Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar, bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak... uzaklardan gelip geçerken, kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar o kadar. orman bütün sessizliğiyle yine yalnız duracak orada... ı.kant
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun

Ben Bin Dünya Verdim, O Gene Kendi Dünyasında

Yorum

Ben Bin Dünya Verdim, O Gene Kendi Dünyasında

( 9 kişi )

9

Yorum

14

Beğeni

5,0

Puan

272

Okunma

Ben Bin Dünya Verdim, O Gene Kendi Dünyasında

Ben Bin Dünya Verdim, O Gene Kendi Dünyasında


İnsan bazen düşünmeden edemiyor:
Bir kadına dünyanın bütün nimetlerini versen, saraylar sunsan, altınlar serip yollarına bıraksan… Acaba gerçekten onları ister mi?

Ben bin dünya verdim…
O gene kendi dünyasında kaldı.

Çünkü bir kadının dünyası sandığımız gibi büyük şehirlerden, yüksek binalardan, zengin sofralardan ibaret değildir. Onun dünyası çok daha farklıdır. Çok daha derindir. Çok daha anlamlıdır.

Bir kadının dünyası çoğu zaman küçücük bir evin içinde kurulur. Ama o evin içinde öyle büyük bir evren vardır ki; sevgi vardır, merhamet vardır, sabır vardır, dua vardır, fedakârlık vardır. Ve o evrenin merkezinde çoğu zaman bir anne bulunur.

Anne…

Bu kelime bile tek başına bir dünyadır aslında.

Kadın dediğin varlık, yaratılışının en ince yerinde merhamet taşıyan bir kalptir. O kalp, evlat dedi mi sınır tanımaz. Yorulmaz. Vazgeçmez. Eksilmez.

Bir kadın anne oldu mu artık onun için hayatın anlamı değişir. Dünyanın bütün yolları çocuklarının yoluna çıkar. Onların sevinci kendi sevinci olur. Onların acısı kendi acısından önce gelir.

Dünyayı versen de değişmez bu.

Çünkü bir kadının kalbinde kurduğu dünya başka hiçbir dünyaya benzemez.

Evlatları büyür…
Okula gider…
Hayata karışır…
Evlilikler olur…
Torunlar doğar…

Ama bir annenin kalbindeki o yer hiç değişmez.

Yetmiş yaşındaki evladına bile bakarken gözlerinde aynı şefkati görürsünüz. Saçları ağarmış bir adam bile annesinin yanında hâlâ çocuktur. Çünkü annelik zamana bağlı değildir. Annelik bir ömürdür.

Kadınlar bu dünyanın en sessiz kahramanlarıdır.

Onlar çoğu zaman alkış beklemezler. Yaptıklarını saymazlar. Fedakârlıklarını anlatmazlar. Sessizce yaparlar. Sessizce taşırlar.

Sabahın erken saatinde kalkıp evi toparlayan, çocuklarını hazırlayan, eşini yolcu eden, gün boyu çalışıp yine akşam eve geldiğinde sofrayı kuran…

Yorgun olduğunu söylemeden, “ben bittim” demeden, kimseye naz etmeden hayatı omuzlarında taşıyan nice kadın vardır.

Bazıları çalışır, ailesine katkı sağlar.
Bazıları evin içinde görünmeyen bir düzen kurar.

Ama hepsinin ortak bir tarafı vardır:
Aileyi ayakta tutmak.

Kadın bir evin kalbidir.

Kalp durursa beden yaşayamaz.
Kadın kırılırsa aile ayakta duramaz.

O yüzden kadın sadece bir birey değildir. Kadın birleştirendir. Kadın toplayandır. Kadın bağdır.

Tıpkı bir mıknatıs gibi…

Ailenin bütün parçalarını bir arada tutar. Bazen eşleri, bazen çocukları, bazen kardeşleri… Hatta bazen kırılmış kalpleri bile.

Bir sofranın etrafında insanları toplamak, bir evi yuva yapmak, bir hayatı anlamlı kılmak… İşte bunlar çoğu zaman bir kadının görünmeyen emeğidir.

Bir kadına dünyayı verseniz ne olur?

O yine akşam eve döner.
Çocuklarının sesini duymak ister.
Onların gülüşünü görmek ister.
Bir sofranın etrafında toplanmayı ister.

Çünkü onun dünyası oradadır.

Onun dünyası sevdiği insanlardır.

Kadınlar küçücük bir dünyanın içine kocaman bir hayat sığdırabilen varlıklardır.

Bir odanın içinde çocuklarının hayallerini büyütürler.
Bir mutfakta sevgi pişirirler.
Bir duanın içinde bütün aileyi saklarlar.

Bu yüzden kadınları sadece “eş” ya da “anne” olarak görmek eksik olur.

Kadın bir ruhtur.
Kadın bir merhamettir.
Kadın bir yuvadır.

Ve bazı insanlar dünyayı kurar…
Bazı insanlar ise dünyayı ayakta tutar.

Kadınlar işte o ikinci gruptadır.

Onlar dünyanın gürültüsünden çok kendi sessiz dünyalarını büyütürler. Ve o dünyanın içinde evlatlarını, eşlerini, torunlarını sevgiyle sarıp sarmalarlar.

Biz bazen onlara büyük hediyeler vermek isteriz. Büyük sözler söylemek isteriz. Büyük dünyalar sunmak isteriz.

Ama çoğu zaman unuttuğumuz bir şey vardır.

Onların zaten bir dünyası vardır.

Bir annenin kalbinde kurduğu dünya…

Sevgiyle örülmüş, fedakârlıkla büyümüş, merhametle ayakta duran bir dünya.

O yüzden insan bazen durup düşünmeli:

Biz gerçekten kadınlara dünya mı veriyoruz…
Yoksa onların kurduğu dünyada yaşamayı mı öğreniyoruz?

Çünkü hakikat şudur:

Kadınlar kutsaldır.
Analarımız baş tacımızdır.
Bacılarımız hürmet kapımızdır.

Onlar olmadan bir dünya düşünmek mümkün müdür?

Dünya olsa bile neye yarar ki?

Bir annenin duası yoksa…
Bir kadının merhameti yoksa…
Bir yuvanın sıcaklığı yoksa…

Dünya sadece taş ve topraktan ibaret kalır.

Ama bir kadın varsa…

İşte o zaman küçücük bir ev bile koca bir dünyaya dönüşür.

Biz ne kadar dünya verirsek verelim…

Onlar yine kendi dünyalarında kalırlar.

Çünkü o dünya;
sevginin, merhametin ve anneliğin kurduğu en güzel dünyadır.

ALİ RIZA COŞKUN

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (9)

5.0

100% (9)

Ben bin dünya verdim, o gene kendi dünyasında Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ben bin dünya verdim, o gene kendi dünyasında yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ben Bin Dünya Verdim, O Gene Kendi Dünyasında yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
yön
yön, @yon
9.3.2026 03:43:49
5 puan verdi
Emeğinize yüreğinize sağlık.kiymetli hocam
.İlhamımız bol olsun. kaleminizi yürekten kutluyorum.Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve.Selamlar
Oğuzhan KÜLTE
Oğuzhan KÜLTE, @oguzhankulte
9.3.2026 01:48:30
5 puan verdi
..."Çünkü annelik zamana bağlı değildir. Annelik bir ömürdür." Kısacası o denli farklı zenginliği bir araya getirip dile getirmeyi başarmış bir yazıydı ki bu alkışa mazhar. Her cümlesine imza atmak ve her bir paragrafından hikmet çıkarmak gerekir. Kadın kıymeti bilmeyenlerin insanlıklarının da sorgulanması gerektiği sonucunu örtülü de olsa yankılayan bu eser, toplum dinamiklerinin ve onun asıl yapı taşı olan ailenin içindeki rollleriyle kadının farkındalığını oldukça sade ve son derece de çarpıcı şekilde ortaya koymuştur. Kadınlarımıza vefa da anlamı taşıyan eserin kalemini yürekten kutluyorum. Nice kalıcı paylaşımlara diyor, saygı ve selamlarımı sunuyorum.
NAZMİ ŞENUSTA
NAZMİ ŞENUSTA, @nazmisenusta
8.3.2026 11:25:20
Anlamak bir ayrıcalıktır her anlamda kadın da olun ca bir başka anlam kazanıyor ..Yüreğinize sağlık üstat.
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
7.3.2026 22:26:01
5 puan verdi
Biz zannederiz ki kadına saraylar verince dünyalar onun olur; oysa kadının dünyası, sevdiklerinin bir sofranın etrafındaki gülüşüdür. Ali Rıza Bey ne güzel demiş; kadın evin kalbidir, o durursa hayat durur. Bir anne, yetmiş yaşındaki evladının saçındaki akta bile kendi ninnisini duyar. Biz onlara dünya sunduğumuzu sanırken, aslında onların merhametle kurduğu o koca dünyada nefes almayı öğreniyoruz. Onlar dünyayı kuran değil, dünyayı ayakta tutan asıl kahramanlardır. Bir dua, bir sıcak çorba ve bitmek bilmeyen bir sabır... İşte kadının bin dünyaya değişmediği o asıl hazinesi budur."
mesakin
mesakin, @mesakin
7.3.2026 22:01:26
5 puan verdi
Kadınlar Ailenin her şeyidir aslında,çocuklarının içte ve dışta koruyucusudur.Evi idare eden,kocasının ve çocuklarının kahrını çeken,durmadan çalışan,yemektır,temizliktir,hiç boş durmayan karınca ile rekabet eden kadınlar,Annelerımız şideti, hakareti hiç haketmiyorlar.
Güzel bir şiir olmuş tebrik ederim başarılarınızın devamını dilerim selâm ve saygılarımla
BEŞİĞİ KALEMDEN
BEŞİĞİ KALEMDEN, @besigikalemden
7.3.2026 21:46:47
5 puan verdi
Kadınları anlayan bir yüreğin harika yazısını okuttunuz .
Yüreğinize sağlık kıymetli hocam, kaleminiz hiç susmasın.
Saygılarımla 💐
bdbedri
bdbedri, @bdbedri
7.3.2026 21:07:46
5 puan verdi
Saygın Ali Rıza Coşkun’ bu dokunaklı metni, maddiyatın ve dış dünyanın görkeminin, bir kadının (özellikle de bir annenin) içsel derinliği ve kurduğu manevi krallık karşısında ne kadar sönük kaldığını naif bir dille özetliyorsunuz.
​İşte bu derinlikli ​Yazı, dış dünyanın sunduğu "bin dünya" değerindeki maddi imkanların (saraylar, altınlar, şehirler), bir kadının kendi kalbinde inşa ettiği "evrenle" kıyaslanamaz olduğunu vurguluyor. Yazarın perspektifine göre:
Dört duvardan ibaret bir ev değil; içinde şefkat, dua ve fedakarlık barındıran sonsuz bir maneviyattır.
Zamanın ötesinde bir bağdır; evlat kaç yaşında olursa olsun annenin gözünde hep korunmaya muhtaç o çocuktur.
Kadınlar, alkış beklemeden hayatın yükünü omuzlayan, aileyi bir mıknatıs gibi bir arada tutan sessiz güçlerdir.
​Biz kadınlara bir dünya sunduğumuzu sanırken, aslında onların sevgiyle kurduğu o güvenli dünyada barınmayı öğreniyoruz.
​Ali Rıza Coşkun, bu yazınızla "sahip olmak" ile "var etmek" arasındaki o ince çizgiyi çok güzel yakalamış. Genelde modern dünya başarıyı "dışarıda" ararken, yazar rotayı "içeriye", yani mutfağın kokusuna, annenin duasına ve bir evin ruhuna çeviriyor.
​Benim yorumum şu şekildedir:
Yazıdaki en çarpıcı nokta, kadının bir "mıknatıs" ve "kalp" olarak betimlenmesidir. Fizyolojik olarak kalp durduğunda bedenin ölmesi gibi, bir ailede kadının merhameti ve birleştirici gücü çekildiğinde o yapının sadece bir "bina" olarak kalacağı gerçeği çok nahif işlenmiş.
​Aristoteles’in "Dünyada dost yoktur" sözüyle başlayan bu yolculuk, aslında en sadık dostun ve sığınağın, karşılık beklemeyen o "anne şefkati" olduğunu kanıtlar nitelikte. Yazar, erkek egemen bir "dünya verme" yanılgısını nazikçe eleştiriyor: Kadına dünya verilmez; kadın zaten kendi dünyasını doğurur ve sevdiklerini o dünyanın içine kabul eder. Sonuç olarak; emekle, sabırla ve sessizlikle örülmüş bir hayatın, en şatafatlı saraydan daha korunaklı bir kale olduğunu hatırlatan, vicdanlara dokunan bir "vefa" yazısı olmuş.
Tebrik ederim..
Mehmet Ata
Mehmet Ata, @mehmetata
7.3.2026 20:03:12
Çok derin anlamlı yazı oldu kısaca şunu diyelim hocamızın dediği gibi dünyayı verdim o kendi dünyasında..bu gerçekten doğrudur kurduğu düzene saygı göstermezsen ne verirsen mutlu olmaz tebrikler hocam
Dilek Duru Günay
Dilek Duru Günay, @dilekdurugunay
7.3.2026 19:41:19
5 puan verdi
Çoğunluk kadınlarımız için ne kadar doğru tespitler. Farkındalık onun dünyasını anlayıp destekleyip güzelleştirmekle başlar dünyaları birleştirmek. Ama ikisinin yaratılış farklılıklarından ufak tefek farklılaşmaları da normal görmek gerek.

Bu güzel eserden dolayı sizi kutluyor ve tüm kadınlar adına teşekkür ediyorum.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL