2
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
206
Okunma

Kamil Bey
Nergis eve vardığında babası merakla bekliyordu… Derhal kızına sarıldı ve
“Nerelerde kaldın kızım?” dedi. “Meraktan ölecektim.”
Bir süre öyle sarılıp ağlaştılar… Sonra Nergis boş duran kanepeye oturdu. Babası da yanına oturup elini omuzuna attı ve:
“Anlat kızım, seni dinliyorum,” dedi.
“Babacığım sakince dinle lütfen,” dedi. “Bana hiç kötü bir şey olmadı, çünkü beni kaçıranlar kötü insanlar değildi!”
“Kaçıranlar mı?” dedi şaşkınlıkla. “Benim kızımı kaçıracaklar ve o kaçıranlar kötü insanlar olmayacak! Bu nasıl bir mantık?”
“Babacığım, onlar bana bir şey yapmadılar,” dedi Nergis. “Ama isterlerse yaparlardı. Şimdi lütfen sözümü kesme de başımdan geçenleri anlatayım.”
“Tamam!” dedi babası. “Anlat, seni dinliyorum!”
Nergis başından geçenleri tek tek anlattı. Söz verdiği gibi babası hiç sesini çıkarmadı. Ama Nergis’in öyküsü biter bitmez de;
“Yani şimdi benim o serserilere yardım edeceğimi mi düşünüyorsun!” dedi onları küçümseyerek…
“Ama ben onlara yardım etmek istiyorum,” dedi Nergis. “Dünya yalnızca bizim etrafımızda dönmüyor babacığım. Şimdiye kadar ne için yaşadığımı bilmiyorum. Ama bundan sonra bir şeye yaramış olmanın mutluluğunu yaşayalım lütfen,” dedi ve devam etti…
“Hani senin prensesindim. Koklamaya kıyamadığındım… Benim için canını verirdin…”
Gözleri yaşaran Nergis gözlerini bir peçeteyle sildikten sonra devam etti.
“Basını da çağırırsın, şirketinin reklamı olur,” dedi. “Biliyorsun ki bizim ürünlerimiz sıradan halkı ilgilendirir ve bizim halkımız da yufka yürekli ve vicdanlıdır. Böyle bir yardımı yaparsan onların gözünde yücelirsin.” ve devam etti…
“Hani bana hep öğütler verirdin bir zaman, ‘Varlığın kıymetini bil, ben bunları kazanabilmek için ne emek harcadım, ne yokluklar çektim bilsen!’ derdin. İşte o insanlarla karşılaştım baba. Bir zamanlar senin de olduğun gibi emeğinden başka varlığı olmayan ama yürekleri sevgi dolu insanlar”
“Tamam kızım,” dedi Kamil Bey. “Sen yorgunsundur. Yemeğini ye ve yat dinlen. Seni asla kıramam. İçin rahat olsun.”
Nergis kalktı ve babasına sarıldı;
“Seni seviyorum babacığım” dedi ve yanağına bir öpücük kondurarak yanından ayrıldı.
Bu reklam işi Kamil Bey’in ilgisini çekmişti. Avukatları Nermin Hanım’ı arayarak görüşünü almak istedi ama tam aramak üzereyken durdu ve tekrar düşünmeye başladı. Bir yandan gerçekten bu reklam üzerine itibarının artacağını ve işlerinin daha iyiye gideceğini düşünürken bir yandan da kızının sevgisini, şefkatini kazanan o insanların aczinden yararlanmanın rahatsızlığını hissediyordu.
Evet, kızını asla kıramazdı…
Onu çok seviyordu…
Onu hep el üstünde tutacağına söz vermişti rahmetli eşine…
Ve eğer, bu işi reklam etmeden yaparsa…
Evet…
İşte o zaman kızı çok daha mutlu olacaktı…
Sabaha kadar düşündü ve reklam işinden vazgeçti.
Sabah uyanır uyanmaz Nergis salona girdi. Babası oturmuş onu bekliyordu.
“Günaydın babacığım,” dedi. “Basına haber verdin mi?”
“Hayır, kızım,” dedi Kamil Bey. “Gerek görmedim!”
Nergis şaşkın;
“Babacığım yoksa vaz mı geçtin onlara yardım etmekten?” diye sordu.
“Hayır, kızım,” dedi Kamil Bey. “yalnızca basına haber vermeye gerek görmedim,” dedi ve devam etti;
“Bu işi kimseye duyurmadan yapacağız.”
Nergis duyduğuna inanamadı önce…
“Babacığım, tamamen karşılıksız mı?” dedi.
“Evet,” dedi Kamil Bey. “Tamamen karşılıksız… Sağ elimizin verdiğini sol elimiz görmeyecek. Bir sen bileceksin, bir ben, bir de avukatımız Nermin Hanım ve tabi ki bir de o aile.”
“Biliyor musun kızım,” dedi Kamil Bey, “eğer yaşasaydı annen de böyle olmasını ister, bizimle onur duyardı.”
Nergis derhal kalktı ve babasına sarıldı…
“Babacığım,” dedi, “ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Seninle nasıl gurur duyuyorum bilemezsin!”
“Nermin Hanım’a haber verdim,” dedi Kamil Bey. “Onunla gidip işlemleri birlikte halledeceksiniz.”
(Sürecek, Gelecek bölüm: İşlemler)
Kadir Tozlu
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.