Elleriyle çalışan adam amele, elleriyle birlikte zihnini de çalıştıran adam usta, fakat elleri zihni ve kalbi ile çalışan sanatkardır. -- goethe
Hamdioruc
Hamdioruc

Zanilere mi vaadedildi bu topraklar...

Yorum

Zanilere mi vaadedildi bu topraklar...

0

Yorum

3

Beğeni

0,0

Puan

155

Okunma

Zanilere mi vaadedildi bu topraklar...

Zanilere mi vaadedildi bu topraklar...

Allah sevmez zanileri Gölgem ol der yarattıklarına Allah...İsrail zanisi için Gazzelinin evliyasını öldürüyor...

Sünnetullahın gölgesi olmalı eylemlerimiz hallerimiz duygu ve düşüncelerimiz...Allaha gölgesi yakındır...Allaha gölge ol der vahiy...

Esmaların Allahın gölgesi ol...emanetçisi ol...ülkülü ol esmalara secdeli ol aşık ol...der vahiy...ve doğal akıl-mantık

Allah’ın (cc) Değişmez Yasası/Sünnetullahtır...ayetler ve hadisler sunniliğe göre delildir ama ayetler ve hadisler nesh edilir..."Atlar yetiştir"dedi ayet füze sıçramış attır...Oktur...geliştirilmişidir atın...tanklar

Allah sevmediği eylem-hal duygu ve düşünceleri vahyetti:Kaderimizi tahlil etsek Allahın sevmediği eylemleri hallleri düşünceleri duyguları anlamamız mümkün...

Âl-i İmrân/137 : Şüphesiz ki sizden önce (Allah’ın iyi ve kötü toplumlara uyguladığı değişmez) yasaları geçti (yaşandı ve bitti). Yeryüzünde gezip dolaşın ve yalanlayanların akıbetinin nasıl olduğuna bir bakın.

İsrâ /77: (Bu,) senden önce gönderdiğimiz resûllerimiz için (belirlediğimiz bir) sünnettir/yasadır. Sen sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.

Ahzâb/38 : Allah’ın kendisine farz kıldığı şeylerde, Nebi üzerine bir günah yoktur. (Bu,) daha önceki ümmetlerde de Allah’ın geçerli olan sünnetidir/yasasıdır. Allah’ın emri belirlenmiş bir kaderdir.

Fâtır/ 43:Yeryüzünde büyüklenerek ve kötü tuzaklar kurarak (uyarıcıya karşı geldiler). Oysa kötü düzen, sahibinden başkasını kuşatmaz. Öncekilerin sünnetinden başkasını mı bekliyorlar? Sen, Allah’ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın sünnetinde bir sapma da bulamazsın.

Mu’min (Ğafir)/ 85: Azabımızı gördüklerinde iman etmeleri onlara hiçbir fayda sağlamadı. (Bu,) Allah’ın geçmiş toplumlar hakkındaki değişmez yasasıdır. İşte orada (Allah’ın sünneti gerçekleştiğinde) kâfirler hüsrana uğradılar.

Fetih/ 23 : (Bu,) Allah’ın (kâfirler hakkındaki) süregelen sünnetidir/değişmez yasasıdır. Sen, Allah’ın sünnetinde/yasasında bir değişiklik bulamazsın.

Atasözleri de sünnetullahları öğretiyor... "Su testisi su yolunda kırılır" ata sözleri de sünnetullahları öğreticidir...değişmeyen ilkeleri kaderi analiz ederler atasözleri de...

Allah’ın sünneti, kanunu. Lügatte "yol" manasına gelen sünnet, "Allah" adıyla birlikte kullanıldığında, Allah’ın kâinatı idare ederken koyduğu kurallar; Cenab-ı Allah’ın yaratıkları hakkındaki hüküm ve âdetleri anlamına gelir.


﴾22﴿ Eğer kâfirler size karşı savaşsalardı arkalarını dönüp kaçacaklar, bu durumda bir koruyucu, bir yardımcı da bulamayacaklardı.
﴾23﴿ Bu Allah’ın öteden beri uygulanıp gelen kanunudur, Allah’ın kanununda bir değişiklik bulamazsın.
Tefsir

Allah müminlere yardım etmeyi murat ettiği için, meselâ onlar Hudeybiye seferinde iken yahudiler veya müşrikler Medine’ye hücum etselerdi bile Allah’ın izin ve yardımı ile yenilecek, geri dönüp kaçacaklardı. Çünkü Allah, peygamberlerini insan topluluklarına gönderirken onlara dini tebliğ etme ve bir çekirdek ümmet oluşturma fırsatı da vermektedir; O’nun sünneti, âdeti, kanunu budur ve değişmezdir.Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 77

73 fırka peygamber vasisidir...Her asırda bir fırka vardır İlahi dini tebliğ eden...Nasıl bir ağaca bir kader koymuşsa Allah ve tekrar ediyorsa...peygamber hayatı da tekrar eder...Adı BEDİR olmasa da 73.fırka her asırda bir Bedir yaşar...bir uhud yaşar...Ben nerede hata yaptım dediğinde anlar hatasını...Hudeybiye seferindeyken Yahudiler Müslümanlara saldırmayı düşünmüşler..."Su uyur düşman uyumaz..."de.Sünnetullah tekerrür eder...Tarih tekekerrür eder...

Sünnetullah üç kısımdır:(Sorularla İslam)

1- Gönderilen peygamberlerin bölgesinde peygamberliklerine delâlet eden mucizeleri gördüğü halde inad edip bir türlü inanmayan ve peygamberleri yalanlayan kavimlerin helâk edilmesi sünnetullahtır. Peygamberlerin doğruluklarına delâlet eden beyyine ve mucizelerini gördükten sonra halkın bir kısmı onlara inanırlar. İman edenlerden sonra geriye ıslahı mümkün olmayan kalbleri katılaşmış, inatçı, bozguncu ve şerli insanlar kalır. İşte o zaman onlara helâk âyetleri gösterilir. Her zaman peygamberlerini yalanlayan inatçı, zalim kimse ve milletleri Allah Tealâ cezalandırmak için helâk etmiştir. Kur’ân’da da anlatılan sünnetullah ve sünnetül-evvelin’in ifade ettiği manâ budur. "Çünkü onlar yeryüzünde büyüklenmek, fena ve hileli tuzaklar kurmak istiyorlar. Halbuki kötü düzen ona ehil olandan başkasını sormaz. Onlar, daha evvelki ümmetler hakkında cari olan kanundan başkasını mı bekliyorlar? Sen Allah’ın kânununda asla bir değişiklik bulamazsın, sen Allah’ın kanununda aslâ bir döneklik de bulamazsın" (Fâtır, 35/43). Hz. Peygamber (s.a.s) de Allah’ın bu sünneti hakkında "Ümmetler peygamberleri yalanladıkları ve emrine âsî oldukları zaman, Allah onları helâk etmek suretiyle peygamberlerinin gözünü aydınlatıp memnun eder" buyurmuştur. (Müslim, Fadâil, 81).

2- "Allah, kendilerindeki güzel şeyleri (ahlâkı) bozup değiştirmedikçe bir kavme verdiği şeyleri (nimetleri) değiştirip almaz (Güzel ahlâkını bozması sebebiyle) bir kavme fenalık dileyince, artık onun reddine bir çare yoktur. Onlar için Allah’tan başka hiç bir veli ve yardımcı da yoktur" (er-Râ’d, 13/11) âyetinin hükmü gereği ilahi sünnet ve âdeti şöyle ifade etmek mümkündür: Allah Tealâ bir topluma iman, güzel ahlâk, amel ve sa’y-ü gayret gibi nefislerindeki kemâlât sebebiyle verdiği nimetlerin değiştirilip alınmasını, yine ahlâksızlık, küfür, gayretsizlik ve ciddiyetsizlik gibi kötü halleri kazanmasına bağlamıştır "el-Hükmü lil-ekser". Bir millet hakkında Allah’ın hükmü çoğunluğun iyi veya kötü olmasına bağlıdır. İyiler çoğunlukta olursa, iyilik, âfiyet ve diğer güzel haller husule gelir; kötüler çoğunlukta olursa, fitne, musibet, düşman tasallutu ve hezimetler gibi fenalıklar meydana gelir ve pek çok nimet elden gider. Göz göre göre pek çok fırsatlar kaçırılır. Yarıdan az iyilerin bulunması yetmez. Kurunun yanı sıra yaş da yanar.

İman, amel, ahlâk gibi nefislerindeki kemâlata bağlı olmadan bazı toplumlara verilip alınan nimetler, bu konunun dışındadır.

3. Yüce Allah, atomlardan yıldız, gezeğen ve göklerin durum ve hareketlerine kadar bir takım kanunlar koymuştur: "Böylece onları yedi gök olarak iki günde (devirde) var etti ve her göğe içini (kanununu) emretti (yerleştirdi)..." (Fussilet, 43/12). Bu kanunlar, eşya ve olaylar arasındaki sabit nisbetlerdir. İlmi çalışmaları esnasında, insanlar, bunların bir kısmını gözlemleyerek formüle etmeğe muvaffak olmuşlardır. Bunlara ilimde, değişmez münasebetler denir. Fizik, Kimya ve Biyoloji kanunları gibi. Bu kanunlar, zorunlu olmayıp mümkün ve hâdistirler; kıyamete kadar değişmezler. Meselâ, Allah Tealâ, dünyada canlıları yaratmış, sonra bunları tekrar tekrar yaratmayı (canlıların cinslerinin devamını) tohum hücrelerine bağlamıştır. Her canlı cinsinin tohumundan o canlı cinsine ait ferdler vücuda getirilir. Buğdaydan buğday biter, arpa bitmez. Koyundan koyun doğar, kurt doğmaz. Fakat her canlı cinsinin tohum hücrelerine o canlının planını koyan ve bundan canlıyı yaratan Allah’tır.

Tabiat kanunları (eşya hakkındaki sünnetullah) eşyanın özünden gelen ne bir emir, ne de müstakil olan bir kuvvettir. Çünkü atomlar ve bunlardan meydana gelen eşya ve canlıların vücudunda malzeme olarak kullanılan elementler; cansız, şuursuz, akılsız, âtıl ve dağılıp saçılan şeylerdir (en-Nahl, 16/20-21). Eşya üzerindeki bu kanunların değişmezliği kendi zatlarından gelmeyip bunları yaratıp koyan böyle istediği için bir müddet sabittirler. Bunlar, Allah’ın iradesi ve emri altındadırlar. Allah dilerse, bunları değiştirir, yerine başkalarını koyar. Nasıl ki bir otomobilin yapılış ve işleyişi akıllı bir yapıcıya muhtaçsa; kâinatın düzenli işleyiş ve hareketleri de şuurlu ve bilgili bir yaratıcıya muhtaçtır. Otomobilin yapıcısı isterse, onun hızını artırmak gibi işleyiş tarzında değişikliği yapabilir veya onun hızını durdurabilir. Kâinata işleyiş düzenini veren zat da isterse onun bu düzenini değiştirebilir ve tekrar da ona eski nizamını verebilir.

Allah Teâlâ’nın yarattığı her şey mümkündür. Mümkün; varlığı ve yokluğu zatının muktezası (özünün gereği) olmayan, varlığı da yokluğu da eşit bulunan, var olması ve devam etmesi için mutlaka bir sebep ve yaratıcıya muhtaç olan şey, kanun ve olaydır. Mümkün, şöyle de tarif edilebilir: Akılda, öznesi ile yüklemi arasında çelişiklik bulunmayan bir fikir ve tasavvurdur ki, hariçte buna tekabül edecek varlığı için mutlaka bir sebep ve yaratıcıya muhtaç olur. Bu yaratıcı da varlığı mümkün olmayıp vacib bizatihi (zatından dolayı zorunlu) olan ve varlığında hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’tır.(Sorlarla İslam)

Kur’ân-ı Kerim’de Cenab-ı Allah’ın birçok sünneti zikredilmiştir.

Evet...Zaniye vaadedilmedi bu topraklar...de...doğal akılla oynama...Ata sözlerinin mantığıyla oynama...gör görür akıl kaderi okur ve Allahı bilir...vahiy sadece ölçüdür...Onaydır...

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Zanilere mi vaadedildi bu topraklar... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Zanilere mi vaadedildi bu topraklar... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Zanilere mi vaadedildi bu topraklar... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL