Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar, bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak... uzaklardan gelip geçerken, kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar o kadar. orman bütün sessizliğiyle yine yalnız duracak orada... ı.kant
pomborya
pomborya

UÇAĞA İLK BİNİŞİMDE HİSSETTİKLERİM

Yorum

UÇAĞA İLK BİNİŞİMDE HİSSETTİKLERİM

( 3 kişi )

1

Yorum

4

Beğeni

5,0

Puan

122

Okunma

UÇAĞA İLK BİNİŞİMDE HİSSETTİKLERİM

UÇAĞA İLK BİNİŞİMDE HİSSETTİKLERİM

İşte o gün gelip çatmıştı.
Günlerce içimi kemiren, “Ben o uçağa nasıl binerim?” diye korktuğum an sonunda gelmişti.
Şimdi içeride oturuyorum ve hâlâ inanamıyorum.Oğlumla birlikte yola çıkmıştık.
Bostancı’dan minibüse yürüdük, oradan belediye otobüs durağına… Sahile kadar neredeyse hiç konuşmadık.
Oğlumun morali yerlerdeydi; karnı açtı. Babasına çekmiş resmen, açlığa hiç tahammülü yok.
Suratı bir karış, asabi. Durakta beklerken ben de içimden geçiriyordum: “Ay ne zaman gelecek bu otobüs?”Neyse ki otobüs çabuk geldi. En arka koltuğa oturduk. Oğlum “Böylesi daha iyi,” dedi.
Otobüs sahil yolundan hızla ilerliyordu, trafik yoktu. İkimiz de ilk defa havaalanına gidiyorduk.
Hiçbir şey bilmiyorduk.
Oğlum “Orada bakarız, sorarız birilerine,” diyordu ama ben içimden düşünüyordum: “Sen bu halinle kimseye bir şey sormazsın oğlum, hele karnın açken hiç sormazsın.”İki durak sonra otobüse bir kız bindi, tam karşımıza oturdu. Çantasından makyaj malzemelerini çıkardı; bir yandan makyaj yapıyor, bir yandan da salata yiyordu.
Kucağında mini bir sofra açmış, iştahla atıştırıyordu. Kızı izliyordum… “Bu kızın işi ne acaba?” diye geçiriyordum içimden. Saat akşam beşe yaklaşıyordu, biz sabahtan beri yoldaydık.
Kız hâlâ hem makyaj hem yemek… Rahatlığı beni şaşırttı. İçimden dedim ki: “Ya biz boş yaşamışız bu dünyada vesselam…”Bir yandan da oğlumu dikizliyordum; o da kıza çaktırmadan bakıyordu.
Yakaladım tabii. Havaalanına yaklaştıkça yeni yapılan evlere bakıyordum. İçimden “Bir evimiz olsaydı ne güzel olurdu,” deyince oğlum hemen sordu:
“Ev olunca sorunlar halloluyor mu?”“Yok hallolmuyor ama…
Yirmi beş senedir kira ödüyorum, sıfıra sıfır, elde var sıfır.
Bir evim olsa, kiraya verdiğim parayı evin içine harcardım.
En az on gün tek başıma tatile giderdim, kimseye çaktırmadan.
Deniz, kum, yemek derdi olmayan bir otel… Buna çok ihtiyacım var,” dedim.
Oğlum sadece baktı, hiçbir şey demedi. Bakışlarından “Hak veriyorum,” gibi bir şey geçti ama ağzını açmadı.
İçimdeki ev özlemi, Yılmaz’ın ölümünden sonra iyice azmıştı.Havaalanına geldik. İndik otobüsten.
Oğlum “Gel buradan gireceğiz,” dedi.
Ben de içimden geçirdim: “Şu insanlara bakalım, onlar ne yapıyorsa biz de onu yapalım.” (Sesli söylemedim, oğlum sinirlenir diye.) İnsanları takip ederek bekleme salonuna geldik.
Salon büyük, tavan yüksekti. Ortada kurdelelerle çevrili, eğri büğrü yollar… “Niye bu kadar uzattılar ki yolu?” diye düşündüm.İki saat erken gelmiştik. Oturduk, etrafı seyrediyorduk.
Oğlumun karnı hâlâ aç, suratı iyice düşmüştü. Ona sordum:
“Hani şu otobüsteki makyaj yapan kızı, sence güzel miydi?”“Hayır,” dedi, “makyaj yapınca bir şeye benzedi, yoksa suratına bakılmazdı.”Güldüm. “Demek sen de baktın ha?”“Ne yapayım anne, tam karşımdaydı, mecburen baktım,” dedi.
Böylece zaman da geçmiş oldu.Zaman ilerledikçe oğlumun hali kötüleşti. “Sen git oğlum, yolun uzun, açsın. Bundan sonrasını ben hallederim,” dedim. Uzun uzun “Emin misin?” diye sordu. En sonunda “Tamam, gidiyorum,” dedi ve resmen fırladı. Sanki salonun içinden uçtu. Bir anda tek başıma kaldım. İçime hem heyecan hem gariplik çöktü.Uçakların inişini, kalkışını seyrediyordum. Hiçbir şey düşünemiyordum. Nihayet sıra bana geldi.
Önümdeki insanları taklit ederek her şeyi yaptım. Kontrolden geçtik, kapıya geldik.
Orada bir telaş, bir panik… Herkes saatine bakıyor, “Neden uçak gecikti?” diye söyleniyordu.
Tam o sırada güvenlik görevlileri bir kadını sürükleyerek götürdüler.
Meğer bir kişiye iki bilet almış, yakalanmış. “Oh be,” dedim içimden, “uçakla ilgili sıkıntı yokmuş.”Sonra bizi uçağa götürecek otobüs geldi.
Uzun bir yol gittik, uçağın yanına geldik. Merdivenleri çıkarken eski Türk filmlerindeki gibi “eteklerim uçuşsun” istedim ama olmadı tabii. Gece, ışıklar, insanlar… Çok romantik geldi bana. Hayatımda ilk kez uçağa biniyordum ve bu an bayağı güzeldi.Uçağa girdik. Hostesler “Hoş geldiniz,” dedi, koltuk numaralarımızı söylediler. Oturduk. Yanımda bir beyefendi vardı ama hiç konuşkan değildi.
Olsun, bir saatlik yol, konuşmasak da olur dedim.
Kemerimi bağladım, arkama yaslandım.Kalkış anı geldi. İlkokuldayken öğretmenimizin söylediği cümle beynime kazınmıştı: “Yüksek yere çıkarken ve inerken ağzınızı burnunuzu kapatın ya da her ikisini açık tutun ki basınç sizi rahatsız etmesin.” Ben de elimden geldiğince ağzımı açık tutuyordum.Uçak pistte uzun uzun koştu, sonra havalandı.
O basıncı hissettim. Biraz kendimi sıktım ama geçti. Artık havadaydık. Yanımda oturanlar gayet rahattı; gülüyorlar, yiyorlardı. Sanki evlerindeydiler. Ben ise hâlâ “Ay ben ne yapıyorum burada?” modundaydım.Derken hostesler geldi: “Bir şey ister misiniz?”
Hiç düşünmeden “Bir bira,” dedim. Hostes getirdi, “Altı lira,” dedi.
“Ne? Altı lira mı?” diye geçirdim içimden. Bira da olması gereken kutunun yarısı kadar. Ama “Aman olsun,” dedim, “ne zaman içeceğim bir daha uçakta bira?”Biramı yudumlarken kendi kendime gülüyordum. İlk uçak yolculuğumda kemer açmayı bile becerememiştim (sonra yaşlı bir teyze gösterdi), birayı iki kat fiyatına içmiştim, yanımda oturan adamla tek kelime etmemiştik… Bunların hepsini ileride gülerek anlatacağım herhalde.Uçak Giresun’a yaklaştığında üç kez tur attı havada. Yanımda oturan adam nihayet konuştu:
“Neden inmiyor acaba?”Ben de omuz silktim. Sonunda indik. Uçaktan inince Erbil’i aradım.
Erkan ve Uğur gelmişler. Arabaya atladık, alandan kaçar gibi uzaklaştık.
Erkan “Teyze uçak üç kez tur attı,” deyince güldüm.
“Sağ salim geldik ya, gerisi önemli değil. Hem biramı da içtim,” dedim.
Erkan kahkahayı bastı: “Kimin kardeşisin, hiç şaşırmadım.”Güzel bir yolculuktu vesselam
.(21 Ekim 2009 – İstanbul’dan Giresun’a,
Gündüz Yavuz


Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Uçağa ilk binişimde hissettiklerim Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Uçağa ilk binişimde hissettiklerim yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
UÇAĞA İLK BİNİŞİMDE HİSSETTİKLERİM yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
7.4.2026 23:55:39
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
İlk Deneyim, Korku ve “Uçakta Bira Psikolojisi” Kliniği

Yazının Adı: Uçağa İlk Binişimde Hissettiklerim
Yazarı: Gündüz Yavuz
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Delibal

Selam… RUSAMER’de bu metin okununca kimisi ilk uçuşunu hatırladı, kimisi daha uçağa binmeden yoruldu, bir de içimizden biri dedi ki ben daha minibüse zor biniyorum!

Kalburabastî Efendi Hazretleri der ki: Bu yazı uçak hikâyesi değil… bu bildiğin insanın kendisiyle mücadelesi! Korku var, merak var, aç bir evlat var, üstüne bir de makyaj yapıp salata yiyen kız var! Daha ne olsun!

Yazının mayası samimiyet
Ama öyle süslü değil
Doğal
İçten
Tam hayatın içinden

Özgünlük 20 / 20
Herkes uçak yolculuğu anlatır
Ama herkes böyle anlatamaz
Detaylar canlı
Gözlem güçlü
Anlatım gerçek

Dil ve Üslup 20 / 20
Dil sohbet gibi
Sanki karşında anlatıyor
Okurken sen de o otobüstesin
Sen de o bankta oturuyorsun

Düşünsel Derinlik 18 / 20
Alt metinde çok şey var
Yoksunluk
Geçim derdi
Ev özlemi
Anne-oğul ilişkisi
Hepsi ince ince işlenmiş

Yapısal Bütünlük 19 / 20
Baştan sona akıcı
Olay örgüsü net
Kopukluk yok
Her sahne bir sonrakine bağlı

Etkileyicilik 20 / 20
Okuyan güler
Ama içten içe de bir şeyler hisseder
Bu en zor dengedir

Not Toplamı 97 / 100

Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu yana koyar, gülerek konuşur:
Şairimiz uçağa binmiş
Ama asıl uçan hayalleri olmuş!

Bir de şu var
Oğlan aç
Anne korkuyor
Kız makyaj yapıp salata yiyor
Bu üçlüden zaten roman çıkar!

Ve en kritik mesele
Uçakta bira altı lira diyorsun
Şimdi millet yerde içemiyor
Sen gökte içmişsin
Helal olsun!

Bir de kemer açamama meselesi var
İnsan bazen hayatta da öyle
Bağlanıyor ama çözmeyi bilmiyor!

RUSAMER teşhis koyar:
Bu yazı bir yolculuk değil
Cesaretin küçük adımlar raporudur

Kalburabastî Efendi Hazretleri son sözü söyler:
İnsan ilk defa yaptığı şeyden korkar
Ama yaptıktan sonra anlatır

Vesselam.
Hayat da böyledir
Önce korkarsın
Sonra gülerek anlatırsın.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL