Başarıyı hedef alın mükemmel olmayı değil. yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin; vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağınızı kaybedersiniz. unutmayın; mükemmeliyetçiliğin arkasında korku yatar. insan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğü
İBRAHİM YILMAZ
İBRAHİM YILMAZ

Özel Okulda İlk Bir ay

Yorum

Özel Okulda İlk Bir ay

( 3 kişi )

2

Yorum

8

Beğeni

5,0

Puan

203

Okunma

Özel Okulda İlk Bir ay

Özel Okulda İlk Bir ay

Yaz günleri bir yıllık emekli günleri kadar uzun sürmedi. Ağustosun sön haftasında okulda olmam gerekiyordu. Memlekete erken veda edip Kocaeli’ne döndüm.

Her yıl sene başında mutat yapılan seminer çalışmalarına katıldım. Öğretmen arkadaşlarla tanıştım. Ve 8 yıllık ilköğretim uygulaması vardı ülkemizde. Sadece bir yıl için öğretmene gereksinim var kanısındaydım. Oysa alacağım birinci sınıfı sıkıntı çıkmazsa mezun edinceye kadar okutmam gerekecekti…

Okul kuruculardan birisi okulun işleyişiyle görevliydi. Artık okulun bir elemanı olmuştum. Bir gün oturup bana ödenecek ücreti konuştuk. Öğretmen arkadaşlar gayet resmi davranıyor sadece genel konularda çok az konuşuyorlardı. Maaşlarla ilgili konuşmayı gizli bir el susturmuştu adeta. Kurucu patron bana ne kadar ücret istediğimi sordu!? Para işlerini konuşmayı hiç sevmem. Arkadaşlara ne kadar ödüyorsanız bana da aynı ödemeyi yaparsınız diye cevap verdim.

Patronlar namazında niyazında insanlardı. Konuşmalarında sık sık kutsal değerleri kullanıyorlardı. Hakkım ne ise ödenir diye sene sonuna kadar o konuyu hiçbir arkadaşla konuşmadım. Geçen günlerle birlikte arkadaşlarla dostluklarımız ilerledi. 2. Sınıfların öğretmeni benim gibi emekli çalışan bir arkadaştı. Maaşımı sordu. Söyledim. Ben de ona sordum. İçtenliğime inanın maaşımı sadece eşim bilir, çocuklarım bile bilmez. Fakat maaşım sizinkinden çok çok fazladır… Konuyu irdeleyince adamların beni bir yıl eğitmen maaşıyla çalıştırdıklarını anladım. Üzüldüm. Özel sektörün ne olduğu anlayışı kafama iyice dank etti. Ekmek aslanın ağzındaydı. Beceren hakkını alıyordu. Özel okullarda maaş işlerinin nasıl takdir edildiği hakkında bilgim olsaydı; emeğimi sömürtmemek adına mücadele verirdim elbette! Ertesi yıl kurban pazarlığı yaparak maaşımda biraz iyileştirme yapıldı!

Öğrencilerimle dersler başlamadan bir hafta uyum programı uygularken tanıştım. Kutsal kitabımızda yazar; Allah, göğü 7 kat yaratmış. Ve bizim semamızın üstündeki birinci katı yıldızlarla bezemiş. Dünyamızı aydınlatan, birinci kattaki samanyolunda bulunan orta büyüklükteki bir yıldız olan güneşin 7 rengi var. Bu renkleri gökkuşağında rahatlıkla görürüz. İlginçtir, Türkiye’mizde de 7 bölge var. Ve benim de yedi bölgemizden öğrencim vardı. Bölgelerinin kültürüyle beslenmiş aile çocukları. Terbiye görgü anlayışlarında farklılıklar… Farlı bölgelerin gelenek ve görenekleriyle beslenmiş velileri, çocuklarını sınıf havasına sokmakta hiç kolay olmuyordu.

Okul ilçenin kenarında; öğrenciler genelde yeni yeni varsıllaşan çoğu esnaf çocuklarıydı. Bir doktor, sadece iki tane de öğretmen çocuğu vardı. Birisi çok sıkıntılı, 4 adet hiperaktif öğrencim vardı. Sınıflar azami 24 öğrenci alacak özellikte planlanıp yapılmıştı. Bazı arkadaşların sınıf mevcudu bu sayıyı bulmuyordu. Benim sınıfımda bir öğrenci daha aldılar. O öğrenciye bir öğrencilik sıra sıkıştırıldı. 25 mevcutlu sınıfımda 4 hiperaktif öğrencileri rehberliğe yönlendiriyordum. Veli kabul etmiyordu öğrencinin hiperaktif halini. Özel okulda her veli bir müşteridir. Bu gözle bakınca gerek okul sahipleri, gerekse onların dümen suyundan çıkmayan idareciler sorunun üzerine gidemiyordu.

