0
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
122
Okunma
Toplumda en derin yerleşmiş çarpıklıklardan biri, hata ve sorumluluk konusundaki çifte standarttır. Aynı davranış, farklı cinsiyetlerde farklı anlamlar kazanır.
Erkek bir hata yaptığında: “Olur böyle şeyler” denir.
Kadın aynı hatayı yaptığında: “Bu da yapılır mı?” denir.
Erkeğin kusuru örtülür, kadınınki büyütülür. Erkek tolere edilir, kadın yargılanır. Ve bu o kadar sık tekrar eder ki, zamanla adalet gibi görünmeye başlar.
Oysa gerçek çok basittir:
Doğru, kim yaparsa yapsın doğrudur.
Yanlış, kim yaparsa yapsın yanlıştır.
Günah da, sorumluluk da, ahlak da cinsiyete göre değişmez.
Birine haram olan, diğerine helal olamaz.
Ama toplum, alışkanlıklarını çoğu zaman hakikatin önüne koyar. Erkeklerin hataları “insanlık hali” olarak görülürken, kadınlardan kusursuzluk beklenir.
Bu sadece adaletsizlik değil, aynı zamanda büyük bir yük üretir. Çünkü kadın sadece sorumluluk taşımakla kalmaz, aynı zamanda kusursuz olmak zorunda bırakılır.
Ve en yorucu olan da budur.
Adalet, bir tarafı koruyup diğerini sıkıştırmak değildir.
Adalet, herkes için aynı ölçüyü kullanabilmektir.
Eğer ölçü değişiyorsa, orada adalet yoktur.
Sadece alışılmış bir haksızlık vardır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.