4
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
226
Okunma

Emir
Orman kenarında tek katlı bir ahşap kulübeye yaklaştılar. Serkan, eğer uyuyorsa küçük Emir’i uyandırmayacak şiddette kapıyı hafifçe tıklattı. İçeriden:
“Kim o?!” diye bir bayan sesi geldi.
“Ben Serkan, açar mısın lütfen Asiye Yenge,” dedi Serkan.
Kapıyı genç bir bayan açtı.
“Hoş geldiniz,” diyerek içeriye davet etti Asiye Hanım…
“Müsaitseniz biraz kalıp, Emir’i de görüp gideceğiz,” dedi Hamdi, “bu arkadaşımızın ismi Nergis.”
“Hoş geldiniz Nergis Hanım,” dedi Asiye.
Evin bir odasından bir çocuğun ağlama sesi geliyordu. Nergis farkında olmadan eli odanın kapısına gitti ve açtı da… Bebek Nergis’i görünce ağlaması durdu. Önce biraz şaşkın, sonra da gülümseyerek baktı Nergis’e…
“Oğlum Emir,” dedi Asiye Hanım.
Emir’in yatağının yanında bir koltuk vardı. Asiye, “Buyurun oturun,” diye seslendi Nergis’e.
Nergis gözlerini Emir’den ayırmadan koltuğa oturdu. Emir halen gülümsüyordu. Emir’in başını okşamak için elini uzattığında Emir elini uzatarak Nergis’in bir parmağından tuttu… Emir’in minicik elinin sıcaklığı Nergis’in içini sevgi ve şefkatle doldurdu… Gözleri yaşardı.
O sırada Emir öbür elini de Nergis’e doğru uzattı. Nergis bunun ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken Asiye’nin;
“Ama abla yorgundur, yoldan geldi,” dediğini duydu ve Asiye’ye döndü.
“Benim ve babasından başkasının kucağına hiç gelmek istemezdi. Sizi çok sevdi,” dedi Asiye.
Nergis şaşırmıştı…
“Kucağıma mı gelmek istiyor?” diye sordu…
“Evet, ablası,” dedi Asiye.
Nergis biraz tereddüt ettikten sonra, belki canını acıtabilirim endişesiyle yavaşça kollarını uzattı Emir’e. Emir tuttuğu parmağı da bırakarak iki elini uzattı ve kucak isteğini iyice belli etti.
Nergis Emir’i kucağına aldı. Emir’in vücudu güçsüzdü. Kafasını Nergis’in göğsüne dayadı. Önce odadakilere baktı, sonra gözlerini Nergis’e çevirip gülümsedi.
“Çok mutlu oldu ablası,” dedi Asiye. “Allah sizden razı olsun!”
Nergis’in gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
“Durun bacım, ne oldu, sizi üzen bir şey mi oldu?” diye sordu Asiye.
Nergis, biraz nefes alıp, kendisini toparladıktan sonra;
“Hayır, ablacığım, aksine çok mutlu oldum. Çok duygulandığım için gözlerim yaşardı.” dedi.
Asiye ayağa kalkarak, “Ben şimdi size çay yapayım,” dedi.
“Hiç zahmet etme yenge,” dedilerse de Asiye;
“Ne zahmeti çocuklar,” dedi, “Emir’im sizleri görünce ne kadar mutlu oldu!” diyerek odadan çıktı. Bu sırada Nergis konuşulanları dinlemiyordu. Çünkü gözü Emir’in yüzündeki o tatlı gülümsemedeydi…
Hamdi ve Serkan Nergis’le Emir arasındaki beklenmeyen sevgi bağına hayranlıkla bakarken birbirlerine de anlamlı bir şekilde bakıştılar. Bu bakışlar, “Keşke Uzay da bunları görseydi,” anlamındaydı.
Asiye çayları yapıp getirdiğinde Emir, Nergis’in kucağında uyumuştu.
“Ayyy!” dedi Asiye. “Uyumuş yavrucak. Kucağından şimdi alırsam uyanır. Biraz daha dalsın da alırım.”
“Sorun değil ablacığım,” dedi Nergis. “Ben böyle iyiyim.”
“Ama çayınızı içemeyeceksiniz,” dedi Asiye.
“Olsun,” dedi Nergis. “Ben çayı biraz soğuk içerim. Biraz bekleyebilir.”
Evden çıktıklarında Nergis’in içi Emir’in sevgisiyle dolmuştu…
“Telefonumu ne yaptınız? Babam merak etmiştir,” dedi Nergis, “ona telefon etmem gerek.”
Hamdi, çantasından Nergis’in telefonunu çıkararak Nergis’e uzattı…
“Kapatmışsınız da telefonumu,” dedi Nergis. “Kim bilir ne kadar merak etmiştir babam!”
Telefonunu açmasıyla çalması bir oldu. Babası Kamil Bey telefondaydı.
“Nerelerdesin kızım?” dedi babası. “Seni çok merak ettim.”
“Babacığım, iyiyim ben, merak etme!” dedi Nergis. “Eve gelince görüşürüz.”
“Kızım, polis her yerde seni arıyor” dedi babası.
“Babacığım, polise neden haber verdin?” dedi Nergis. “Polislik bir durum yok. Derhal polisi arayıp, bir yanlış anlama olduğunu söyle”
“Kızım, şoförün verdiği ifadeye göre onu bayıltıp seni kaçırmışlar,” dedi babası.
“Babacığım lütfen,” dedi Nergis. “Polisi bu işe karıştırma. Her şeyi berbat edeceksin. Ben tahminen bir saate kadar eve gelirim. Şoför ifadesini değiştirsin, kimseden davacı olmasın.”
Nergis zor da olsa babasını ikna etmeyi başardı.
Nergis gruptan ayrılmadan önce onlara ulaşabilmek için telefon numarası istedi. Hamdi de Serkan da tereddütle birbirlerine baktılar… Belli ki hiç de yasal olmayan bu işte telefon numarası vermekten çekiniyorlardı. Onların bu tereddüdünü fark eden Nergis;
“Halen benden çekiniyorsunuz demek” dedi. “Hiç değilse Uzay’ın telefonunu verin. Size nasıl ulaşacağım başka?”
“Yok, bacım,” dedi Serkan. “Neden çekinelim. Sana güvenimiz tam. Ama anlayın işte, böyle bir şey ilk defa başımıza geliyor,” dedi ve devam etti.
“Ama mademki özellikle Uzay’ın telefon numarasını istedin, onu verelim sana. Bu olayın dışında kalmak onu üzecektir kesin. Hiç değilse böyle mutlu olur.”
Nergis’ten ayrıldıktan sonra Hamdi mutlu bir yüz ifadesiyle Serkan’a dönerek:
“Benim düşündüğümü sen de düşünüyor musun?” diye sordu.
“Evet,” dedi Serkan, “Bu kız da Uzay’a tutuldu!”
(Sürecek, gelecek bölüm: Kamil Bey)
Kadir Tozlu
BİR DOST KALEMDEN İNCİLER
Minik bir el tuttu, gönlü fethetti,
Şefkat pınarından bir damla yetti.
Korkular dağıldı, endişe bitti,
Yolların sonu hep Uzay’a gitti…..Ebuzer Özkan
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.