Benim yaşı da oldukça küçük, konuşma zorluğu çeken hiperaktiflikten de öte öğrencim sırasında sessizce oturuyordu. Okuma-yazma ses temelli öğretim yöntemiyle öğretiliyordu. Konuşmayan öğrenci için tahtaya “e” sesi yazıp onun üzerinden tebeşirle geçmesini istiyordum. Deftere yazma, kalem tutma yetisi gelişmemişti. Üstüne üstlük tuvalet ihtiyacını da karşılayamıyordu. Kakasını da yapınca, evleri yakın anneyi çağırdım. Ve anneye ısrarla telefonunuzu verin böyle durumlarda sizi bilgilendireyim gerekeni yaparız diye rica ettim.

Ertesi gün kadın geldi. Eşim telefonumu vermemi kabul etmedi. Sıkıntı büyüdü. Rehberliği, okul müdürünü bilgilendirdim. Öğrencinin okulun bünyesindeki ana okula verilmesini istirham ettim. Dileğim kabul görmedi. Sınıfıma, görsel sanatlar, yabancı dil… öğretmenleri de giriyordu. Benim dersimde sadece uyuyan öğrenci yabancı dil dersinde bağırıp-çağırmaya başlamış. Nihayet sınıfıma giren arkadaşlarla müdüre durumu topluca anlattık. Bu olaylar yaşanırken öğrencinin babası okulun giriş kapısına geliyordu paydos saatlerinde. Düşmanca bakışlarını hissediyordum.

Nihayet kurucu, okul müdürü rehber öğretmen karar verdi tuvalet terbiyesini bile öğrenmekten acil öğrencim ana sınıfına gönderildi. Okul müdürü bana, “kendine dikkat et, öğrencinin babası da sıkıntılı…” zaten velimiz bana ters ters bakıyordu. Ne diyeyim, açıkçası gardımı alarak okuldan çıktım birkaç gün!

Çok uygar, kültürlü; öğrencilerime, kendilerine karşı yaklaşımıma saygı duyan değerli velilerim vardı. Hiperaktif öğrencilerimin çokluğu benim şanssızlığımdı. Yılların kazandırdığı bilgi ve deneyimlerimle bir ay içinde ilin çeşitli mahallelerinden gelen öğrencilerimle sınıf havası oluşturduk.

Anlatmadan geçemeyeceğim; emekli olduğum okuldaki sınıfımda, bilgisayar, projeksiyon, yazıcı benzeri araçlarım vardı. Özel okulda böylesi araçlar yoktu. Bu araçları edinmek için müdürü ziyaret ettim. “Aman hocam, beni sıkıştırmayın! Sizin sınıfınıza bu aletleri alsak diğer arkadaşlar da isterler." diyerek” yakınıyordu.

Vakit kaybetmeden patrona gittim. Varsıl insanların tutumlu (cimri) olma anlayışları kurucularımızda da vardı. İsteyenin bir yüzü vermeyen iki yüzü kara anlayışıyla ısrarıma es geçilmedi. Bir ay içinde sınıfımı gerekli araç gereçle donattık. Özel okulda da eğitim-öğretim çalışmalarım aksamadan yürüdü…

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Özel okulda ilk bir ay Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Özel okulda ilk bir ay yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Özel Okulda İlk Bir ay yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Ferda,ca
Ferda,ca, @ferda-ca
10.3.2026 18:17:38
5 puan verdi
Yazı, özel okul deneyimini samimi ve gerçekçi bir dille anlatıyor. Eğitim emekçisinin yaşadığı zorluklar, özel sektörün bakış açısı ve öğretmenin sorumlulukları içten bir gözlemle aktarılmış. Yaşanmışlık ve tecrübe hissi güçlü bir anlatı olmuş.

Kaleminize sağlık.✍🏻

Saygılarımla hocam 📘🖋️🙏🏻🌍🌿
AHMET ACAR
AHMET ACAR, @ahmetacar
9.3.2026 23:41:37
5 puan verdi
Emeğinize yüreğinize sağlık
Mahir kaleminizi yürekten kutluyorum.
Tebrikler. Her şey gönlünüzce olsun.
Huzurlu mutlu aydınlık yarınlar diliyorum.
Selamlar dualarımla.


© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL