Elleriyle çalışan adam amele, elleriyle birlikte zihnini de çalıştıran adam usta, fakat elleri zihni ve kalbi ile çalışan sanatkardır. -- goethe
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun

Cemrelerin Sonu ve Bahar Yorgunluğu

Yorum

Cemrelerin Sonu ve Bahar Yorgunluğu

( 14 kişi )

12

Yorum

26

Beğeni

5,0

Puan

289

Okunma

Cemrelerin Sonu ve Bahar Yorgunluğu



Mart ayının ortasına doğru yaklaştığımız şu günlerde, eski takvime kulak verenler bilir: Cemrelerin sonuncusu da toprağa düştü. Önce havaya, sonra suya, en son toprağa… Yani tabiatın kalbi yavaş yavaş ısınmaya başladı. Ağaçların damarlarında bir kıpırtı, toprağın içinde görünmez bir uyanış, havada ise anlatılması zor bir değişim dolaşıyor.

Fakat işin ilginç tarafı şu: Tabiat uyanırken insan bazen tam tersine bir sersemlik hâline bürünür.

Bir sabah uyanırsınız, güneş pencereden içeri daha cömertçe süzülür. Hava ne tam kış, ne tam bahardır. İçinizde tuhaf bir yorgunluk, zihninizde hafif bir bulanıklık… Sanki ruhunuz bir mevsimden diğerine geçerken biraz sendelemiştir.

İşte halkın dilinde buna yıllardır bir isim verilmiş: bahar yorgunluğu.

Eskiler bu günleri çok iyi tanırdı. Onlar takvimlere değil, gökyüzüne bakarak yaşarlardı. Mart ayının bu kararsız günlerine de boşuna bir söz bırakmamışlar:
“Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.”

Bir gün güneş insanı kandırır, ince bir montla sokağa çıkarsınız. Ertesi gün rüzgâr bir anda yüzünü sertleştirir, kışın hâlâ gitmediğini hatırlatır. İşte tam bu günlere büyüklerimiz “Kocakarı soğukları” derdi. Eski takvimlerde ise bunun adı daha da ilginçtir: Berdelacüz.

Bu kelime kulağa biraz masalsı gelir ama aslında hayatın içinden doğmuş bir tecrübenin adıdır.

Eskiler derdi ki:
"Bahar acele etmez, önce insanın sabrını dener."

Gerçekten de tabiatın dili sabırdır. Toprak bir anda yeşermez. Ağaç bir gecede çiçek açmaz. Bahar da kapıyı birden açmaz; önce aralar, sonra rüzgârı gönderir, ardından güneşi… En sonunda da kuşların sesini.

Modern insan ise sabırsızdır. Her şeyin hemen olmasını ister. Kış bitsin ister, ama baharın geliş sürecini anlamaya pek vakti yoktur. İşte o yüzden mart ayının bu geçiş günlerinde insan kendini biraz garip hisseder.

Vücut başka bir ritme geçmeye çalışır.
Günler uzar, güneşin süresi artar.
Uyku düzeni değişir.
Kan dolaşımı hızlanır.

Bütün bunlar insan bedeninin küçük ama önemli bir uyum sürecidir.

Eskiler bunu bilimsel terimlerle anlatmazdı elbette. Ama hissederdi. Onların dili daha sade ama daha derindi.

Bir büyüğümün yıllar önce söylediği bir söz hâlâ aklımdadır:
"Evlat, bahar gelmeden önce insanın içine bir ağırlık çöker. O, kışın son nefesidir."

Belki de gerçekten öyledir.

Kış sadece havayı değil, insanın içini de ağırlaştırır. Uzayan geceler, kapalı gökyüzü, soğuk rüzgârlar… İnsan fark etmeden içine biraz sessizlik biriktirir. İşte bahar geldiğinde bu sessizlik bir anda dağılmaz. Yavaş yavaş çözülür.

Bahar yorgunluğu belki de tam olarak budur.

Bir mevsimin içimizden çıkıp gitmesi.

Bugün şehir hayatında yaşayan pek çok insan bu hissi yaşıyor ama çoğu zaman adını koyamıyor. Sabah kalkmak biraz zor gelir, gün içinde bir halsizlik olur. Ne hastalıktır ne de tembellik. Sadece bedenin mevsimle birlikte yeniden ayarlanmasıdır.

Oysa köy hayatında büyüyen insanlar bu süreci çok daha doğal yaşardı. Çünkü onların hayatı doğanın ritmiyle iç içeydi.

Toprak sürülmeden önce çiftçinin içinde bir telaş başlardı.
Ağaçlar budanmadan önce bahçede bir hareket olurdu.
Kuşlar dönmeden önce gökyüzü değişirdi.

İnsan tabiatın parçası olduğunu daha çok hissederdi.

Bugün ise betonların arasında yaşayan insan bazen bu bağını unutuyor. Ama ne kadar unutsa da beden hatırlıyor. Çünkü insan, toprağın hikâyesinden kopamaz.

Cemreler bunun en güzel hatırlatıcısıdır.

Cemre düştü mü, doğa derin bir nefes alır.
Hava yumuşar.
Toprak kokusu değişir.
Güneş başka bir renkle doğar.

Fakat bu uyanışın bir de insana yansıyan tarafı vardır. İşte o da bazen tatlı bir yorgunluk şeklinde kendini gösterir.

Belki de bu yorgunluğu bir eksiklik gibi görmek yerine bir hatırlatma olarak görmek gerekir.

Çünkü bahar sadece ağaçların değil, insanın da yeniden uyanma mevsimidir.

İnsan bazen durup kendi içine de bakmalıdır.
Kış boyunca yorulan kalbine, ağırlaşan düşüncelerine…

Belki biraz yavaşlamak gerekir.
Belki biraz güneşe çıkmak.
Belki de toprağa dokunmak.

Çünkü baharın gerçek ilacı, doğanın kendisidir.

Şehir hayatının telaşı içinde çoğu zaman bunu unutuyoruz. Oysa bir ağacın yeni açan yaprağına bakmak bile insanın ruhunu hafifletebilir.

Bahar yorgunluğu dediğimiz şey bazen aslında ruhun yeniden nefes alma isteğidir.

Ve belki de bu yüzden mart ayı biraz kararsızdır.
Bir gün güneş, bir gün rüzgâr…
Bir gün umut, bir gün sersemlik…

Ama sonunda bahar mutlaka gelir.

Toprak uyanır.
Kuşlar geri döner.
Ağaçlar çiçek açar.

Ve insan fark eder ki o geçici yorgunluk aslında bir dönüşümün habercisidir.

Cemreler düşmüştür artık.
Tabiat yavaş yavaş kapıyı aralamıştır.

Şimdi yapılacak şey belki de sadece biraz sabretmektir.

Çünkü bahar acele etmez.

Ama geldi mi, bütün yorgunlukları unutturur.

ALİ RIZA COŞKUN

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (14)

5.0

100% (14)

Cemrelerin sonu ve bahar yorgunluğu Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Cemrelerin sonu ve bahar yorgunluğu yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Cemrelerin Sonu ve Bahar Yorgunluğu yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Şa
Şair Ahmet1, @sairahmet1
11.3.2026 09:10:53
5 puan verdi
Yüreğine gönlüne sağlık
sair osman dastan
sair osman dastan, @sairosmandastan
11.3.2026 08:26:08
5 puan verdi
Yüreğinize emeğinize ellerinize sağlık
Değerli kalemdaşım
Sözlerinizi büyük bir beğeniyle okudum
Kaleminiz kavi ilhamınızın daim olmadı temennisiyle
En kalbi duygularımla esenlikler dilerim.
Orhan Gülaçar
Orhan Gülaçar, @egemavi
10.3.2026 17:50:34
5 puan verdi
Doğanın uyanışıyla insanın iç dünyası arasındaki o tatlı çelişkiyi ,
Kışın son nefesi benzetmesi ve bahar yorgunluğunun aslında bir "Dönüşüm habercisi" olduğunu ,
İnsanın doğayla olan kopmaz bağını ve mevsim geçişlerinin ruhumuzdaki yansımalarını hatırlatan, Sıcacık bir yazı olmuş.

Yüreğine sağlık Kardeşim ...
Sevgiyle ...
mesakin
mesakin, @mesakin
10.3.2026 17:47:12
5 puan verdi
Baharda her yeni doğan gibi sabırla doğmayı bekler.
Sonra bütün renkleriyle kokusuyle içimize neşe ve huzur verır Adeta insanın dirilişine benzer..kupkuru toprak,dalar ağaçlar yeşerir,çımenler,çiçekler açar böcekler,kelebekler aşka gelir
Güzel bir çalışma olmuş tebrik ederim başarılarınızın devamını dilerim selâm ve saygılarımla
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN , @cemre-ymn
10.3.2026 15:48:39
5 puan verdi
Cemrelerin sırasıyla düşüşünü, tabiatın kalbindeki o gizli kıpırtıyı ve insanın mevsim geçişlerindeki o vakur sendelemesini muazzam bir lirik derinlikle betimlemişsiniz. Doğanın uyanışına inat insanın o "sersemlik" haliyle kurduğunuz bu bağ, kaleminize has o bilgece ve duru anlatımı çok güçlü yansıtıyor. Ruhun bir mevsimden diğerine geçerken yaşadığı o eşsiz sarsıntıyı böylesine etkileyici resmettiğiniz için sizi gönülden tebrik ediyorum üstadım....
Turgay Kılıç
Turgay Kılıç, @kilic27
10.3.2026 15:45:24
5 puan verdi
Yüreğinize sağlık hocam güzel bir anlatım ... Kaleminiz daim olsun... Saygı ve Selamlarımla...
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
10.3.2026 15:39:13
5 puan verdi
Üstad'ın "Cemrelerin Sonu ve Bahar Yorgunluğu" yazın tam bir mevsim şiiri gibi akıyor nesir ama ruhu şiirsel, halkın dilinden damıtılmış, derin bir iç gözlemle dolu. Mart ortasının o kararsız havasını, cemrelerin üçlü düşüşünü (hava su toprak) öyle güzel yakalamışsın ki, okurken insan gerçekten toprağın ısındığını, havanın değiştiğini hissediyor. Ama asıl vurucu olan, tabiat uyanırken insanın tam tersi bir "sersemlik, ağırlık, yorgunluk" hali işte bu geçişi "bahar yorgunluğu" diye adlandırman, eskilerin tecrübesini modern hayata bağlaman çok ustaca.

Yazının gücü şu noktalarda:
Halk bilgeliğiyle iç içe "Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır", "Kocakarı soğukları", "Berdelacüz" gibi deyimleri doğalca yerleştirmişsin bunlar masalsı değil, yaşanmış gerçekler. Eskilerin gökyüzüne bakarak yaşaması, sabır dersi vermesi... Modern insanın betonlar arasında bu ritmi unutması ama bedeninin hâlâ hatırlaması – bu karşıtlık yürekten geliyor.
çsel derinlik Bahar yorgunluğunu "kışın son nefesi", "içimize çöken ağırlık", "sessizliğin yavaş yavaş çözülmesi" diye tarif etmen çok dokunaklı. Vücut ritmi, gün uzaması, kan dolaşımı gibi bilimsel dokunuşları halk diliyle harmanlamışsın – ne fazla tıbbi, ne fazla soyut; tam dozunda.
-Hatırlatma ve umut "Bahar acele etmez", "sabretmek", "toprağa dokunmak", "ağacın yeni yaprağına bakmak" gibi cümleler yazıyı bir teselli metnine dönüştürüyor. Yorgunluğu eksiklik değil, "dönüşümün habercisi" diye görmek... Bu bakış, Kul Yorgun'un yorgunluğuna da birebir uyuyor – belki sen de o bahar yorgunluğunu hissediyorsun, ama yazıyla hafifletiyorsun.
-Akış ve dil: Sade, samimi, akıcı büyük cümleler yok, ama her paragraf bir nefes gibi. "Evlat, bahar gelmeden önce insanın içine bir ağırlık çöker" gibi alıntılar (büyüklerinin sözü) yazıya sıcaklık katıyor.

Kısaca: Bu yazı, cemrelerin düştüğü günlerde okunası bir manifesto doğanın sabrını, insanın geçiş sancısını, baharın kaçınılmaz gelişini öyle güzel anlatıyor ki, okuyan "evet ya, tam bu his" diyor. Şehirde betonlar arasında unutulan o bağı hatırlatıyor, insanı yavaşlamaya davet ediyor. Helal olsun kalemine, yüreğine sağlık. Hocam
👌👏🙏☕✍️
Mehmet Ata
Mehmet Ata, @mehmetata
10.3.2026 14:43:53
5 puan verdi
Severek son noktasına kadar okudur çünkü bu yazı hayatımın bir parçasıdır köyde doğdun büyüklerimiz 15 martta keklikler yumurtlar diyordu o gün bizim için son cemre ayrıca bir anlam taşırı okurken heyecanlandım adeta çocukluğumu yaşadım tebrikler hocam
Dilek Duru Günay
Dilek Duru Günay, @dilekdurugunay
10.3.2026 14:31:22
Güzel bir eser olmuş. Baharın uyanışı; gaflet ve dalalet içinde olan, uyanmak zulmü görmemek için gözünü yuman insanlığın da uyanışına sebep olur inşallah. Hoşça ve dostça kalın.
meselci
meselci, @meselci
10.3.2026 14:26:50
5 puan verdi
Kars ve Ardahan gibi iller için cemre düştü demek doğru olmaz. Her yan hâlâ karla örtülü. :)

AHMET ACAR
AHMET ACAR, @ahmetacar
10.3.2026 14:25:21
5 puan verdi
Emeğinize yüreğinize sağlık
Mahir kaleminizi yürekten kutluyorum.
Tebrikler. Her şey gönlünüzce olsun.
Huzurlu mutlu aydınlık yarınlar diliyorum.
Selamlar dualarımla.

© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL