6
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
249
Okunma
Yaş on beş... Bahar dallarımızda renk ahenklerinin binbir tonunun olduğu yaşlar. Tabii o zamanlar hiç aklıma düşmezdi; gün gelip de "bizim zamanımızda" diye başlayan cümleler kuracağım. Zaman kurduruyormuş, öğrendik. Neyse efendim, uzatıp da baymayayım.
Bizim zamanımızda öyle kolay değildi evden çıkmalar, okul kırmalar ve öğretmene saygısızlık. Okulumuzun kız basketbol takımının maçına müdürümüz ve bir iki öğretmenimiz gözetiminde gidecektik; otuz öğrenci falandık. Okul bahçesinde toplandık; müdürümüz nelerin yapılmayacağına dair öyle bir bilgilendirme verdi ki lavaboya dahi gitmek öğretmen eşliğinde olacaktı, varın gerisini siz düşünün.
Kapalı spor salonunda bizlere ayrılan tarafa oturduk. Karşı takımın taraftarlarıyla aramızda bir hayli mesafe vardı. Öğretmenlerimiz yerlerini aldı; maçın başlamasını beklerken bir iki şarkı, marş söyledik; alkışlar, ıslıklar gırla... Arada kafalarımızı eğip rakip taraftarları da gaza getirmeyi ihmal etmiyorduk tabii ki.
Maç başladı; bismillah, daha beşinci dakikada hakem bizim kızlara "dütt" faul, "dütt" faul, "dütt" zaman ihlali, "dütt" adım ihlali, "dütt" zırt, "dütt" pırt... Yerimizde duramıyoruz, kan deli deli hücum ediyor, bağırıyoruz falan ama müdürün gözü üstümüzde. Olacak gibi değil! Hemen üç arkadaş kafa kafaya verip iki dakika demeden çözümü ürettik. Anında kulaktan kulağa yaydık. Gür sesli, iri kıyım olan erkek arkadaşımız ayağa kalktı:
— HAKEMM!
Diye bağırdı. Hemen ardından bizler kalktık, hep bir ağızdan:
— Üffürfengen rabbançik! Üffürfengen rabbançik!
Ardından avucumuzu patlatırcasına alkış...
Biz sustuk, salonda birkaç saniyeliğine derin bir sessizlik oldu. Müdürden de bir tepki yok, hatta yarım ağız bir gülüş... Onay da geldi, kim tutar bizi! Hakemin her düdüğünde bizde sistematik olarak aynı tepki. Tabii yenildik hakemin sayesinde.
Oldum olası küfrü sevmem lakin bazen bir rahatlamak istiyor insan. On beşli yaşlarda değilim; yıllar renk ahenklerimde değişiklikler yaptı, olsun; coşku aynı coşku. Şu yaşadığımız günlerde yanımda "HAKEMM!" diye bağıran yok, zaten "hakemler" var artık. Hiç sorun değil, şimdi buradan sesleniyorum:
Sağına, soluna, ortasına; ılımlısına, ılımsızına; arsıza, hırsıza, düş çalanlara, ömür törpülerine, ahlak satanlara; hayatı zorlaştıran, üzen, kıran, dağıtan ne varsa veyahut kimlerse... Bu sizin için gelsin:
ÜFFÜRFENGEN RABBANÇİK!
ÜFFÜRFENGEN RABBANÇİK!
Anladınız siz onu.
Seyide Doyran
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.