1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
147
Okunma
Her zor mesleğin kendine özgü bir kaderi vardır. Bunlardan biride cezaevinde çalışmaktır. Cezaevleri; birçok ünlü ya da ünsüz, zengin ya da fakir, makam sahibi ya da sıradan isme yuva olmuş, kendi hatasıyla suçluların, hayatın imtihanıyla kader mahkumlarının dolup taştığı bir tutsak yuvası olarak görülse de aynı zamanda kendi çalışanlarını da cezalandıran, nice zaman yüreklerine dokunulmamış yığınlar biriktiren, alın teriyle helalinden evine ekmek götürmeye çalışan insanlarla da doludur. Bu nedenle ceza infaz kurumlarında görev yapan tüm personel genelde kendini yalnız hisseder. Bu da bir yazgıdır. Bu yazgı mesleğin ruhuna işlemiş, kalıplaşmış ve kabul edilmiş bir yazgıdır.
Kimse bilmese de bu çalışanlar; kendini yıllarca bir kapalı kutunun içinde mahpus olanlarla birlikte kendi kabuğuna hapsetmiş ve bu hapis süresince bir sarmaşık gibi fütursuzca uzayıp gitmek yerine her türlü zorluk karşısında bir çınar ağacı gibi durmuş, her günü her saatiyle belki on beş yirmi yıl, belki de otuz otuz beş yılı nice fırtınalar görerek nice zemheriler yaşayarak geçirmiş bir çilegahın asil bekçileridir.
Hayatta iki meslek grubu hüznü de sevinci de yalnız başına yaşar. Bunlardan biri kaleciler, diğeri ise idarecilerdir. İdareciler aynı zamanda yalnız adamlardır. Nasıl baba evin en yalnız en soğuk adamıysa, idarecilerde kurumların en yalnız en soğuk adamlarıdır. Soğukluk aynı zamanda bir otorite göstergesi olarak kabul edilir. Yalnızlık ise tercih edilmemiş bir yazgıdır.
Vakur lakin kibirli olmayan, mütebessim ama yılışık olmayan, iyi niyetli ama aptal olmayan bir yaşam tarzı bir idarecinin olmazsa olmazıdır. Yoksa roller değişmeye başlar. Suiistimaller artar. Laçkalık baş göstermeye başlar. En disiplinli, en bilgili olan kişiler bile sıradanlaşır. Dinamizm bozulur. Yavaş yavaş kurum kuruluştan çalışanına kadar bir çürüme başlar. Bu nedenle disiplinli bir çalışma ortamı olmazsa olmaz bir durum, içselleştirerek sahiplenme bilinci geliştirerek çalışma kültürü oluşturmak şarttır.
Kurumlarını içselleştirerek idare eden yöneticiler ise genelde izinli de olsalar, raporlu da olsalar hep akılları kurumlarındadır. Bu kaderi en çok yaşayanlardan biride cezaevi 1. Müdürleridir. Onun için kurumu arayıp yerine vekil tayin ettiği kişilerle sürekli istişare halinde olurlar. Her türlü olumsuz durumdan haberdar olmak isterler. Bir sorun var mı yok mu diye sürekli kulağı kirişte beklerler.
Yıllar yıllar önce bir kış ayında Kurum 1. Müdürü izne ayrılmış, yerine vekâlet eden 2. Müdürü arayıp kurum hakkında bilgi alırken, kalorifer kazanı arıza vermiş, dışarda çalışan belediye kepçesi yeni yeni kurumlara ulaştırılan Uyap sisteminin kablolarını koparmış, şoför ring aracıyla dışarı çıkarken aracı kaydırıp dış kapıya vurmuş ve cezaevinin ana bahçe giriş kapısı kopmuş yere düşmüş haldedir. Bunlardan habersiz olan 2. Müdür;
-Müdürüm keyfinize bakın, buraları dert etmeyin. Çok şükür bir sıkıntı yok, deyip telefonu kapatmış.
Biraz sonra kalorifer görevlisi kapıyı tıklamış
- Müdürüm arıza var. Kaloriferler yanmıyor, demiş.
Bu arada elektronik teknisyeni içeri girmiş.
- Müdürüm kepçe çalışırken fiber kabloları koparmış. Uyap sistemi yok. Ziyaretçi kabulden infaza, ambar biriminden mahkûm kabule kadar işleyiş durdu, demiş.
Canı iyice sıkılan fedakâr 2. Müdür kalkıp ‘ya sabır’ diyerek pencereye doğru yürümeye başlamış. 2. Müdürün odasının pencere yönü ana kapıya bakmaktadır. Ana kapıyı yerde ring aracını da kapının üzerinde görünce
- Ulan ne sistemi ne kaloriferi kapı yok kapı be! Diyerek gayri ihtiyari bağırmaya başlayıp dışarıya doğru hızla koşturmaya başlamış.
Onu gören Sorumlu Baş Memur
- Hayırdır müdürüm ne oldu ne bu telaş? Demiş.
- Ya Başefendi biz adama vukuat yok keyfine bak diyoruz. Cezaevinin ana kapısı düşmüş. Kapı yok başefendi, kapı yok demiş…
Helalinden bir tatlı aş için fedakârca çalışan, sabırla yürekten bir çabayla birçok kalbe dokunan, her günü ayrı bir hikâye olan ve özgürlüğün en büyük nimetlerden olduğunun bilincinde olan Ceza İnfaz personelimize saygıyla…
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.