Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar, bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak... uzaklardan gelip geçerken, kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar o kadar. orman bütün sessizliğiyle yine yalnız duracak orada... ı.kant
andelip
andelip

Cismaniyeti bırakıp, Kalp ve ruhun derece-i hayatına girmek.

Yorum

Cismaniyeti bırakıp, Kalp ve ruhun derece-i hayatına girmek.

( 13 kişi )

17

Yorum

32

Beğeni

5,0

Puan

416

Okunma

Okuduğunuz yazı 8.3.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Cismaniyeti bırakıp, Kalp ve ruhun derece-i hayatına girmek.

İnsan, varlık ağacının en müstesna meyvesidir. O’nun yaratılışı yalnız maddî bir bedenle sınırlı değildir; kalp, ruh, akıl ve vicdan gibi latifelerle donatılmıştır. Bu yüzden insanın hayatı da tek katmanlı değildir. Bir yönü toprağa, diğer yönü semaya uzanır.
İnsan eğer yalnız cismaniyetin dar çerçevesinde yaşarsa hakiki mahiyetini tam olarak idrak edemez. Fakat kalbin ve ruhun ufkuna yöneldiğinde, hayatın anlamı daha geniş ve derin bir boyutta tecelli eder.
Aşağıdaki satırlar, insanın maddî olandan manevî olana doğru, kalben ve ruhen yaptığı yolculuğu anlamaya dair bir tefekkür denemesidir.


İnsan, varlık âleminde yalnızca et ve kemikten ibaret bir beden değildir. O, maddî tarafı ile toprağa bağlı; manevî yönü ile semaya açık bir varlıktır.
Bu sebeple insanın hayatı iki ayrı katmanda devam eder: biri cismaniyetin ağır ve sınırlı dünyası, diğeri ise kalp ve ruhun latif ve geniş ufkudur.
“Cismaniyeti bırakıp kalp ve ruhun derece-i hayatına girmek” ifadesi, işte bu iki hayat mertebesi arasındaki geçişi anlatan derin bir hakikati dile getirir.

Cismaniyet, insanın maddî yönünü temsil eder. Bedenin ihtiyaçları, dünyevî arzular, geçici hevesler ve zahirî meşguliyetler bu mertebenin içinde yer alır. İnsan bütün varlığını yalnızca bu seviyeye indirgediğinde hayat daralır; ruh sıkışır ve kalp hakiki huzuru bulamaz.
Çünkü cismanî hayat, geçiciliğin ve sınırlılığın hüküm sürdüğü bir alandır. Beden yorulur, zaman eskir, dünya değişir ve sonunda her şey faniliğin perdesi arkasına çekilir.
Kalp ve ruhun hayatı ise bambaşka bir ufuk açar. Bu mertebede insan, varlığı yalnız görünen yüzüyle değil, anlamı ve hikmetiyle kavramaya başlar.
Kalp tefekkürle genişler, ruh ise hakikate yöneldikçe incelir ve derinleşir. Böyle bir hayat, yalnız yaşamak değil; idrak etmek, anlamak ve varlıkla uyum içinde olmak demektir. İnsan bu mertebeye ulaştıkça kâinatın yalnız maddî bir düzen değil, aynı zamanda ilahî hikmetin tecelli ettiği bir kitap olduğunu fark eder.

Kalp ve ruhun hayatına girmek, dünyadan tamamen kopmak anlamına gelmez. Aksine insanın dünyayı daha doğru bir bakışla değerlendirmesini sağlar. Bu bakışta eşya, yalnızca kullanılacak bir nesne değil; ibret alınacak bir işaret hâline gelir.
Bir dağın heybetinde kudret, bir çiçeğin zarafetinde sanat, bir insanın yüzünde rahmet okunur. Böylece insan, varlıkla mücadele eden bir yolcu olmaktan çıkar; onu anlamaya çalışan bir şahit hâline gelir.

Bu mertebeye ulaşmanın yolu ise kalbin arınmasından geçer. Hırsın, kibrin, kıskançlığın ve bencilliğin gölgesi altında kalan bir kalp hakikati açıkça göremez. Fakat tevazu, şükür ve tefekkür ile beslenen bir gönül giderek berraklaşır.
İşte o zaman insanın iç dünyasında yeni bir hayat başlar. Bu hayat, dışarıdan bakıldığında görünmeyebilir; fakat içten içe insanı aydınlatan bir nur gibi büyür.

Ruhun hayatına yaklaşan insan, olaylara farklı bir gözle bakmaya başlar. Zorlukları yalnız bir yük olarak değil, olgunlaşmanın bir vesilesi olarak görür. Sevinçleri ise geçici bir sarhoşluk değil, şükürle karşılanacak bir nimet olarak değerlendirir. Böylece hayatın inişleri ve çıkışları arasında daha dengeli, daha huzurlu bir duruş kazanır.

Sonuç olarak, cismaniyeti bırakıp kalp ve ruhun derece-i hayatına girmek, insanın varlığını daha yüksek bir anlam düzeyine taşımasıdır.
Bu yol, maddeden manaya; dar olandan geniş olana doğru yapılan bir yolculuktur. İnsan bu yolculukta kendini, kâinatı ve nihayetinde hakikati daha derinden tanımaya başlar.
Çünkü kalp uyandığında ve ruh derinleştiğinde, hayat yalnız yaşanan bir süreç olmaktan çıkar; idrak edilen bir hikmete dönüşür.

Maddeden el çekip ruh yoluna düşen gönül,
Dar âlemden geçip bulur bî-nihâyet menzil.

Cismini terk eden erer ma‘nâ bahârına,
Uyanırsa kalp açılır sırlar her anına.

Dar sandığın bu âlem olur perde-i nihân,
Ruh uyanınca görünür her zerrede cihân.

Kalp gözüyle bakana kâinat bir kitaptır,
Her harfinde hikmet var, her satırı hitaptır.

İnsan önce kendine sonra Hakk’a yol bulur,
Kalp saflaşınca her şey nur içinde yol alır.


…andelip…

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (13)

5.0

100% (13)

Cismaniyeti bırakıp, kalp ve ruhun derece-i hayatına girmek. Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Cismaniyeti bırakıp, kalp ve ruhun derece-i hayatına girmek. yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Cismaniyeti bırakıp, Kalp ve ruhun derece-i hayatına girmek. yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
elif.kurt
elif.kurt, @elif-kurt
9.3.2026 10:22:16
5 puan verdi
hani başımıza bir olumsuzluk gelir karalar bağlarız , sızlanırız ve can çekişiriz ancak bir gün gelir ki o olaya şükrederiz ya da bazan öyle çok isteriz ki bazı şeyleri olmadığı halde ısrarla oldurmaya çalışırız ama zaman yine bize onun olmamasında ki hikmeti gösterir,

cismaniyet öyle bir hal almış ki ruhumuzda ahireti unutturacak kadar , ne ile uğraşırsak onun kulu oluyoruz adeta kaba tabirle, işte bu tarz küçük hatırlatmalar bizi semaya döndürüyor,

hepimiz bu dünyaya geliş amacımızı ve imtihan olduğunu bildiğimiz halde , günün koşturmacası ve monotonluğu ve teknolojik aletlerle adeta hatırlamıyoruz bile çoğu zaman.

kalp ve ruh sürekli beslenmek istiyor aç, biz onları dünya ile doyurmaya kalktığımızda sonu hep hüsran ve acı, taki gerçek sahibine döndüğümüzde her olayda ki hikmeti görüyor ve her olayda O'na sığınıyoruz, bu insanın dünyaya ve yaşamaya karşı yaşanan zorluklara karşı direncini arttırıyor, çünkü teslimiyet var , teslimiyet ise bütün yükleri sahibine bırakmak insan işte o zaman gerçekten özgür olur.
aksi halinde derin yaralarla sabrını ve gücünü tez zamanda bitirdiği bir dünya yolculuğunda cinnetler belki.

yazı insanı düşündüren ve yüreğine bir yol çizen satırlarla bezenmişti, tebrik ederim sevgi ve saygı ile.
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
9.3.2026 20:01:54
5 puan verdi
güzel bir çalışma kutluyorum
Meyzem
Meyzem, @meyzem
9.3.2026 19:51:06
Üstadım tebrik ederim
Kalemin daim olsun
Çok başarılı manalı bir çalışma olmuş
Saygılarımla
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn, @sulecannn
9.3.2026 14:49:21
5 puan verdi
Merhaba sayın andelip. Tasavvuf kokulu yazını ve kalemini tebrik ediyorum. En içten selamlarımla. Saygılar, sağlıkla.
Etkili Yorum
çiftçi
çiftçi, @ciftci1
9.3.2026 12:52:53
CİSMANİYETTEN İNSANİYETE
İnsan bedeni bir kalıp, koruyucu bir sandık, ruhun ve kalbin kafesidir.
Akıl ise mihmandarı, göreni, düşüneni, anlayanı, çözeni, çare ve çözüm bulanı; iyiden kötüyü, yanlıştan doğruyu, acıdan tatlıyı, öfkeden sakini, kabadan salihi, cahilden âkili ve daha nice olumsuz zıtlıklardan olumluyu ayıran ve insana insani bir yol gösteren İlahi bir güç ve tükenmez bir kaynaktır.
Akıl, bedenin komuta merkezi, bilgi birikiminin ana bilgisayarı; ruh, insanı insan yapan hissiyat, anlayış, içtenlik, sıcaklık, darlık, rahatlık, birlik, bütünlük merkezidir.
Kalp mi?
Sevgi, ilgi, heyecan, mutluluk, acı, ağrı, enerji; dostluk, arkadaşlık…
Kalp, bedenin motoru; akıl motorun beynidir.
Sadece bedenimize bakıp ruhumuzu bir kenara bırakırsak ruhsuzlaşır; bir robottan, bir eşyadan, bir cisimden farkımız kalmaz, basit bir maddeden ibaret oluruz.
İşte bu noktada komuta merkezimiz yani akıl devreye girer. Kalbin güzelliğe, ruhun inceliğe ihtiyaç duyduğunu adeta bedene, bize emreder. Bedenin ihtiyaçlarını karşıladığın gibi, ruhun ve kalbin ihtiyaçlarının da karşılanması için bize yeni yollar, yeni ufuklar gösterir.
Önce kendini tanı der.
Sonra çevreni tanı.
Daha sonra kendini tamamla, kâmil ol der.
Yaratılmışların hepsini görür gözle gör ve tanı. Neden ve nasıl yaratıldıklarını düşün ve anla.
Tabiatı en küçük canlısından en büyük olanına kadar gör, düşün, araştır, tahlil et ve yaratılış sebebini öğren, der.
Hiçbir şeyin amaçsız, sebepsiz yaratılmadığının farkına var ki, kendinin ne olduğunu, kim olduğunu anlayabilesin.
Televizyonu yapan el, enerjisiz çalışmayacağını bilen de akıldır. Yani bir sistem üzerine kurgulanmıştır bu alet. Ya insanı ve tabiattaki bütün canlı ve cansız varlıkları yaratan el ve sistematiği yerleştiren akıl ve güç nedir?
İşte bu noktaya ulaşan akıl, gerçeğe giden yolu da bulmuş demektir.
Kalbin ve ruhun ihtiyaçlarını gidermek için yola çıkıldığında gerçeğe ermenin hazzına ve zevkine de erişmiş olur insan.
Konu derin, geniş, derya.
Tasavvufa girmeyeyim.
Allah, hepimize aklını doğru kullanmayı, kalpten sevmeyi, ruhen engin olmayı nasip eylesin.
Güzel ve anlamlı yazınız için teşekkürler değerli Andelip.
En içten sevgi, saygı ve selamlarımla.

9 Mart 2026 - Çiftçi
Murat Kahraman Murâdî
Murat Kahraman Murâdî, @murat-kahraman-mur-d
9.3.2026 12:36:40
5 puan verdi
👏👏👏👏👏👏

İşte "Merdüm-i dîde-i ekvân" olan insan bu;

Bir dağın heybetinde kudret, bir çiçeğin zarafetinde sanat, bir insanın yüzünde rahmet okunur. Böylece insan, varlıkla mücadele eden bir yolcu olmaktan çıkar; onu anlamaya çalışan bir şahit hâline gelir.

Kalemine yüreğine sağlık Üstadım.
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy, @gulum-camlisoy
9.3.2026 11:53:05
5 puan verdi
Çok değerli Seçki Kuruluna teşekkür ederim bir edebiyat aşığı olarak

Daha çok insana ulaşması adına çok sevindim yazınızın.

Hayli yoğun bir gündem var iken başımda gözümden kaçmış bu muhteşem anlatım.

Tebrik ve teşekkür ederim dost yazarım


Sonsuz selam saygı sevgilerimle
Larmina.
Larmina., @larmina-
9.3.2026 07:26:11
Keşke biraz daha kendimize kalabilsek şu yaşamin koşuturmasinda
Anlık huzuru yaşadım okurken
Birşeyler eksik farkındayız da işte

Çok ifade edemediğim farkındayım
Zaman ve zamansızlık içinde yazıyorum

Tebrikler
/ yüRekTen
/ yüRekTen, @-yurekten
9.3.2026 06:48:33

yolun, insanı insan-ı kâmil olmaya çağırması ve nihayetinde insanın fenâ makamına yaklaşması.

ne güzeldi.
daha bu kadar olsa okurdum vallahi.

ma’rifet ve muhabbetle.
uzaklar
uzaklar, @patagon-b
9.3.2026 01:20:46
Ne mutlu, siz konuştunuz biz dinledik
Saygıyla, selamla
Merdümg.riz
Merdümg.riz, @merdumg-riz
9.3.2026 01:06:18
5 puan verdi
Tebrik ederim günün yazarını.
Sevgi ve saygılarımla değerli şairim...💐
Etkili Yorum
Merdümg.riz
Merdümg.riz, @merdumg-riz
8.3.2026 16:33:15
5 puan verdi
İnsana biraz yavaşlamayı ve kalbini dinlemeyi hatırlatan bu yazınız için sizi gönülden tebrik ediyorum. İnsan sadece dünya telaşına kapılıp bedenini beslediğinde anlık huzurlar yaşayabilir, ama bir süre sonra içi yine daralır. İnsan asıl huzuru istiyorsa kalbini ve ruhunu da beslemelidir. İşte o zaman içinde gerçek huzur vuku bulur ve insan gerçekten rahatlar.
Yüreğinize, kaleminize sağlık, değerli şairim.
Sonsuz sevgi ve saygılarımla...
ezgimedya
ezgimedya, @ezgimedya
8.3.2026 13:25:36
5 puan verdi
Tebrikler hocam...
Etkili Yorum
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
8.3.2026 13:12:48
5 puan verdi
Çok derin ve tefekkür dolu bir yazı olmuş. “Cismaniyeti bırakıp, kalp ve ruhun derece-i hayatına girmek” ifadesi, insanın maddî sınırlardan sıyrılıp manevî ufka yönelmesini çok güzel anlatıyor. Özellikle cismaniyetin geçiciliği ile ruhun genişliği arasındaki karşılaştırma, metne güçlü bir anlam katıyor.

Kısacası: İnsanın hakiki mahiyetini hatırlatan, kalp ve ruhun yolculuğunu derin bir bakışla dile getiren, maneviyatı ön plana çıkaran etkileyici bir eser. Kaleminize sağlık.
Özgeİdil
Özgeİdil, @ozgeidil
8.3.2026 12:53:17
5 puan verdi
Tebrikler dostum.
Eseri ve. Yazarı kutluyorum
Selam ve saygılarımı sunuyorum...
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
8.3.2026 12:44:12
5 puan verdi
Dizeler, haksızlığa ve sömürüye karşı öfkeyi ve halkın uyanışını kısa ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor. Müsadenizle iki beyitde benden;

Ten kafesin kırınca kuş misali uçar ruh,
Bâki olan âlemde bulur dâim bir fütuh.

Göz yumunca fâniye, kalp uyanır nûruna,
Menzil erer sonunda Hakk’ın huzûr turuna….Ebuzer Özkan

Yüreğinize sağlık, harika dizelerdi. Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve selamlarımla, esen kalın.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL