Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar, bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak... uzaklardan gelip geçerken, kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar o kadar. orman bütün sessizliğiyle yine yalnız duracak orada... ı.kant
godmask
godmask

Anatomi Dersinde İnsanlık

Yorum

Anatomi Dersinde İnsanlık

( 10 kişi )

8

Yorum

30

Beğeni

5,0

Puan

828

Okunma

Okuduğunuz yazı 9.3.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
Anatomi Dersinde İnsanlık

Anatomi Dersinde İnsanlık

İnsan kendine “yüce varlık” demeyi seviyor. Bu cümleyi söyleyen tür aynı anda günde birkaç kez tuvalete gitmek zorunda olan tek varlık. Bunu düşünmek hoş değil, biliyorum. Ama gerçekler çoğu zaman hoş değildir. İnsan dediğin şey aslında yürüyen bir boru sistemidir. Üstten bir şey alır, ortada parçalar, alttan başka bir şey çıkarır. Arada kalan zamana da “medeniyet” adını verir.

Sabah uyanırsın. Henüz kahramanlık yapmadan önce beden sana küçük bir hatırlatma gönderir. Mide ses çıkarır. Ağız kurur. Bağırsaklar ağır ağır uyanır. İnsanlık tarihi boyunca hiçbir filozof bu rutinden kaçamamıştır. En büyük düşünürler bile sabahları aynı biyolojik gerçekle yüzleşir. İnsan önce kendi içindeki çöplüğü boşaltır, sonra dünyayı düzeltmeye çalışır.

Vücut dediğin şey romantik değildir. İçeride çalışan mekanizmalar son derece kaba bir dürüstlüğe sahiptir. Mide asidi, içine attığın her şeyi parçalamaya programlanmış bir kimyasal çukurdur. En pahalı restoranlarda yenilen yemekler de, en romantik akşam yemekleri de birkaç saat sonra aynı karanlık fabrikaya gider. Mum ışığı, pahalı şarap, zarif tabaklar… hepsi sonunda mide asidinin içinde aynı kaderi paylaşır.

Ağız dediğin yer de öyle steril bir saray değildir. İnsan konuşurken, tartışırken, şiir okurken ağzının içinde küçük bir savaş alanı vardır. Bakteriler çoğalır, parçalanmış yiyecekler dolaşır, tükürük sürekli bir kimya deneyine dönüşür. İnsan “onur”, “ahlak”, “medeniyet” gibi kelimeleri söylerken bile ağzının içinde görünmez bir mikrop kalabalığı dolaşır.

Bağırsaklar ise bambaşka bir dünya. İçeride milyarlarca mikroorganizma yaşar. Bazıları çalışkan işçiler gibi besinleri parçalar. Bazıları sadece ortamda dolaşır. Bazıları gaz üretir. İnsan ciddi bir yüzle toplantıda otururken, içinde küçük bir kimya laboratuvarı fokur fokur kaynar. Ceket giyip ciddi konuşmalar yapan türün içi aslında sürekli çalışan bir fermentasyon tankıdır.

Ama insan bütün bunları unutmayı tercih eder. Çünkü gerçek biraz utandırıcıdır. İnsan kendini yıldızlara bakan bir varlık olarak görmek ister. Halbuki aynı anda bağırsaklarında milyonlarca bakteriyle ortak yaşam kurmuş bir canlıdır. İnsan yalnız değildir; içinde koca bir mikroskobik nüfus taşır.

Şehirler de çok farklı değildir. Kanalizasyon boruları yeraltında akar. Çöp kamyonları sabahları sokaklardan pislik toplar. Fabrikalar duman kusar. Şehir aslında dev bir organizmadır: yollar damar, kanalizasyon bağırsak, çöplük mide. İnsan kendi bedeninin büyütülmüş bir kopyasında yaşar ama buna “uygarlık” demeyi tercih eder.

En komik taraf şu: İnsan bütün bu biyolojik karmaşanın ortasında kendini evrenin merkezi sanır. Kravat takar, kürsüye çıkar, büyük cümleler kurar. Sanki içinde sürekli çalışan bir sindirim makinesi yokmuş gibi davranır. Oysa gerçek oldukça kaba bir cümleyle özetlenebilir: İnsan düşündüğü kadar kutsal değil, düşündüğünden biraz daha et ve kimyadan ibarettir.

İnsanlık tarihi aslında biraz da bu gerçeği saklama çabasıdır. Parfümler, sabunlar, mimari, sanat… hepsi aynı şeyin etrafında döner: insanın kendi biyolojisini biraz daha katlanılabilir göstermek. Ama gerçek saklanmaz. Vücut hatırlatır. Açlık hatırlatır. Hastalık hatırlatır. Bir mide ağrısı bütün felsefeyi susturabilir.

Sonunda insan şu gerçekle yüzleşmek zorunda kalır:
kafasının içinde evreni düşünebilen bir zihin vardır, ama aynı kafanın altında son derece sıradan bir organizma çalışır.

İnsan hem yıldızlara bakar hem de sindirir.
Hem şiir yazar hem de gaz çıkarır.

Belki de insanı gerçekten komik yapan şey budur:
Bu kadar biyolojik bir varlığın hâlâ kendini çok önemli sanması.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (10)

5.0

100% (10)

Anatomi dersinde insanlık Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Anatomi dersinde insanlık yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Anatomi Dersinde İnsanlık yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Ferda,ca
Ferda,ca, @ferda-ca
10.3.2026 22:24:45
5 puan verdi
İnsanlığın hem yüceliğini hem de sıradanlığını aynı anda gösteren, hem düşündüren hem güldüren bir realizm ve mizah metni. 🍂

Bir sene ağır hasta baktım evimde.Bagirsakta torba,sonda ağır yaralar.O zaman çok düşündüm.Bagirsagin o kokusu üstü kapalı algilamiyoruz .Günde üc dört defa torba değişirken kullandığım eldiven,bir temizlikte yarım paket ıslak mendil,parfümler sadece bağırsak içindi.Ayrica evi havalandırmak icin makina.Sondanin torbasını bir kaba koyuyorsunuz ve gece bile camasir suyu kullanmak zorunda kalmaniz..Bunu yaşamam dış giysinin (tenimizin ) ne kadar değersiz olduğunu dúsündürdü bana.Maneviyatim daha arttı.Zaman zaman da bu kadar ince bir yaratılışı sorguladım.
Biz zitliklarin toplamiyíz insan olarak.

Tebrik ediyorum gün seckinizi.

Saygılarımla ✍🏻📘💐

neneh.
neneh., @neneh-
10.3.2026 18:12:17
5 puan verdi
Ete-kemiğe bürünenden hiç bahsedilmemiş.Demek ki hiçliği fark etmek gerek.Zaten belirmiş .Anatomi dersinde diye.Tıpkı bacasız fabrika.Ama ibare insanlık değil insan.İnsanlığın tanımı değil.Tıp talebeleri işte bu yönüyle hayata reel bakabiliyor olmalı.Kutluyorum başarınızı ve emeği.Sağlıcakla.Saygıyla.

neneh. tarafından 10.3.2026 18:15:36 zamanında düzenlenmiştir.
andelip
andelip, @andelip
10.3.2026 15:44:51
İnsan gerçekten de beden yönüyle zayıf ve biyolojik bir varlıktır;
acıkır, hastalanır, bir mükroba yenilir ve ölür.

Fakat insanı sadece et ve kimyaya indirgemek de hakikatin yarısını görmemektir.
Çünkü insan aynı zamanda akıl, vicdan ve anlam arayışı taşıyan bir varlıktır.
Kur’an’ın ifadesiyle insan “ahseni takvîm üzere” yaratılmıştır; yani potansiyel olarak en güzel kıvamda.
İnsan ne tamamen kutsal ne de tamamen sıradan bir biyolojik makinedir.
Onun değeri, beden ile ruh arasındaki bu hassas dengede ortaya çıkar.

İslâm’ın insan anlayışı şu dengeyi kurar:

İnsan küçümsenecek kadar basit değildir,
ama ilahlaştırılacak kadar yüce de değildir.

Bir İslâm düşünürü bunu şöyle özetler:

“İnsan beden yönüyle topraktan,
ruh yönüyle ilâhî nefhadandır.”

zira herşey biyolojik ortam ve kimyasak reaksiyonlarla izah edemeyiz..
mesela;

Ahlâk, Anlama ve kavrama, sanatkarlık, konuşma, iman inanç, düşünmek, edep ve haya, adalet, ve duygu gibi birçok latife sayabiliriz..

Hz. Ali'ye (r.a.) atfedilen bu derin söz de, "Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, ama en büyük âlem sende gizlidir."
İnsanın fiziksel olarak küçük ve aciz görünse de manevi ve potansiyel açıdan tüm kâinatı (makrokozmos) içinde barındıran bir "mikrokozmos" olduğunu vurgular.
İnsan, evrenin bir özeti ve yansımasıdır; kendi hakikatini keşfettiğinde en büyük âlemi onda bulabilirsin..
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
10.3.2026 09:58:24
5 puan verdi
varlığını diğer canlıların varlığına atamayan insanlığın insanlığı yok demektir kutluyorum anlamlı bir çalışma
Nâfiz BASAN
Nâfiz BASAN, @nfizbasan
10.3.2026 05:37:21
5 puan verdi

İnsan en çok neyi ve neresini kullanıyorsa odur. O kadardır.

Okumuştum bir gün îsevî kavî bir kalemden;
"Biz nesneden ibâret olup içinde kutsal özne taşıyan varlık mıyız, yoksa aslen özne olup nesnede hapsolan kutsal varlık mıyız?"

Nerden nereye bakarsak oyuz (gâlibâ). O kadarız.

Hani rivâyet odur ki; Mevlânâ Hz.leri Mesnevî'sini yazdıktan sonra Yûnus dedeme gösterir ve sorar:
"Nasıl buldun, beğendin mi, olmuş mu?" diye.
Yûnus'da: "Olmuş Hüdâvendigâr, olmuş da biraz uzun tutmuşsun. Ben olsam kısa keserdim;
"Ete kemiğe büründüm, Yûnus olarak göründüm" derdim." diye cevap vermiş.

Şâir bey/Şâire hanım...
Sayın Bağırsak Filozofu/Anatomi Profesörü, sen de biraz uzatmışsın gibime geldi. Kısaca kazurat i'mâl eden bir têsistir derdin ve bizde geri-sini anlardık. 🤐

Bu arada, Tanrısal bir kimliğin arkasına saklanan da aynı prosedüre mahkûm. 😜

Filozofun birine de sormuşlar ya: "İki-iki kaç eder?" diye.
Filozofun eli saçlarının arasında biraz dolaştıktan sonra: "Üç ile beş'in arasında yer alır." demiş. Seninki de onun hesâbı...

Kim bilir, belki de okurların uzatmaları seviyor.
Her şeye rağmen -öyle inanıyorum ki- Defter'de büyük farkla en çok okunan "Hatip"sin. 🪬

Kaleminin kudretine hürmet göstermemek elde değil. "Kalemine has o sarsıcı bilgeliği" kast ediyorum tabî ki. ♨️

Bu vesîle ile özenti Filozof da saygılarını arz eder ve esenlikler diler...
Etkili Yorum
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN , @cemre-ymn
10.3.2026 01:21:07
İnsan bedeninin o kaba ve dürüst gerçekliğini, en romantik anların bile mide asidinde sonlanan o kaçınılmaz kaderini muazzam bir realist bakış açısıyla işlemişsiniz. Filozoflardan en büyük düşünürlere kadar herkesi aynı biyolojik çizgide eşitleyen bu vakur ve melankolik saptamanız, kaleminize has o sarsıcı bilgeliği çok güçlü yansıtıyor. Hayatın bu "karanlık fabrikasını" böylesine yalın bir dille resmettiğiniz için sizi gönülden tebrik ediyorum.
Etkili Yorum
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn, @sulecannn
10.3.2026 00:39:03
5 puan verdi
Çok güzeldi, inkar edilemeyecek kadar gerçeklik payı vardı ve okuyanın sindirmesi gerekecek kadar da yüzleşme içeriyordu evet. Ve aynı insan bütün bu yanlarıyla diğer insanlara, ülkelere tahakkümde bulunabiliyordu. Zenginlik, statü, prestij derken kendini unutabiliyordu. Çok doğru ne diyeyim. Yazım, imla yönüyle hem hem de içerik yönüyle gayet güzel bir yazıydı. Çokça tebrik ediyorum sayın godmask. Selamlar, saygılar, sağlıkla hep.
Etkili Yorum
Tüya
Tüya, @tuya
9.3.2026 20:47:40
Söz etmekten kaçınılan, görmezden gelinen; hatta üzerinde düşünüldüğünde, iğreti ve utançla çarçabuk üzerinden geçilen, doğal ve gerçek yanımız...
Paradoksal olan, hayvanların, börtü böceklerin bu özellikleri alabildiğine doğal gelirken insana; Kendimiz söz konusu olduğunda, bilinçaltına yerleşen bir mekanizmayla, çarçabuk bireysel sansürden geçeriz. "medeni"leşiriz; çünkü "ahlak", öğretiler, tabular, kültürel miras, bunu gerektirir (özellikle kadınlar sıkıntıyı çeker) .
Oysa Çin'de, topluluk içinde gaz çıkarmak, geyirmek hiç tabu değildir. örneğin. Eski medeniyetlerde (örn Yunan) doğada yanyana oturularak bağırsaklar boşaltılırmış ve aynı zamanda sohbetler, felsefi tartışmalar sürmüştür...
Benim bulunduğum coğrafyada, ana okul yıllarında başlanır biyoloji ve fizik bilgisi verilmeye. Yani tabu olarak görülmediği gibi, önemli ve gereklik kazanır insan bedeninin nasıl işlediği bilgisi...

Yine fark yarattınız, yalın ve güzel kaleminizle, sevgili Godmask.

Kutlarım,
Çok saygımla.



© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL