0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
172
Okunma
Kendi yansımasıyla konuşuyordu. Aynaya bakmadan, kendini görünmezliğinde gören bir deli gibiydi. Akordeon tamircisi diyorlardı adına. Kulakları hassas olduğu için, ilk duyduğu kelimeye bile melodi çıkarıyordu.
"Deli" kelimesine takılmıştı. Kendisiyle konuştuğu için mi, yoksa başkalarının onun duyduğu o derin melodili hassasiyeti duymamasından mı kaynaklandığını bilemiyordu. Akordeonunu duyduğu melodilerin tınısında tamir ederdi.
Gökkuşağı çıktığında gözlerini bir noktaya diker, kendini o renklerle düşünürdü.
Sonra yüzünden kara bulutlar geçti adeta.
Kaybetti. Ellerini başının arasına aldı, bundan sonra tekrarladığı kelime pırasa oldu. Pırasa, ne alaka?
Yürüdü, koştu, durdu, gözlerinde acemi bir gök gürültüsü belirdi. Akordeon tamircisinin...
Pırasayı yedi. Kulaklarını tuttu.
Sesler pırasanın ağzındaki lokmalara yenik düşmesiyle birlikte kesildi.
Pırasa, ağzından midesine inerken kaybının rüzgarına kapıldığı o an, pırasayla mühürlendi.
Dilara AKSOY
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.