Kapitalistler öylesine para delisidirler ki, bize bir gün onları asacağımız urganı bile satarlar. (mao)
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU

ATALARIMIZ ''DÜNYADA MEKAN AHİRETTE İMAN '' DİYE BOŞUNA SÖYLEMEMİŞLER..

Yorum

ATALARIMIZ ''DÜNYADA MEKAN AHİRETTE İMAN '' DİYE BOŞUNA SÖYLEMEMİŞLER..

( 1 kişi )

1

Yorum

3

Beğeni

5,0

Puan

298

Okunma

ATALARIMIZ ''DÜNYADA MEKAN AHİRETTE İMAN '' DİYE BOŞUNA SÖYLEMEMİŞLER..

ATALARIMIZ ''DÜNYADA MEKAN AHİRETTE İMAN '' DİYE BOŞUNA SÖYLEMEMİŞLER..



Bu yaşıma kadar 2000 yılından bil itibar son 15-20 yıldır komşularımdan çok çektim. Ya ben hatalıydım ya da komşularım empati yapıp benim yerime kendilerini koymuyorlardı.

Her binada komşuluklar böyle değildi tabii ki bizdeki insanların birbirini dinlememesi ve hoşgörü eksikliği ve menfaatlerine dokunan işlerde ellerin ceplere gitmemesiydi

2020 yılı başında eski altıncı kat sıkıntılı dairemi satmıştım.Bu arada Halk Eğitimin açtığı Emlak Danışmanlığı kursuna 2017 yılında giderek sertifikamı alıp bu konularda bilgi sahibi olmuştum.

2020 yazında pandemi esnasında bende herkes gibi sayfiye yerlerinden bir parsel arsa alıp içerisine bir göz ev yapıp organik meyve ve sebzeler yetiştirerek kendimi ve ailemi hafta sonları güzel ortamlarda yaşatmak hayaliyle şehre yakın Kızılırmak kenarında sayfiye bölgesi olan ilçemiz Bahşılı’da arsa bakıyordum.

Hayatta emekli olduktan sonra yapmayı planladığım üç hayalim var derdim.Geniş bahçeli bir ev alıp ziraat yapmak,karavanla tüm Türkiyeyi gezip dolaşmak bir de Hac vazifesine gidip kutsal mekanları ve Peygamberimizin kabri şerifini ziyaret etmek.

Hamdolsun Rabbime bahçeyi almak mümkün oldu.Onaltı seneden sonra bir ay kadar sonra Haccımızı yapmapta mümkün olacak Allah cc. izin verirse geriye sadece karavanla ülkemiz topraklarını gezip görmek kalıyor.O da olur mu neden olmasın insan azim eder Allah cc. onu halkeder hep böyle olmuyor mu?

Mevla nelere kadir değil ki,insan dua eder hayırlısını ister Mevlası da onu halkeder.İyi komşuların olduğu bir yerde bir parsel ev yeri bahçe alayım organik tarım yaparak doğal besleneyim ve haftanın stresini gerginliğini atıp,ayaklarımı toprağa basarak elektriğimi boşaltayım deşarz olayım istedim.

Hakikaten de öyle herkes öyle diyor yaş 40 olduktan sonra ayağın toprağa basacak sinir stresini atacaksın diyorlardı.
Öyleymiş gerçekten insan aynı bulutlardaki gerilimin enerjinin toprağa yıldırım olup akması gibi insanın da ayağı toprakla buluşup kötü enerjilerini boşaltıp rahatlayacakmış.

2019 yılında aman yağmur yağmasın dairemin çatısı akmasın diye dualar ederken Allahın işine bakın ki 2020 yazında bahçeyi alıp sebzeleri fideleri toprakla buluşturduktan sonra Rabbim yağmur yağdır da sebzelerim fidanlarım doğal yoldan bedavadan sulansın diye dualar etmeye başlamıştım.

Umurumda değidi artık on yıldır yirmi yıldır çatımın akıp stres ve tedirginlik dolu günler geride kalmıştı.Coğrafya kaderdir arsa da komşularda kaderdir ama insan dirayetli olursa kötü komşulardan el etek çekmek oldukça kolaydır.Satıp kurtul çaresi bu..

Ev alırken de arsa edinirken de komşuları seçmek elbette elimizde bak araştır soruştur ona göre al.Bugünlerde insanlar kenar mahallede oturuyorlar veya dairede ikamet ediyorlar.

Komşu evi satıyor daireyi alan kişiler farklı dünya görüşüne sahip insanlar gürültü yaparak gecenin bir yarısında alt komşuyu rahatsız ediyorlar.Ya da üst kattan balkondan sizin çamaşırlarınızın üzerine mahsus halı silkeliyorlar.Garajda arabanızı çizerek size zarar veriyorlar.

Hakeza yine kenar mahallede müstakil evde ikamet ediyorsunuz yan parsel komşularınız dirlik vermiyorlar adeta sizi eve hapis edecek tarzda sıkıntılar yaşatarak sizin orayı kendilerine satmaktan başka çıkar yol olmadığını sanıyorlar.

Kazın ayağı hiç te öyle değil.Adam emlakçiye vermiş koca da bir ilan asmış müstakil evin bahçesine yazıda şu yazıyor.KOMŞULARIMIZDAN ÇOK ÇEKTİĞİMİZ İÇİN SADECE AŞİRETLERE UYGUN FİYATA SATILIKTIR!!! Mesele anlaşıldı değil mi halkımızın Abdal veya Romen dediği ailelere satarak geride kalan komşularını bin beter ediyorlar.

Yanlış anlaşılma olmasın onlarda insan onlar da bir yerde bir mahallede yaşayacaklar ama aile yaşantıları onların farklı tarzda olduğu için komşularına rahatızlık vermeseler de kimse onlarla yakın ilişkiye girmek istemiyor.Bu nedenle bir çok yerde bu vatandaşlarımız ayrı mahallelerde iskan ediliyorlar.

Bizim kayınpederin mahallesinde Ankara Çinçin’den gelen ailelere bir kaç kişi müstakil veya bir kaç katlı evlerini yüksek fiyata sattılar.Öyle oldu ki mahalleye zar ağlattılar.Torbacılık mı tırnakçılık mı hırsızlık mı girilmedik soyulmadık ev kalmadı.Ölsen bir türlü öldürsen bir türlü.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek insanlar beladan uzak yaşamak istiyorlar onlarda alışmış zaten Cezaevine girip çıkmaya suç işlemekten çekinmiyorlar.Alışmış kudurmuştan beter derler Atalarımız tam da öyle..

Ne yapsın elbette komşularının razı olup rahat edeceği insanlara araştırıp vermesi gerekir de onlar ona eza ederken rızalarını almışlar mıdır?Asla öyle olsa o da iyilere verip komşularının hayır dualarını almak istemez miydi?

Bahşılı ilçe merkezinde aldığımız parseldeki bahçe komşularımız çok iyi insanlar.Bir komşum geçen yıl hacca gidip geldiler üzüm omcalarımızı budar yetiştirdiği fidanlardan verir bahçeyi sürmek için traktörü ile gelip yardımcı olur ailecek gider geliriz.

Yan parsel komşularımız karı koca memur her konuda yardımcı olurlar beraber çay içer meyvelerimizi yetiştirdiğimiz sebzeleri paylaşır her konuda birbirimize yardımcı oluruz.Yine yan parselllerde aynı ada içerisinde yıllardır beraber olduğumuz bir kaç arkadaşın evleri havuzlu villaları var.

Atalarımız ’’Ev alma komşu ala demişler’’ oldukça doğru yerinde bir söz.Yina Dünyada mekan ahirette iman demişler bu da yerinde çok değerli bir sözdür.Bir de bu dünyada İstanbul’da parasız kalmak ahirette imansız kalmak gibidir buyurmuş bir Allah dostu bu da doğru haklı bir sözdür.

Rabbimiz kimseyi hakkını hududunu bilmeyen tefeci,dünyaya çok hırslı derecede düşkün menfaatperest insanlarla karşılaştırmasın.Düşünün İstanbul’dasınız asgari, ücret alıyorsunuz ve kiranız 25-30 bin lira.Nasıl geçinecek diğer harcamalarınıza nasıl kaynak bulacaksınız?.



Üç yıl önce bir Devlet bankasında biriktirdiğim Abd dolarını mobil bankacılıktan satıp müteahhidin hesabına havale çıkartarak Kırıkkale merkezde oturduğum semtte dört oda bir salon sıfır bir daire satın almıştım.

İlk yıl karı koca çalışana kiraya verdim.Ekim ayında kira başlangıcı olduğu zaman kiracımın hesabıma gönderdiği parayla iki küçük altın alıyordum.Enflasyondan dolayı son altı ayda bir küçük altın eden kira ücreti en son ayda bir küçük altın bile alamıyordu.

Üç yıl oturan kiracımla aramızdaki sözleşmeye göre Devletin kirada uyguladığı Tefe Tüfe oranı öyle oldu ki geçen yıl yeni giren kiracılar aynı binada 25-30 binle kontrat imzalarken bizim kira 10 bin bile etmiyordu.

Yapacak bir şey yok diyerek emsal kira bedelini almak için kanunen geçerli olan kiralamada beş yılın dolmasını beklemeye başlamıştık.

Neyse ki bizim karı koca kiracılar üç yıl bitmeden lojmana taşınacaklarını söyleyerek bir aya kadar evi boşaltacaklarını söylediler ve evi boşalttılar.

Geçen ekim başlarında beş gün aradan sonra bir başka tek maaşlı bir memur aileye emsal kiraları aratmayacak şekilde kontrat imzalayarak evimizi kiraya verdim.

Şimdilerde yine kira ücreti iki küçük altın etse de son iki kira da bir küçük altın alabilecek mi şimdiden merak ediyorum.

Ev olsun araba olsun arsa olsun ne alırsanız kendiniz için değil de ilerde satacağınız insanın gözüyle bakarak alınır der Atalarımız ve bu işi bilenler tarafından el an doğrudur tecrübeyle sabittir.



Acele eden ecele gider,Acele işe şeytan karışır.Her işte bir bilene danışmak icap eder.İslamda müşavere meşveret denilen bir kavram vardır.

Eviniz kiraya verirken bile kılı kırk yarmak gerekirken yıllarca biriktirdiğiniz koca bir meblağı ya da birikimlerinizle almaya çalıştığınız tripleks evi bir çırpıda bitmedi bir türlü daha ne kadar buna para ödemeye devam edeceğiz diye bir anlık kararla gelen bir müşteriye evinizi devredip kurtulduğunuzu sanıyorsunuz.

Hayatta yenilen kazıkların toplamına tecrübe denildiğini duymuştum.İnsan her işte bir acemilik yaşıyor bur da önemli olan aynı hataya bir daha düşmemek ya da bir kere sokulduğu yerde bir daha sokulup yara almamak..Dinimizde bunu tavsiye etmiyor mu?

Müslüman bir kere sokulduğu deliğe bir daha ayağını elini uzatıp ta sokulmamalı buyuran Yüce Peygamber sav.nin bu Hadis-i Şerifesine muhalefet etmiş olmuyor muyuz?

Coğrafyanın kader olduğu dünyada aile kurumu anne baba ırk cinsiyet aile de elbette bir kader iktizasınca ediniliyor.Kimse diyemez ki Allah cc. bana bu konuda adil davranmış.Ben niye Abdal aşiret siyah beyaz,gavur müslüman doğdum neden benim ailem fakir zengin olanlardan benim farkım niye?

Her olan da bir hikmet var.Dünyaya gelmeden annesinin karnında ölü doğanlar ,dünyaya gelip bebekken vefat edenlere,Gazze’de Filistin’de kafir İtrailin bombaları altında ölen şehit çocuklara kadınlara kızlara ne demeli.

Onlar şehit olup cennete Allaha vasıl oldular,onları şehit eden kafirler dünyada tevbe etmeden islama inanmadan bu şekilde ahirete giderek ebedi cehennemi boylayacaklar.Ve de burada yaptıklarının müslüman olarak ölseler bile tek tek Mahşerde Allaha hesabını verecekler.

Konu birden başka bir boyuta gitti farkında olmadan.Sabır ilmin yarısıdır demiş Atalarımız .Müslüman aceleyle değil,teenni ile hareket eden şuurlu akl-ı maat sahibi olan yani sadece dünyayı değil ahireti helali haramı da düşünerek hareket eden insandır.

Yoksa akl-ı maaş olan sadece dünyalığı düşünen ehl-i dünya hayatı mutfak ile tuvalet arasında ve eğlence oyun ile geçen kafirlerden gafillerden fasık ve facirlerden ne farkımız kalır ki..

*

Bugün dönüp bakınca "Elimdeki altını gümüşü bir kaç yıl evvel keşke satmasaydım şimdi iki ev alırdım" diyenler var.Ama insan şunu unutuyor:Rızık, geçmişin hesabıyla değil; nasibin vaktiyle ölçülür.

O gün elimdeki altın, bugün başımı soktuğum bir yuvaya dönüştü. Bu bir kayıp mı, yoksa bir nimet mi?Buna fiyatlar değil, şükür karar verir.

Altın her zaman yükselir gibi görünür. Ama insan ömrü, altın grafiği gibi hep yukarı gitmez.Bugün evin yoksa, huzurun yoksa, "keşke"nin sana hiçbir faydası olmaz.

Bu mantıkla bakarsak ne yapacağız? Hiç altın satmayalım. Biriktirelim, saklayalım, fiyat arttıkça seviniyor gibi yapalım ama hayatı hiç yaşamayalım.Kusura bakmayın ama bu, nimeti emanet bilmemektir.

İslam, malı yığmayı değil; malı hikmetle kullanmayı öğretir. Altın bir amaç değildir. Altın bir araçtır.

Allah Resûlü şöyle buyurur:"İnsanoğlunun ’malım’ dediği şey; yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve Allah yolunda verdiğidir."Bir ev almak, bir yuva kurmak, aileni güvene almak; bunlar dünyaya tapmak değil, emaneti korumaktır.

Eğer "ya ileride daha da artarsa" korkusuyla hiçbir adım atamayacaksak, o korkunun adı tedbir değil, tevekkülsüzlüktür.Rızkı veren altın değil. Rızkı veren Allah’tır.

Altın elde olur, kalpte değil. Kalpte olan; şükür, kanaat ve huzur olmalı.
Yatırım, hayatı ertelemek için değil; Allah’ın verdiği ömrü, daha izzetli ve daha huzurlu yaşamak içindir.

11.03.2026//KIRIKKALE
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Atalarımız ''dünyada mekan ahirette iman '' diye boşuna söylememişler.. Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Atalarımız ''dünyada mekan ahirette iman '' diye boşuna söylememişler.. yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ATALARIMIZ ''DÜNYADA MEKAN AHİRETTE İMAN '' DİYE BOŞUNA SÖYLEMEMİŞLER.. yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
12.3.2026 00:42:21
5 puan verdi
Bu metin, aslında insanoğlunun en büyük imtihanı olan "rızık endişesi"ne verilmiş çok vakur bir cevaptır. Altın ve dolar grafiklerinin arasında kaybolan ruhlara; altının bir amaç değil, huzurlu bir yuva kurmak için sadece bir araç olduğunu hatırlatıyor. Komşulukta yaşanan hayal kırıklıklarından, kiracı-ev sahibi dengesindeki o ince adalet çizgisine kadar her şey, aslında bir "tekamül" sürecidir.
Yazıda geçen "Rızık, geçmişin hesabıyla değil; nasibin vaktiyle ölçülür" tespiti, tevekkülün en güzel tanımıdır. İnsanın ömrü altın grafiği gibi hep yukarı gitmezken, vakti varken bir yuva sahibi olmanın, "keşke"lerle dolu bir servetten daha kıymetli olduğu çok hikmetli bir dille anlatılmış
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL