Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar, bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak... uzaklardan gelip geçerken, kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar o kadar. orman bütün sessizliğiyle yine yalnız duracak orada... ı.kant
Hüzünlü peri
Hüzünlü peri

ZÜMRÜT...

Yorum

ZÜMRÜT...

5

Yorum

16

Beğeni

5,0

Puan

562

Okunma

ZÜMRÜT...

ZÜMRÜT...

•••••

O gün mezarlıkta rüzgâr vardı. Toprağın üzerinde ince bir kar tabakası duruyordu. Kar, mezar taşlarının arasına sessizce yerleşmişti; sanki dünya biraz daha susmuştu o gün.
Tabutun başında sadece birkaç kişi vardı. Ne uzun bir kalabalık… ne de iç parçalayan ağıtlar… Sadece erken bitmiş bir hayatın ağır sessizliği.
Tabutun üzerinde yazan isim: Zümrüt.
Henüz genç bir kadının adıydı bu.
Toprağa verilecek bedenin yanında duran yaşlı görevli, küreğini toprağa sapladı. Kürek toprağa her girdiğinde kuru bir ses çıkıyordu. İnsan bazen o sesi duyunca anlar: Bir hayat gerçekten bitmiştir.
Kimse o mezarın başında Zümrüt’ün nasıl öldüğünü anlatmadı. Ama bazı hikâyeler mezar taşına yazılmaz. Onlar insanların vicdanına kazınır ince ince.
Yıllar önce Zümrüt, Anadolu’nun küçük bir kasabasında büyüyen sessiz güzeller güzeli bir genç kızdı. Gözleri gülünce parlayan, konuşurken başını hafif yana eğen, dünyaya kimseye zarar vermeden yaşayan insanlardan. Ela gözleriyle sanki insanın içini görür gibi bakardı.
Bir gün kapılarına bir teklifle geldi en güvendiği akrabaları. İsviçre’den… “Güvenilir insanlar,” dediler. “Kefiliz her şeyine.”
Zümrüt’ün annesi o gün kızının saçlarını uzun uzun okşamıştı. Anneler bazen bir şeyleri hisseder ama kelimelere dökemez.
Zümrüt küçük bir valiz hazırladı. İnsan bazen valize sadece eşyalarını koymaz; umutlarını da koyar.
Uçağa bindiğinde gökyüzü pırıl pırıldı. Bulutların arasından geçen güneş ışığı kabine vuruyordu. Zümrüt o ışığa bakarken hayatının karanlığa doğru gittiğini bilmiyordu.
İsviçre’ye vardığında her şey hızlı gelişti. Çok hızlı. Henüz iki hafta geçmişti ki nikâh masasına oturtuldu.
Sorularına hep aynı cevap verildi: “Merak etme.”
Ama bazı gerçekler insanın karşısına bir gün kapı gibi dikilir.
Zümrüt çok geç öğrendi: Evlendiği adamın engelli olduğunu… daha önce birçok evlilik yaptığını… ve bu evin içinde sevginin hiç yaşamadığını.
Ev yavaş yavaş daralmaya başladı. Koridorlar , odalar soğuktu. Duvarlar suskundu. Ama insanların bakışları daha soğuktu.
Hakaretler başladı önce. Baskılar başladı.
Zümrüt çoğu zaman sustu içine attı. Çünkü bazı acılar bağırarak değil, sessizce yaşanır.
Aylar geçti tedirgin, mutsuz, yorgun.
Bir sabah uyandı ama kalkamadı. Bütün vücudu dökülüyordu. Doktora gitti ve tetkikler sonrası doktordan duyduğu kelime hayatını ikinci kez yıktı: Lenf kanseriydi.
Zümrüt o gün hastane camından dışarı baktı. Kar yağıyordu. Kar taneleri yere düşerken kimse seslerini duymaz. Tıpkı bazı insanların hayatları gibi.
Hastalık ilerledikçe evdeki insanlar da uzaklaştı ondan. Bir gün kapı açıldı. Ve Zümrüt gerçekten kapının önüne bırakıldı bir çöp poşeti gibi . Hasta bir beden… küçük bir valiz… ve paramparça bir hayat.
Kadın sığınma evindeki küçük odada yaşamaya başladı. O odada bir pencere vardı. Zümrüt çoğu zaman o pencerenin önünde otururdu. Kar yağarken memleketini düşünürdü. Annesinin mutfağını… çocukluğunu… bahçedeki dut ağacını… İnsan ölmeden önce en çok çocukluğunu özler.
Zümrüt’ün son isteği çok küçüktü. Banka hesabında biraz para vardı. “Ben öldüğümde küçük bir mezarım olsun,” demişti.
Ama kader bazen insanın son dileğini bile yarım bırakır.
Mezarlıkta rüzgâr biraz daha sert esti. Görevli küreği tekrar toprağa sapladı. Toprak tabutun üzerine düştü. Ve o anda dünyanın bir yerinde bir annenin kalbi biraz daha sızladı .
Zümrüt artık yoktu.
Ama geride bir soru kaldı: Bir insanın hayatı, başkalarının yalanlarıyla bu kadar kolay harcanabilir mi?
Kar hâlâ sessizce yağıyordu. Ve belki bir gün, bir baharın sabahında bir mezarın başında küçük bir kardelen açacaktı. İnsanlar ona bakıp sadece bir çiçek görecekti. Ama toprağın altında bir hayatın bütün acısı uyuyacaktı.

Peri Feride ÖZBİLGE
12. 03.2026

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Zümrüt... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Zümrüt... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ZÜMRÜT... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
13.3.2026 00:02:20
"Kıymetli Peri Feride Hanım; Zümrüt’ün hikâyesi bir metin değil, toplumsal vicdanımıza vurulmuş bir mühürdür. 'İnsan ölmeden önce en çok çocukluğunu özler' cümleniz, o gurbet soğuğunda tek başına direnen bir canın en masum sığınışını anlatıyor. Bir hayatın yalanlarla nasıl harcandığını bu kadar çıplak ve sarsıcı bir dille aktardığınız için kaleminize sağlık. Zümrüt’ün o küçük mezarında açacak olan kardelen, aslında hepimizin uyanması gereken bir hakikattir. Saygılarımla. Salim."
Etkili Yorum
Orhan Gülaçar
Orhan Gülaçar, @egemavi
12.3.2026 16:30:44
Merhaba özlenen Peri ...
Bu hikaye ; saklanan gerçekler… dürüstlüğün ve sevginin yokluğu.
Hakaret, baskı, hastalıkta terk ediliş ve kapının önüne bırakılma sahnesi insanın onurunu en çıplak yerinden vuruyor.
Bazı hayatlar da öyle, sessizce düşer ve kimse duymaz. En çok da son arzunun bile yarım kalması insanın içene oturuyor.
Şan şöhret para mal vs hepsi hikaye !!
Gerçek ve katıksız güvenilirlik ve güven insanlar için ne kadar önemli değil mi ?
Zümrüt huzur içinde uyusun ....

Selamlar Sevgiler
Suphi sekü
Suphi sekü, @suphiseku
12.3.2026 02:12:33
Hüzünlü bir hikâye. Umarım gerçek bir yaşanmışlık değildir
Selam duam ve hürmetlerimle efendim
Hayırlı geceler
yön
yön, @yon
12.3.2026 01:00:34

Yüreğine kalemine sağlık.Degerlı hocam
kalemin kavi ilhaminiz bol olsun.
yüregin ve yazan eleriniz dert görmesın
saygılar selamlar yolluyorum diyar gurbetten
Etkili Yorum
Ünsüz Şair Turaboğlu
Ünsüz Şair Turaboğlu, @yavuzsultanozturk
12.3.2026 00:45:57
Özellikle güvenin kötüye kullanılması ve bir genç kızın hayallerinin bir valize sığdırılıp bilinmeze gönderilmesi okurken o hüznü sarıp sarmaladı bizide Feride Hocam
İsviçre'deki o soğuk odalar, duvarların sessizliği ve hastalığın getirdiği terkedilmişlik duygusu okudukça insanın kalbine dokunuyor.
Zümrüt'ün bir çöp poşeti gibi kapı önüne konulması, insanlık onurunun nasıl çiğnendiğini çok acı bir biçimde gösterdi bizlere
Mezarlıktaki rüzgar ve kar herşeyden soyutlamış o sonsuz yolculuktaki hakikatin gerçeğini yüzümüze çarptı
işte o en olması gereken,,,vicdan sorgulaması toplumsal bir yaraya parmak basmış Hocam

Zümrüt'ün o küçük mezar isteği çocukluk özlemi, okuyucunun boğazında düğümleniyor. Emeğinize ve kaleminize yüreğinize sağlık Feride Hocam

Okurken içimize işledi o hüzün o derin acı
selam ve saygılarımla
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL