2
Yorum
11
Beğeni
0,0
Puan
234
Okunma

18 MART ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ANMA GÜNÜ KONUŞMASI
Değerli öğretmen arkadaşlarım,
Sayın veliler,
Sevgili öğrenciler…
Uğrunda kan dökülmeyen toprak, vatan değildir.
Türk milleti, yüzyıllar boyunca hiçbir zaman, hiçbir şeyden korkmadan hürriyeti uğruna, namusu, şerefi uğruna, vatan dedikleri topraklar uğruna; hak için, Allah için, şehadet mertebesine ermek için, kılıca bedenini kalkan, kurşuna sinesini engel, gülleye göğsünü siper ederek canını vermekten, kanını dökmekten korkmamıştır.
Nice acılar görmüş, nice canlar toprakla kucaklaşmış, nice ruhlar şehitlik mertebesine erişmiştir. Acının, zulmün, zorluğun, cefanın, feryadın - figanın olduğu yerde mutluluğun, rahatın, huzurun, yaşamanın tadına varmak zordur.
Bütün bunlar, bir toprak parçasını vatan yapmanın, milletçe hür ve mutlu olmanın, müreffeh yaşamanın bedelidir.
Sevgili gençler!
Şimdi sizlere, geçmişten günümüze gelen, bugünden sonsuza kadar değerinden hiçbir şey kaybetmeden devam edecek olan birkaç vecizeyi hatırlatmak istiyorum.
Geçmiş zamanın derinliklerinden BİLGE KAĞAN şöyle sesleniyor:
“TÜRK MİLLETİ!
“SENİ YOK ETMEK İÇİN VAR GÜÇLERİ İLE ÇABA HARCAYAN DÜŞMANLARINA ALDANIP YANILMAYASIN!..”
Bilge Kağan’dan yaklaşık iki yüz elli yıl sonra Anadolu’nun kapılarını Türklere açan ALPASLAN ise şöyle haykırıyor:
“SİZE ÖYLE BİR VATAN ALDIM Kİ, EBEDİYEN SİZİN OLACAKTIR!”
Alpaslan’dan dört yüz yıl sonra bir başka Türk büyüğü FATİH SULTAN MEHMET, sonsuz güven duygusuyla bakın ne diyor:
“ÜSTÜMÜZE KILIÇ ÇEKİLMEDİKÇE, ÜLKEMİZE GİRİLMEDİKÇE, TABAMA CEFA EDİLMEDİKÇE BİZDEN KİMSEYE ZARAR GELMEZ...”
Düne kadar Osmanlı’dan medet uman, aman dileyen, adalet isteyen Batı, gerçek yüzünü Çanakkale’de göstermiştir.
Avustralya’dan Kanada’ya kadar, Hintlisi, yamyamı; canavarlaşan, canileşen, zalimleşen çehreleri, dilleri, derileri farklı kan içiciler, Türk milletini tarihin karanlıklarına gömmek için, vahşi duygularını tatmin etmek için Çanakkale’de birleşmişler, ölüm kusmuşlar.
Mehmet AKİF’in nidasıyla:
“Ölüm indirmede gökler, ölüm püskürmede yer
O ne müthiş tipidir, savrulur enkaz-ı beşer
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak
Boşanır sırtlara, vadilere sağnak sağnak”
Bu korkunç tablo, medeniyet maskesini yüzüne geçirmiş 20. yüzyıl medeni (!) Avrupalının vahşetinin ve vahşiliğinin tablosudur. Onlara zevk veren tablo (!).
Unutmuş olmalılar ki, bir ayağı kopan Mehmetçik diğer ayağıyla, bir kolu kopan diğer koluyla, vücudu parçalanan kafasıyla son nefesine kadar inançla, imanla vatanını koruyacak, Çanakkale’yi zalime vermeyecek, “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!” dedirtecektir.
19 Şubat 1915’te başlayan, 1916 yılının ocak ayı başlarında sona eren bu faciada, yüz binlerle ifade edilen yetişkin Türk genci, Türk civanı şehit ve gazi olmuştur.
Bir bu kadar, hatta daha fazla düşman kaybı.
Sonuç mu?
20. yüz yıl medeni Avrupa’sının insanlık ayıbı.
Son olarak Atatürk’ten bir sözle konuşmamı bitirmek istiyorum.
“BU MEMLEKET TARİHTE TÜRKTÜ, HALDE TÜRKTÜR VE EBEDİYEN TÜRK OLACAKTIR.”
Tarih bize gösterdi ki:
“TÜRK’ÜN TÜRK’TEN BAŞKA DOSTU YOKTUR.”
Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, ruhlarının şad olması niyazıyla hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.
Hikmet Çiftçi
(Dünden bugüne)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.