0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
149
Okunma
Ortadoğu bir kez daha barut fıçısının üzerinde oturduğunu hatırladı. Son haftalarda hızla tırmanan İran merkezli savaş, artık yalnızca bölgesel bir gerilim değil; küresel güç dengelerini sarsabilecek bir kriz haline gelmiş durumda.
Bugün gelinen noktada sahadaki tablo açık: taraflar geri adım atmıyor. İran, doğrudan ve dolaylı askeri kapasitesini kullanarak karşılık veriyor; ABD ve İsrail ise askeri baskıyı artırarak İran’ın stratejik gücünü kırmayı hedefliyor. Bu karşılıklı hamleler, krizin kısa sürede sona ereceğine dair umutları zayıflatıyor.
Bu savaşın en çarpıcı yönlerinden biri, hedeflerin niteliği. Askeri üsler, füze sistemleri ve kritik altyapılar doğrudan hedef alınıyor. Bu durum çatışmanın sınırlı bir operasyon değil, uzun soluklu bir güç mücadelesine dönüştüğünü gösteriyor. Ortadoğu’nun kırılgan dengeleri düşünüldüğünde bu tablo son derece tehlikeli.
İran’ın bölgedeki etkisi yıllardır yalnızca kendi sınırlarıyla sınırlı değil. Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki güç dengeleri İran’ın siyasi ve askeri ağıyla doğrudan bağlantılı. Bu nedenle İran’a yönelik her saldırı, zincirleme bir reaksiyon üretme potansiyeli taşıyor. Bölge ülkelerinin tedirginliği de tam olarak buradan kaynaklanıyor.
Ancak savaşın yalnızca askeri boyutuna odaklanmak büyük bir hata olur. Asıl sarsıntı ekonomi cephesinde yaşanıyor. Körfez’deki enerji hatları ve petrol sevkiyatı üzerindeki risk arttıkça dünya piyasaları da alarm veriyor. Enerji fiyatlarındaki her artış, sadece Ortadoğu’yu değil Avrupa’dan Asya’ya kadar tüm ekonomileri etkiliyor.
Diplomasi ise şu an için savaşın gerisinde kalmış durumda. Uluslararası kurumların çağrıları yapılırken, sahada füzeler konuşuyor. Bu da modern dünyada siyasi mekanizmaların krizleri önleme kapasitesinin ne kadar zayıfladığını bir kez daha gösteriyor.
En acı gerçek ise değişmiyor: savaşın kazananı yok. Kazananı olmayan bir savaşın kaybedeni ise her zaman halklar oluyor. Yıkılan şehirler, yerinden edilen milyonlar ve büyüyen nefret duygusu, Ortadoğu’nun geleceğini daha da karartıyor.
Bugün sorulması gereken soru sadece “kim kazanacak?” değil. Asıl soru şu: Bu savaş nereye kadar büyüyecek? Çünkü Ortadoğu’da başlayan her büyük çatışma, çoğu zaman dünyanın geri kalanını da içine çeken bir fırtınaya dönüşür.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.