı kılmak isteyenleri desteklemeliydi devleti kalkındırmanın en güzel yolu muhalefet ve iktidarın birlikte hareket edebilmesiydi şehirleri izleyen haldun bey fabrika dumanına jakarlı
taksilere ve malının kusurunu gizleyen esnafa ceza kesmeyen zabıtaya karşıydı o gün kendisi şunu diyecekti öğrencileri ile istanbulu gezip dolaşırken iyi bilinki devlet baba toprak ise anadır devletin en
büyük vazifesi vatandaşına ekonomik hayat özgürlüğü tanımak hayırlarda yarışan vatandaşını desteklemektir devlet baba olursa vatandaş evlat olur bu sayede birlik arzusu artar buda bereketi arttırır
haldun bey ileride ödüller alamazken profesörlüğü elinden alınırken yeni üniversitesine doçent olarak atanıyordu kendime her zaman doğru insanları örnek aldım diyen haldun beyin en önemli yol
göstericisi Devlet vergileri artırırsa, kişilerin arzuları kırılır, üretim azalır ve neticede hem fertlerin hem de devletin geliri azalır diyen tarihçimiz sosyolog ve filozofumuz ibni Haldun oldu sahi devletin vatandaşa karşı görevi neydi

Akşemseddin Hazretleri ve Mr.Pasteur


Akşemseddin, Louis Pasteur’ün yaklaşık 400 yıl sonra deneyle keşfettiği mikrobu, Maddetü’l-Hayat adlı eserinde yıllar öncesinde dile getirdi:

Işık Doğu’dan Yükselir
chmst17 @trnkb

Ben Louis pasteur çok yönlü alim vede bilim adamı mikrobu buluş öykümü size anlatmak istiyorum istanbulun fethinden 400 yıl sonra fransada 27 Aralık 1822 de dünyaya gelmişim köyümüzün ismi o
zaman küçük bir  kaza şehri olan dole müslümanlar bugün pek çok icadın öncüsüdür hiç bir devleti küçümsemez güzellikleri toplamayı bilirseniz size bilim ve ilmin fetih kapıları açılacaktır
bu gördüğünüz kitap müslüman bir alim olan Akşemseddin tarafından 400 yıl önce yazılmıştır mikrobun ilk tanımını yapan o dur şunu unutmayın ki bulunan icatlar
kullanılan kelimeler daha önce mutlaka
bir başkası tarafından dile getirilmiştir burada fransız insanlarının önünde aldığım özel ödülü benden 400 yıl önce mikrop kelimesini ilk kez dile getiren Akşemseddin hazretlerine ithaf ediyorum
evet lois pasteur 1822 de fransanın dole kentinde dünyaya geldi 1846 da fen fakultesini bitirerek 1847 de doktora derecesi aldı kendi ülkesinde kuduz aşısını icat ederek profesörlüğe yükseldi
tıp okullarının açılmasına üniversitelerde değerli araştırmaların yapılmasına öncülük etti fakat Akşemseddin hazretleri kendinden 400 yıl önce mikrobu dile getiren ilk isimdir bilim ve ilmin dini dili milleti olmaz ikisinide saygı ile anıyorum


İlim ordularının gaza ve kıyamı

Hastalıkların insanlarda teker teker ortaya çıktığını sanmak hatadır. Hastalık, insandan insana bulaşmak suretiyle geçer. Bu bulaşma, gözle görülmeyecek kadar küçük, fakat canlı tohumlar vasıtasıyla olur.

Işık Doğu’dan Yükselir
Cuma Vural
chmst17 @trnkb


Fatih Sultan Mehmet Hazretleri beyaz burak atı ile muzaffer bir komutan gibi tevazu ile istabulu fethederken Akşemseddin şunu diyecekti zafer küçük bir tohumun büyümesi ile gerçekleşir
Akşemseddin 15.kuşaktan Hz. Ebubekirin torunudur 1389 yılında dünyaya gelmiştir
büyük islam alimi istanbulun fethine ilk inananlardı tohumu büyütüp ağaç haline getirmiş fethin manevi babası olmakla
şereflenmiştir kendisi anlatıyor o gün mikrobu incelerken şunu keşfettim mikroplar küçük sızıntılardan girerek önce hava boşluklarına o boşluklardan nefes alıp verme yolu ile insana bulaşır
fetihten sonrada boş durmayan değerli islam alimi amasyaya taşınacak burada islamın muzaffer olması için tüm hastalıklara genç ilim ordusu ile gaza  ve kıyam edecekti o gün ilim ordusunun
başına geçtim kılıçları bırakın elinize kalem alın diyordum bende beyaz doktor önlüğümü giydim hastalık mikrobunun insandan insana geçtiği gibi ilimde insandan insana geçecek ve islamın en
büyük ordusu kurulacak düşman bir kez daha yok edilecek ve fetih kapısından genç fatihler girecekti o gün babam kitabın üzerinde yattığımı görünce beni kucağına almış yatağıma yatırmış ben ise düşmanla savaşa devam ediyordum zafer

Harran şehrinin yıldızı Battani

Battani Dünyanın en meşhur yirmi astronomundan biridir. Trogronometrinin mucidi, sinüs ve kosinüs tabirlerini kullanan ilk bilgin...

Işık Doğu’dan Yükselir
Cuma Vural
Sükûnet @Suab

Harranda o gün Küçük bir yıldız gece karanlığında parlamaya başlamıştı çok kısa zamanda gökyüzünü aydınlatacak ışığını yayacaktı dünyanın yeni parlamaya başlayan yıldızlarından biriydi yer
yüzünden gökyüzüne bakan insanlar bu yıldızı bir yusuf zannettiler meyve bıçakları karpuz kılıçları ile küçük parmaklarını yaralamaya başlamışlardı bile yeni doğan yıldız küçük bir bebeğe
benziyordu Harranın meşhur ilim insanı geometrinin mucidi sinüs ve kosinüs tabirlerini ilk kullanan bilgin bu yıldızın ismi battani olsun diyerek buluşunu yaptı gönülde bir bağ kurdu o yıldızla
battani dünyanın en meşhur astronomu olmayı başardı kendisine mitoloji ve efsaneler değil islamın yüce ayetleri yol gösterdi kökenleri tarih öncesi çağlara efsanevi elf diyarlarına dayanan
astronomiyi harranda bir öğretmenin evladı çocuklarıdır diye ifade ettiği öğrencilerinede anlattılar Allah Teala hidayet etti yıldızlar yol gösterdi ve o küçük yeni doğan yıldızın ışığı hiç
sönmedi battani yine bir gün çocuklarını yanına aldı şunları dedi Allah gökyüzünde mükemmellik ve büyüklüğünü yıldızlar sayesinde bize gösterir ve o günden beri Allah büyüktür diyip delillere iman eden harran şehrinde ilmin yıldızı hiç sönmedi

Dünyanın ilk hayvan ameliyatı


Er-Râzî’ye göre bedenin mizacı , ruh ve nefsin  ahlakına bağlı olduğu için ruhun çektiği elemler , bedende ortaya çıkacak olan fizyolojik belirtilerle anlaşılıp açıklanabilir.

Işık Doğu’dan Yükselir
Cuma Vural
Esra @Esraknn

Er razi hayatını şöyle anlatır asıl adımı babam ninniler ve masallar okuyarak Muhammed olsun ancak ismine aldanıp güvenmesin Muhammed ahlâksız olmaz diyerek 865 yılında Muhammed olarak
koydu insan ve hayvanları inceleyerek pek çok ameliyat gerçekleştirdim hatta ilk yaptığım ameliyatta hayvan bağırsağını dünyada ilk kez ben kullandım bu ameliyat tarih kitaplarınada aksetti o
ameliyatı nasıl yaptığımı size anlatacağım galiba bir köpekti ben kaçıyor o kovalıyordu oturan insanı köpek ısırmaz derler halk dilinde oturarak bekledim gülmeyin mezar dediğiniz iki nefez arası
bir gün sizede gelir sırası biraz şiir biraz fabl okuyunca köpeğe ne derler savaş hiledir cennet kılıçların gölgesi altındadır işte kalbini insana açan hayvan bir kez daha ona av oluyor onun tarafından yok
ediliyordu önce hayvanı bıçakla kestim sonra bağırsaklarını ip haline getirerek insan vücudunu dikmeye başladım insanlar yaşasın diye binlerce hayvan şehit edilecekti ilim yolunda ve islam
tarihinin önemli bir hekim ve filozofu olarak şimdi Allah hidayet etti hastanemizin baş hekimi olarak şereflendik sizdende doktorlarımın uzmanlaşıp hastaların çektiği eleme son vermesini istiyorum mizaçları düzeltin

Allah Tealanın aşkı ile büyüyen şehir

Farabi insanı tanımlarken "Âlem büyük insandır; insan küçük âlemdir." diyerek bu iki kavramı birleştirmiştir.

Işık Doğu’dan Yükselir
Cuma Vural
632 @East_Turkestan

Elinde azık çantası dere tepe demeden dağı taşı gezen farabi türkiststanın farab şehrinde doğmuştu ilim yolunda koşanın yolundaki dikenleri temizlemeye Cenabı Hak kadir ve kefildi farabinin annesi oğul
okunmuş hurma ateşten korur sende al bunları ellerimle ördüğüm hasır çantanın altında sakla zorda kalırsan sadakanı çoğalt unutma alemin malikini bilen büyük insandır alemin sahibini tanımayan
ise küçülür işte anasının binbir hüner ile nakışladığı kilim desenli çantası ile farabi kahire şam bağdat nice güzel illeri dolaşıp bir dua bir hurma diyerek sadakalarını arttırıyor ilmi melikelerini çoğaltıyordu
melekler farabinin yanındaydı çocuklar baş ucundaydı çocuklar dedi Rahman ve Rahim olan Allahın ismi ile başlayarak bu anamın hurmalarını afiyetle yiyin diyerek ilk felsefe dersine Rahmandan güzel bir
nasip isteyerek derse başlıyordu o sırada şehirde sultan olan ey kavmim size ihsan edilen nimetleri hatırlayın üstün kılınan o nimet sahiplerinin neden üstün kılındığını unutmayın diyordu şehir Rabbine teslim
oldukça büyüyor gelişiyordu Farabi felsefi konular anlattı öğrencilerine insanları tanımlayan onların yaptıklarıdır büyüklük isteyen büyük işler yapmalı diyordu derste Allahın büyüklüğünü alemin küçüklüğünü anlatarak meleklerle mukabele ediyordu

Canını Hakka teslim eden avcı kuşu

Ali bin İsa’nın kitabında göz ameliyatları esnasında lokal anesteziyi ilk nasıl yaptığını ve özellikle adamotu ve afyon bitkisini bu iş için nasıl kullanıldığını anlatır

Işık Doğu’dan Yükselir
Cuma Vural
Asım kısakűrek
@mehasim

Ali bin isa göz ameliyatlarına ilk kez Timur devrinde başladım ilk ameliyatımı bir kuşun gözlerini iyi etmekle gerçekleştirince sultan timur o yüce hünkâr beni sarayında himaye altına aldı
1420 yılında ilk kez sultanın haremine giren ben onun doğancabaşı olacak şahinler beslemesine yardımcı olacaktım yetiştirdiğim kuşlar doğanlar nasip ve rızıklarını bulup paylaşmakta hüner sahibi
olacaklardı Sultan Timurun semerkandda gerçekleşrirdiği şikâr avlarında timur beni ve kuşlarımı yanından eksik etmiyor aynı zamanda bu avlarda sultanımız fenni ve ilmi sohbetler yapmaktan hoşlanıyordu
gene takvimler yapraklardan düşerken kuşçu doğan av sırasında bir kuşu gözünden vurmuştu bu kuşun ağrısını engellememiz gerekir diyerek kuşun ağrısını engellemek amacıyla hekim
odasına aldık kuşu öldürmeyen Allah diriltmeyide bilir diyerek oksijen tentürdiyot alarak kuşun yaralı vücuduna pansuman yapmaya başladık işte küçük kuşun ağrısını engellemek amacı ile
yaptığımız bu iyileştirme operasyonuna lokal anestezi ismini verdik vücuttaki sinirlerin ağrısı kesildikçe küçük kuşa bir serinleme geliyor tüm ağrılarını ve sızıları geride bırakan hayvancağız en son canını Cenabı Hakka teslim edip gözünü kapattı

Ali kuşçu derslere başlıyor

gerek ilim gerek fıkıh alanında buna yakın başarılar gösteren çocuk yaştaki İslam âlimlerine rastlandığı reddedilemeyecek bir gerçektir.

Işık Doğu’dan Yükselir
Cuma Vural
Rümeysa @rmys08

15.yy dı diyor Ali kuşçu bende Timurlu sarayının medreselerinde gerek fıkıh dersleri alıyor kimi zamanda fıkıh alanında başarılar göstererek çocuk yaşta islamın temel bilgilerini öğreniyorduk
medreselerde bir hayli yaramazlıkta yapmıyor değildik hani kimimiz kâğıttan uçak kimimiz kâğıttan gemi yapıp çocukluk hayalleri kurup gerçek olsun diyip hakka niyaz ediyorduk kimi
aile terbiyesi görmemiş öğrenciler sınıfta cıbıldak anadan üryan dolaşıyor uzak şehirlerde ise öğretmenlerini öldüren öğrencilerin Timur tarafından dar ağacında gönderildiğini duyarak onun
yüce adaletine güveniyorduk kuşçu Ali tam olarak kuraandada ifade edildiği gibi salih evlatlardandı türk saraylarında tıfıl ve sabi yaşta eğitim almaya başlamış av sahasında en önde koşan kuşlar
yetiştirmişti genç yaşta kuşçuluk ve doğan başılıkla vazifelendirilen Ali kuşçuya kuşçu lâkabını Emir Timur ihsan etmişti şimdi veled tıfıl sabi diyerek alay ettikleri o çocuk büyümüş matematik ve
astronomi öğretmeni olarak evlere gidiyor ücret istemem dua isterim diyerek küçük evlatların başını okşuyor onlara fidan dikmesini öğretiyordu ilim islamdır istikamet Allahtır diyerek küçük evlatlara din kültürü ve ahlâk dersi veriyordu nasip

Kütüphaneler savaşa son verecek

ibni Fazıl İlk kağıt fabrikasını kuran vezirdir. Jacpues Risaler "İslamiyet’in Avrupa’ya getirdiği en hayırlı nimetlerden biri de kağıt olduğuna şüphe yoktur." demiştir.

Işık Doğu’dan Yükselir
Cuma Vural r @rabiafalan

Sultanım dedi Abbasi sultanlığının veziri ibni fazıl takvimler 780 i gösterdiğinde sultan buyur vezir paşa dedi hünkar yıllardır böyle bir aile çalıştığı için pek memnundu buyur dile ki yapayım isteki
vereyim dedi vezir abbasi sarayına yıllardır sadakatli vezirler yetiştiren Bermekiler sülalesinde sadakat sahibinin istek ve ricası ise sultan katında mutlaka yerine getirilmeliydi sultanum izin
verirseniz şehirlerimizi ilim ile donatalım yaptığımız ameller ile cennet sarayları inşa edelim diyordu ve abbasi devletinde ilk kağıt fabrikasının açılması için ilk adım atılıyordu vezir selamete barışa inanan
ulu bir bilgeydi mutlaka attığı her adım onu hidayete çıkarırdı nasibi iman olan yanlışa sapmazdı kurulan kâğıt fabrikası sayesinde kitaplar çoğalacak kağıtlara aşk mektupları yazılacaktı kâğıt olmayan
devirlerde insanlar üzerine yazı yazmak için tahtaları kullanıyor Abbasi sarayının ağaçlarına zarar veriyordu ibni fazıl üzerine yazı yazmak üzere icat edilen kâğıtları çoğaltsın diye kurulacak olan
kâğıt fabrikası bir umut ağacı oldu köylerde diyor yakın zamanda binlerce kitap okundu deftere notlar alındı ve bu savaşı yenmek için attığımız ilk adımdı 21.yy da savaşlar tüm vahşiliğe ile devam etsede kütüphaneler savaşa son verecek



Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
İlim adamlarımızdan hikayeler Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz İlim adamlarımızdan hikayeler yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İlim adamlarımızdan hikayeler yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL