2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
197
Okunma
Etimi algoritmanın seyrinden koparıyorlar. Beni tanımıyorlar. Google, her fırsatta hatırlatırken beni bana, “sen kimsin, mimli?” dedikçe o, sevdiğim bana; etimi algoritmanın güncelliğinden kasabın işkence harbine yolluyorlar.
Böğründe sessizliğinin kalın, italik, Comic Sans Ms’den terk, beni hatırlamak istemediği küfürleri okunuyor. Beddua hakkına sahip olduğum gecenin yâri, İstanbul’un sessizliği beni toprağı sanıyor.
Ben daha bir gözümle gördüğümü öteki gözümle aldatmadım. Toprağın bir ucu sensin, kedertıraş İstanbul.
Unutulduk mu be? Kalbinin algoritması Google’ın arşivine fırlattı. Kaşımı gözümü yaracak gibiydi, etimi seçti.
Kesti. Önce kalbimden başladı sandım.
Meğer kalbim, ondan sonra ona göre zaten yokmuş.
Tamir de olmazmış; boşluğa bir fırlatış, bir fırlatış... Kelimenin haznesine bölünüp uzuv hapishanesinde baş gardiyan olmayı seçmişim falan filan.
Deli bu, hayali sevdiğim. Etimi yahni yapıp sonra algoritmasına yapay aşk ekleyecek belli ki.
Sonra birinci sıradan manşet:
“Aşk, gerçeğe dönünce sıradanlaşır.”
Sektir git. Top top...
Önce öldür gerçek aşkını, sonra yapaya koşunca sıradanlaşır de...
Ah!
Kesti.
Önce sözümü.
Sonra yalnızlığımın hakikatli mutluluğunu.
Ondan sonra yalnızken bile yalnız olamadım. Aklımdan çıkmamakla gönlümü mevsime tâbi hakikat saydı.
Çelişkili, mütemadiyen aşka kapalı kalp kaçağıydı sevdiğim. Kalbime baktıklarında, “Kalbinde kaçak var,” dediklerinde anladım.
Koğuş kalkmadı, gardiyan fark etmedi; kalbimde kaçak vardı.
Ses etmedim.
Gitsin. Gitmeyi daha çok sevdi.
Dilara AKSOY
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.