0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
1845
Okunma
ÖZGELİŞİM ANLAMA VE ANLATMA
Sevgili özgelişim yolcusu dostum,
Son zamanlarda yaşadıklarım gene sana mektup konusu oldu.
İnsanlar eskiden de böyleydi ama sanırım son zamanlarda bu tutum arttı mı ? Yoksa bana mı öyle geliyor karar veremedim.
Sevgili özgelişim yolcusu dostum,
İnsanlar hep anlaşılmayı istiyor ama muhataplarını hiç anlamak istemiyorlar ve başkalarına da doğru anlatmıyorlar. Sorsan “gerektikçe anlatıyoruz” derler. Ama bunu da yapmazlar. İnsan dostunun anlaşılmadığı yerde orada bulunanlara onu doğru anlatmak zorunda. Ama anlamak istemezlerse de tabii ki onun suçu değil. Hiçbir zaman fikirlerimizi , en yakınlarımız dahil, kimseye anlatamayız. İnsan da saygı yoksa ne anlayabilir ne de anlatabilir kendini ve çevresini.
Sevgili dostum,
İnsanın muhatabına her türlü seviyesiz sözü söyleyip de, tepki gördüğü zaman da “ sen şakadan anlamıyorsun” diyerek gene seni suçlaması ve bunda da ısrar etmesi insanın seviyesizliğini göstermez mi? Velev ki dünya ünvanları ne olursa olsun.
Sevgili dostum,
Bir insana kitap hediye ettiğimizde “şuna da hediye et, buna da hediye et” diyerek seviyesizliğini göstermesi de üzücü. Çünkü kime ne hediye edeceğimizi hediyeleşmeyi seven ve bu hediyeleşme kültürünün yaygınlaşması için çabalayan bizler biliriz değil mi ?Onlara “kime kitap hediye edelim?” diye sorarsak söylemeleri gerekmez mi ? O kadar hediye etmek isteyen satın alıp da kendi hediye etsin. O zaman hem kendine , hem hediye ettiği insana hem de binbir emekle eseri ortaya koyan yazara faydalı olmuş olur. Bizler başkalarına “şuna şunu, buna bunu hediye et” diye dayatmada bulunmuyoruz değil mi ? Sen de istediğine bizzat satın alarak hediye ediyorsun.
Sevgili dostum,
İnsanları anlamak zor gibi gelir ama anlamak bir bilgi ve kültür meselesidir. Herkes her şeyi anlayamaz. Bizde genelde insanın değeri ölünce veya fırsatlar göz göre göre elden gidince anlaşılır.
Sevgili dostum özgelişim yolcusu,
Özgelişimin değeri burada ortaya çıkıyor, “ben özgelişim neferi olarak başkalarını anlamaya çalışıyorum, muhatabım isterse anlasın istemese anlamasın beni” diye senin gibi düşünenler de önce anlamaya sonra anlaşılmaya bırakırlar kendilerini. Çünkü anlamak bizim yapabileceğimiz şey, anlaşılmak ise muhatabımızın sorunu.
Hatayı muhatapta aramak genelde yapılan bir şey. Bu sorunu başkalarına atınca kendimiz sorunu çözmüş olmuyoruz. Tersine muhatabımızın bizden uzaklaşmasına sebep olurken ondan daha çok faydalanma imkanını da elimizden kaçırmış oluyoruz. Genelde insan en yakınlarından faydalanamıyor çoğu zaman. Çünkü bilgili ve kültürlü insanlara “varsayımla hareket eden insanlar” olarak bakıyor insanların çoğu. Ya sen dediğimizde “ben gerçekleri anlatıyorum “ diyerek dedkoduya dalıyorlar çok zaman. Ben de sen de çoğu zaman “onları gerçekleri ile başbaşa bırakarak” daha çok bilgi sahibi olmak için kitaplara ve sosyal medyadan seçtiğimiz faydalı sayfalara yönelerek daha çok özgelişim içinde olmak insana huzur ve mutluluk vermiyor mu ? İşte senn de bu yönüne hayran oluyor “iyi ki özgelişimi doğru anlayan ve yaşayan dostum var” diyerek hep senle gurur duyuyorum.
Sevgili dostum özgelişim neferi,
İmkanı olmayandan veya yapamayacağı işi bir insandan istemek akıl noksanlığı, yapabileceği bir şeyi yapmak istememek de cimrilik ve nankörlüktür. Hep kendine destek olunmasını istemek ama imkanı olduğu halde en yakınlarına bile destek olmamak ise “mega nankörkük ve cimriliktir” ben bu mega nankörlerden uzak durmaya bakarım. O zaman insan daha huzurlu olur. Muhatabını değersizleştirmek için durmadan konuşmasına müdehale etmek ya da “yanıma gemiyorsun hiç” gibi kendini ziyaret edilecek evliya gibi görmek de bir nevi ruh hastalığı değil mi sence. ? Önce anlamaya ve yardım etmeye bak. Sonra anlaşılmaya. Anlaşılmıyorsan da bari insanı saçma ve üzücü söz ve davranışlarınla incitme.
Sevgili dostum,
Bence dünyayı çekilmez hale getirenler nankör ve cimri insanlar. O kadar nimete rağmen oturup ağlayanlar, sonra da başkasına verilen mimeti kıskanarak “ bu kadar serveti de nereden yaptı” diye dedikodu edenlerdir. “Ya adam çalışıyor ve kazanıyor , takdir edecek yerde neye kıskanıyorsun” dediğimiz de kötü olan biz oluruz değil mi ? Çalışıp kazanan ve çevresine de imkanı nispetinde inanarak yardım eden insanlara ne mutlu.
Sevgili dostum,
Dünyada başkalarına faydalı olmak yerine başkalarını gereksiz ve hatta rahatsız edici tacizkar şakalar ile güya eğlendirdiğini zanneden insanlara ne kadar acırım. “Elini uzatamadığın insana bari dilini uzatma, kara kalbinin karasını bulaştırma” diyesi geliyor insanın.
Sevgili dıstum,
İnsana yardım sadece laf ile olmuyor. “Laf ile peynir gemisi yürümez” demişler. Ben de “laf ile özgelişim , anlama ve anlatma olmaz” diyorum inanarak gönül huzuru ile maddi ve manevi yardımcı olmak ile olur. Yazmakla da olmuyor. Uygulamak lazım ama ben inanarak yazıyorum ve sen inanarak okuyorsun. Bunu sadece yazılar ile sınırlı tutmuyor, bize değer verene , yanımıza gelene muhatap olana çam sakızı çoban armağanı defter kalem ve benzeri eğitim aletleri ile destekliyoruz. Ama hep ayağına bekleyene ne yapabiliriz ki.? Nasıl herkese yetişebiliriz ki ?
Sevgili dostum,
Yardım denince kimi yiyecek anlar, kimi dua imkanı ölçüsünde kimi tatlı söz, kimi eğitim, kitap herkes sevdiğini paylaşır. İnfak da “sevdiğinden en iyisini vermek” demek değil mi ? Hep düşünürüm de cimriler dünyada az olsaydı mutlaka hediyeleşmeyi sevenler sayesinde insanlar hem fakirlik hem de okumak isteyene sunulan kitaplar sayesinde cahilllik daha az olurdu dünyada. Köylerde okumak isteyip de kitap bulamayan çocuklara imkanım olsa en güzel kitapları ulaştırırdım. Onları anlamak geleceğimizi daha merhametli ve şefkatli bilgili yapmak demek benim için Özgelişimin ana felsefesi bu değil mi ?
Sevgili dostum,
Seninle özgelişimi konuşmak, yazmak benim en sevdiğim şey hayatta. Sen de beni anlıyor ve doğru anlatıyorsun. Bir insanı doğru anlamak demek güzel dostluğun başlaması ve deva ettirilmesi demek bu da bence kelebek etkisi yapar, dünya daha adil merhametli şefkatli ve bilgi ve sevginin daha çok paylaşıldığı bir dünyaya , savaşların azaldığı “özgelişim dünyasına” dönüşmesine adım atmak demek. Sen anladın. Anlatacaksın. Varsın anlamamakta inat eden de öyle kalsın ama biz onları şımarıklıkları ile kabalık ve cahillikleri ile kabul etmek zorunda değlliz. Çünkü isterseler onlarda iyi insan olabilirler ama Olmak istemeyene de hoşgörü olmaz.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.